“Küresel kıyameti önlemenin tek yolu isyan!”

İklim değişikliği ve çevre sorunlarını araştıran Guardian gazetesi köşe yazarı George Monbiot, dün Londra’a düzenlenen iklim değişikliği ile mücadele amaçlı protesto eylemlerinden yola çıkarak, gezegenin içine girdiği ekolojik krizden çıkış için tek yolun kitlesel sivil itaatsizlik eylemleri olduğunu yazdı. “Siyasetçileri önlem almaya zorlamanın tek yolu bu” diyen Monbiot’un “Küresel kıyameti önlemenin tek yolu isyan!” başlıklı yazısını özetle aktarıyoruz:

Eğer hiçbir şey yapmamak için bahane bulmaya harcadığımız çabayı, çevre felaketini önlemek için göstermiş olsaydık, şimdiye dek bu sorunu çözmüş olurduk. Nereye dönüp baksam, insanlar karşı karşıya oldukları ahlaki sorunla yüzleşmemek, onu başlarından savmak için bahaneler uyduruyorlar. En yaygınlarından biri şöyle: “Eminim bu protestocuların cep telefonları vardır/tatile uçakla çıkıyorlardır/deri ayakkabı giyiyorlardır.” Bir başka deyişle, [filozof Diyojen gibi] bir fıçının içinde çıplak yaşamayan kimsenin sözüne kulak asmayız, diyorlar. Tabii fıçının içinde çıplak yaşayanların sözlerini de, “kaçık hippiler” oldukları gerekçesiyle kaale almazlar.

İklim krizi derinleştikçe ve İklimİçinGençlikBoykotu (YouthStrike4Climate) ve Yokoluş İsyanı  (Extinction Rebellion) gibi protesto hareketleri bu meseleyi görmezden gelmeye devam etmemizi zorlaştırdıkça, ahlaki açmazdan ve sorumluluktan kaçmak için giderek daha yaratıcı bahaneler uyduruluyor. Hepsinin gerisinde ise, iş gerçekten ciddiye bindiğinde birinin gelip bizi kurtaracağına dair yerleşik bir inanç yatıyor. Ama hayır, öyle birisi yok. Sadece biz varız. Siyasetçiler, bırakın bu muazzam varoluşsal sorunsalı, kısa vadeli krizlerle bile baş etmekten aciz ve isteksizler.

Naifçe siyasete etki etmek için elimizden gelen tek şeyin oy vermek olduğuna inandırmışız kendimizi. Oysa oy vermek, elzem olmakla birlikte, net taleplerin sıralandığı ve içinde farklı politik grupların büyüyüp gelişmesine olanak tanıyan kitlesel protesto hareketleri ile desteklenmediği sürece yetersiz, cılız bir araç.

Gezegenimizdeki yaşamın korunması için ne siyasetçilere ne de medyaya güvenebiliriz. Bizi zarar görmekten koruyacak iyi kalpli bir otorite yok. Kimse bizi kurtarmaya gelmeyecek. Sadece birbirimiz varız ve kendimizi korumanın tek yolu birlik olmamızdan geçiyor.

Bir gün bizi de etkileyecek felaketler karşısında umutsuzluk beyan emek, “Elden ne gelir” demek, gerçekle yüzleşmekten ve sorumluluk almaktan kaçmanın bir başka yöntemi. Kendimizi zaten çok geç kalındığını ileri sürerek kandırmaya, meselenin ahlaki boyutundan kaçmaya çalışabiliriz, ama böyle yaparak başkalarını ölüme mahkum etmiş oluyoruz. İklim felaketi şu anda birçok ülkede insanların hayatlarını altüst ediyor. Zengin dünyanın tüketim biçiminden kaynaklanan korkunç koşullarla mücadele etmek, bu koşullara karşı pratik çareler üretmek zorundalar. Hıristiyanlar haklı: umutsuzluk günahtır. Belki bazı kayıplar için geç kalınmış olabilir ama küresel ısınma ve kaynakların vahşi tüketimi devam ettikçe, radikal bir dönüşümle pekâlâ engellenebilecek olan çok daha büyük kayıplar yaşanacak.

Erica Chenoweth’in tarihsel analizinin ortaya koyduğu gibi, barışçıl kitlesel bir hareketin başarılı olabilmesi için nüfusun en fazla yüzde 3,5’inin mobilize olması yeterli. Ultra-sosyal memeliler olarak insanlar, sosyal akımlardaki değişimi fark ederler ve bir kez statükonun değiştiğini kavradıktan sonra da, birinden diğerine hızla geçerler.

Kendini adamış, sesi güçlü çıkan bir yüzde üç buçuk, yeni bir düzen kurulması talebi arkasında birleşirse, bunun sosyal bir çığ başlatması kaçınılmaz olur. Bu eşiğe ulaşmadan havlu atmak ise umutsuzluktan da beter: Bu tam bir bozgunculuk olur.

Bugün Yokoluş İsyanı hayat-destek sistemlerimizi korumak için dünyanın dört bir yanında sokağı mobilize ediyor. Cesur, şiddet içermeyen ama olağan akışı da aksatan eylemlerle, iklim sorununu siyasetin gündemine sokmaya çalışıyorlar. Hayır, bu insanlar bizi kurtarmaya gelmedi. Onların başarısı bizlere bağlı. Gidişatı değiştirecek kritik eşiğe ancak aramızdan yeterli sayıda kişi bu inkâr ve umutsuzluk halinden silkinip onların arasına katılırsa ulaşabileceğiz. Artık bahane uydurma zamanı geçti. Artık yaşamı reddeden mevcut düzeni devirme zamanı. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar