ABD Dışişleri Bakanlığı, insan hakları raporunda Türkiye’ye 63 sayfa yer ayırdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD Dışişleri Bakanlığı 2018 insan hakları raporunu yayımladı. 200’e yakın ülkenin insan haklarına ilişkin uygulamalarının değerlendirildiği raporda Türkiye’ye 63 sayfa ayrıldı. Raporda 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL dönemi uygulamaları ile Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler konusunda 2018’deki birçok uygulaması eleştiriliyor. 

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun açıkladığı raporda, 19 Temmuz 2018’de yürürlükten kaldırılmasına rağmen OHAL’in hak ve özgürlüklerin kullanımı açısından yaygın etkilerinin halen sürdüğü yer aldı. OHAL döneminde en az 130 bin kamu görevlisinin görevden uzaklaştırıldığı ve 1500’den fazla STK’nın terörle ilişkili olduğu iddialarıyla kapatıldığı da raporda yer aldı.  

Türkiye’deki insan hakları sorunları raporda, 10’dan fazla ana başlıkta inceleniyor. Bu başlıklar şöyle: Keyfi infaz, gözaltında şüpheli ölümler, işkence, muhalif milletvekilleri, avukatlar, gazeteciler, yabancı ülkelerin vatandaşları, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde çalışan üç Türk vatandaşı dahil on binlerce kişinin terör örgütleriyle ilişkide oldukları iddiasıyla keyfi şekilde gözaltına alınması, seçimle göreve gelen yetkililerin ve akademisyenlere karşı gözaltı uygulaması, medya kuruluşlarının kapatılması, internet sitelerinin engellenmesi, toplanma ve gösteri özgürlüğünde ciddi kısıtlamalar, kadınlara, LGBTI bireylere ve diğer azınlık gruplara karşı şiddet. 

“Afrin Harekâtı uluslararası hukuka uygun şekilde yürütüldü”

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 2018’in Ocak ayında düzenlediği Afrin Harekâtı da raporda yer aldı. Operasyonda sivil kayıplara ilişkin bildirimler olduğu fakat harekatın genel anlamda uluslararası hukukun gerekliliklerine uygun şekilde yürütüldüğü ve ordunun sivil can kaybından mümkün mertebe kaçındığı ifade edildi. 

İşkence ve cezaevi koşulları

Raporda işkencenin Türkiye’de Anayasaya göre yasak olduğu fakat buna rağmen yer yer işkence tekniklerinin uygulandığı iddialarına yer verildi. Terör suçlamalarıyla gözaltına alınanların zorla itirafta bulunmaları için birtakım işkence teknikleriyle sorgulandıklarına dair ciddi iddiaların olduğu ve yetkilerin bu iddiaları araştırma ya da önlem alma konusunda gerekli adımları atmadığı da raporda belirtiliyor. 

Raporda ayrıca, Türkiye’deki cezaevlerinin birçok yönden uluslararası standartları genel anlamda karşıladığı fakat buna rağmen 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kitlesel şekilde yapılan gözaltılar sonrası cezaevlerinin kalabalıklaştığı tespiti de yer aldı. 

 “Savcılar terör ve ulusal güvenlik tehdidi gibi kavramları çok geniş tanımlıyor”

Raporda savcıların terör ve ulusal güvenliğe yönelik tehditlere ilişkin geniş bir tanım kullandığı ve bu sebeple 10 HDP’li milletvekili ve 46 HDP’li belediye başkanıyla birlikte birçok insan hakları aktivisti ve gazetecinin tutuklandığı belirtildi. HDP Eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da 2016 yılından bu yana cezaevinde olduğunun altı çizildi. 

Basın ve ifade özgürlüğü

Raporda Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre Türkiye’de Aralık 2018 itibariyle 73 gazetecinin cezaevinde olduğu, Türkiye dışındaki birçok gazetecinin de tutuklanma ihtimaliyle karşı karşıya olduğundan ülkelerine dönmediği belirtildi. Ayrıca Türkiye’de bireylerin devlet ve hükümeti kamuoyu önünde dava ya da soruşturma açılması riski olmadan eleştiremediği de vurgulandı.

İşçilerin çalışma koşulları

Raporda İstanbul’daki yeni havalimanı işçilerinin çalışma koşullarını ve ödenmeyen ücretleri protesto için yürüyüş düzenlediği, polislerin yürüyüşe engel olduğu ve akabinde yüzlerce işçinin gözaltına alındığı da yer aldı. Ayrıca protestoya konu olan koşullar altında 27 işçinin hayatını kaybettiği de hatırlatıldı. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus