İSTANBUL (Medyascope) – Okul saldırılarını değerlendiren Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, olayların bireysel değil sistemsel bir sorun olduğunu vurgulayarak devletin ve toplumun sorumluluğuna dikkat çekti.
Videonun özeti
- Ruşen Çakır, okul saldırılarını yalnızca bireysel vakalar olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirtiyor.
- 14 yaşındaki saldırganın psikolojik durumu üzerinde durulurken, asıl sorumluluğun sistemde olduğunu vurguluyor.
- Çakır, medyanın olayları hızla servis etmesini eleştiriyor ve siyasetin bu tür olaylarda gözardı edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.
- Benzer saldırıların kamuoyunda yeterince yer bulmadığını ve bu olayların bir zincirin parçaları olabileceğini savunuyor.
- Son olarak, devlet kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekiyor ve şiddet içerikli yapımların gençler üzerindeki etkisinin sorgulanması gerektiğini dile getiriyor.
Ruşen Çakır, “Okul saldırıları: Tabii ki siyasi” başlıklı yayınındaTürkiye’de artan okul saldırılarını ele alarak, olayların yalnızca bireysel vakalar olarak değerlendirilmesine eleştiriler yöneltti. Çakır, özellikle Kahramanmaraş’ta 10 kişinin hayatını kaybettiği saldırı üzerinden yürüyen tartışmaların, sorumluluğu dar bir çerçeveye hapsettiğini savundu.
“Fatura çocuğa kesiliyor”
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, 14 yaşındaki saldırganın psikolojik durumuna odaklanan yayınların ve görüntülerin sürekli dolaşıma sokulmasının, olayın tüm yükünü çocuğa yıkma çabası olduğunu söyledi. Saldırganın babasıyla birlikte atış talimine götürüldüğüne dair görüntülerin de tartışıldığını hatırlatan Çakır, bu noktada yalnızca aileyi değil, silaha erişimi mümkün kılan sistemin de sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Babanın sorumluluğunu kabul etmekle birlikte, bir poligonun 14 yaşındaki bir çocuğu nasıl kabul ettiğinin asıl kritik soru olduğunu dile getiren Çakır, medyanın bu tür görüntüleri hızla servis etmesini “gazetecilik açısından sorunlu” olarak nitelendirdi. Olayların siyasi boyutunun görmezden gelinmemesi gerektiğini belirtti.
“Bu tür olaylar siyasete alet edilmemeli” söylemini eleştiren Çakır, okul saldırılarının da tıpkı diğer toplumsal krizler gibi siyasi bağlamdan bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etti. Olayların yalnızca bireysel psikolojiye indirgenmesinin, daha geniş sorumluluk alanlarını örtbas ettiğini savundu.

“Benzer vakalar unutuluyor”
Çakır, Kahramanmaraş saldırısından kısa süre önce Siverek’te yaşanan ve 16 kişinin yaralandığı saldırının kamuoyunda yeterince yer bulmadığını hatırlattı. Eskişehir’de 2024 yılında yaşanan benzer bir olayın da gündemden hızla düştüğünü belirterek, bu tür saldırıların münferit değil, birbirini tetikleyen bir zincirin parçaları olabileceğini söyledi.
“Asıl sorumluluk devlette”
14 yaşındaki bir çocuğun okula birden fazla silahla girebilmesinin ciddi bir güvenlik zaafı olduğunu belirten Çakır, Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere devlet kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekti. Yetkililerin yalnızca taziye ve ziyaretlerle sınırlı kalmaması gerektiğini, kapsamlı bir öz eleştiri yapılmasının şart olduğunu ifade etti.
Toplumda biriken öfkenin göz ardı edilemeyeceğini söyleyen Çakır, bu atmosferin oluşmasında medya ve popüler kültürün de payı olduğunu dile getirdi. Şiddet içerikli yapımların çocuklar ve gençler üzerindeki etkisinin sorgulanması gerektiğini belirtti.








