Yeni Zelanda, saldırıların ardından ifade özgürlüğünün sınırlarını tartışıyor

50 kişinin hayatını kaybettiği 15 Mart’taki Christchurch saldırılarının ardından Yeni Zelanda, saldırganın kaleme aldığı manifestonun geçtiğimiz cumartesi yazılı ve görsel basını denetleyen üst kurulun şefi tarafından yasaklanması üzerine ifade özgürlüğünün sınırlarını tartışmaya başladı. 

Nick Perry imzalı haberde belirtildiğine göre, yasağa göre manifestoyu bilgisayarında bulunduranlar 10 yıl, üçüncü kişilere gönderdiği anlaşılanlar ise 14 yıl hapis cezası talebiyle yargılanacak. 

Şef David Shanks saldırgan Brenton Tarrant’ın manifestosunun, yaptığı korkunç zalimliklere meşruiyet kazandırma amacı taşıdığını ve potansiyel saldırganlara fikir veren niteliği dolayısıyla teröre teşvik edici olduğunu söyleyerek yasağı savunsa da, bazıları yasağın hem belgeyi hem de saldırganı mistik bir nesne haline getirerek daha ilgi çekici kılabileceği endişesini taşıyor.

Düşünce Özgürlüğü Koalisyonu’ndan (FSC) Stephen Franks’a göre, saldırının video görüntülerinin kullanılmamasında herkes hemfikir olsa da, manifestonun yasaklanması ölçüyü fazla kaçırmak anlamına geliyor: “İnsanlar, komplo teorilerine ve gizli saklı şeylere yer olmadıkça birbirlerine de liderlerine de daha fazla güvenir. (…) İnsanların yapacağı çıkarıma güvenmek yerine, bu gibi şeylere ulaşılmasını tamamen engellemenin beraberinde getireceği risk ve zarar daha çok daha büyük olabilir.” Kendisinin, “Kavgam” kitabının Yeni Zelanda’da yasaklanmasıyla birlikte Adolf Hitler’in hayatını merak etmeye başladığını söyleyen Franks, başkalarının da bu duyguya yabancı olmadığı görüşünde.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, saldırganın amaçlarından birinin de adını duyurmak olduğunu, bu nedenle kendisinin saldırganın adını dahi anmayacağını söylemişti. Ardern’in bu açıklamasının ardından yerel basında Tarrant’ın adının telaffuz edilip edilmemesi tartışılmıştı. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar