Cumhuriyet davası avukatları: “Mahkemenin infazı durdurması hukukun gereğidir”

Cumhuriyet gazetesi davası avukatları, istinaf mahkemesinin hapis cezalarını kesinleştirme işlemleri üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamada infazın durdurulmasının hukukun gereği olduğu vurgulandı. Avukatlar, kararı veren yerel mahkemeye de infazın durdurulması için dilekçe sundu. 

Cumhuriyet gazetesi davasında hapis cezasına çarptırılan eski çalışanlar hakkındaki kesinleşme kararı geçtiğimiz hafta UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) sistemine yüklendi. Bundan sonraki aşamada dava dosyası kararı veren mahkemeye ulaştığında 5 yılın altında ceza alan eski Cumhuriyetçilerin cezaevine girmesi bekleniyor. Dava avukatları, konuyla ilgili bugün İstanbul Barosu’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına yeniden hapse girecek Musa Kart, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara, Güray Öz ve Emre İper de katıldı. 

Basın açıklamasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, TİP Hatay Milletvekili Barış Atay, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği Eş Direktörü Barış Altıntaş, Gazetecileri Koruma Komitesi Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret’in de aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci takip etti. Basın açıklaması metnini avukat Tora Pekin okudu. Dava sürecini özetleyen Pekin’in konuşmasından öne çıkan kısımlar şöyle:

“FETÖ sanığı savcının soruşturma yürütmesi olağanmış”

“Soruşturmayı yürüten savcının FETÖ üyeliğinden yargılanan, hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen bir sanık olduğunu görüyoruz. Bu durumu hemen Hakimler ve Savcılar Kurulu’na şikâyet etmiştik ama geçenlerde yanıtı geldi, hukuka aykırı bir yan yokmuş bunda. Bir örgüt suçlamasını o örgütün üyesi olmakla suçlanan bir savcının yürütmesi olağanmış.”

Şüpheli şirketin sahibi bakan oldu

“Hayal gücümüzü ne kadar zorlarsak zorlayalım, bir turizm şirketini aramış olmaktan dolayı tutuklandığımız bir kişinin ‘bakan’ yapılmasını anlayamadık. Tutuklanma gerekçeleri arasında ETS adlı turizm şirketini telefonla aramak da vardı. Sahibi şu anda turizm bakanı.”

“Gazeteciliğe duyulan öfke”

“Karara baktığınızda sadece yaptığımız haberler, attığımız başlıklar ve birkaç köşe yazısının suç delili olduğunu görüyoruz. Bu yayınlarla, diğer deyişle sadece gazetecilik faaliyetiyle üç terör örgütüne birden üye olmamakla birlikte yardım ettiğimize karar verildi. Bağımsız gazeteciliğe, doğru haberciliğe duyulan öfkenin bir sonucu olarak verilen cezalarda alt sınırdan uzaklaşıldı 3 yıl 9 aydan 8 yıl 1 ay 15 güne varan cezalara hükmedildi. Ki uygulamada bunun örneği yok. Bu karara karşı 200 sayfalık bir dilekçeyle itiraz ettik ve duruşma istedik. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, duruşma isteğine yanıt bile vermedi. İtirazlarımızı da tek bir cümleyle hiçbir gerekçe göstermeden reddetti.”

“En büyük sorun üretici TCK 220/7”

“Türk Ceza Kanunu’nun 220/7 maddesine de kısaca değinmek istiyoruz, çünkü Türkiye’nin en büyük sorun üreticilerinden biri şu anda bu madde. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu maddenin belirsiz olduğunu, bu nedenle yasa niteliği taşımadığının altını çiziyor. Venedik Komisyonu maddenin tamamen kaldırılmasını, eğer bu olmazsa en azından ifade özgürlüğü ve toplantı gösteri özgürlükleri için uygulanmaması gerektiğini vurguluyor. Fakat maalesef siyasal iktidarı eleştiren gazetecilerin ve hatta sosyal medyada birkaç satır yazan yurttaşların yazdıkları, çizdikleri, savcı ve yargıçlarımız tarafından bu kapsamda suç sayılmaya devam ediliyor. Hukuken TCK’nın 220. maddesinin yeniden ele alınmasının zorunluluğuna bir kere daha işaret ediyoruz.”

“İnfazın durdurulması hukukun gereğidir”

“İnfazı, yani arkadaşlarımızın ne zaman cezaevine gireceğini merak ediyorsunuz. Bizim görüşümüz girmemeleri gerektiği yönünde. Zira dosya, aldıkları ceza 5 yılın üstünde olan arkadaşlarımız için Yargıtay’a gitti. Belki de ve umarız ki Yargıtay bu hukuk dışı süreci sona erdirecek bir karar alacak ve mahkûmiyet kararını bozacak. Böylece cezası 5 yıldan çok olan altı Cumhuriyet mensubu tekrar cezaevine girmeden bu iş bitmiş olacak. Ama yasanın ilgili maddesi 5 yılın altı ceza alanlar yönünden Yargıtay yolunu kapattığı için aynı dosyada, aynı eylemlerle, aynı suçlamayla yargılanan ve mahkûm edilenler cezaevine sokulmak isteniyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil ve kanun önünde eşitlik ilkesine açıkça aykırı. Nitekim hem Yargıtay Başkanı Sayın Cirit, hem Adalet Bakanı Sayın Gül bu düzenlemenin mağduriyet yarattığını kabul eden açıklamalar yaptılar. Belki de önümüzdeki günlerde yasa düzeltilecek. Biz bugün bu çok açık hukuka aykırılığın göz önüne alınarak infazın durdurulmasını talep ettiğimiz dilekçeyi İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunacağız. Mahkemenin infazı durdurması hukukun gereğidir.”

Anlatılan Türkiye’de basın özgürlüğünün hikayesidir”

“Bu arada tutuklamaların haksızlığına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığımız bireysel başvuruların iki yılı aşkın süredir ele alınmadığını hatırlatalım. AYM ya da AİHM, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni gözeten bir karar vermiş olsalardı bugün burada olmayabilirdik. Son olarak belirtmek isteriz ki her ne kadar bugün Cumhuriyet davasını hatırlatmak için buradaysak da gerçekte anlatılan Türkiye’de basın özgürlüğünün hikayesidir.”

Ceza tehditleri gerçeği değiştirmeyecek”

Basın açıklamasının ardından, cezaevine girmesi beklenen eski Cumhuriyet çalışanları konuştu. Musa Kart, 40 yıldır sadece karikatür çizdiğini söyledi ve şöyle devam etti:

“Davalara, soruşturmalara, hapisliklere karşı tercihimin doğruluğundan hiç kuşku duymadım. Bir özür bekliyorum. Ülkede korku iklimi yaratmak için bizleri cezaevine attıklarını artık herkes biliyor. Arkadaşlarım tarihi savunmalarla suçlamaların tümünü çürüttü. Buna karşın üst mahkeme duruşma olmaksızın, savunmalarımızı almadan bir paragraflık kararla cezayı onadı. Ne yazık ki bu dönem duruşmasız, savunmasız yargılama dönemi olarak anılacak. Günümüz siyasetçilerin mizah duygusuna sahip olmadığını düşünenler var. Duruşmasız, savunmasız yargılanmak mizah değilse ne? Bizler cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe, hukukun üstünlüğüne, ifade özgürlüğüne, birlikte yaşam kültürüne inanan insanlarız. Ceza tehditleri gerçeği değiştirmeyecek. Bu da böyle bilinsin. Meslek haysiyetlerini her şeyin üstünde tutan dostlarımla tekrar cezaevine gireceğiz.”

Kart, gazetecilerin sorusu üzerine, “Yaşadıklarımızda bir ölçüde Cumhuriyet gazetesinin mevcut gazete yönetiminin de rolü var. Takdir edici bir dayanışma fotoğrafının olmadığını söyleyebiliriz” dedi. Kart, dava kapsamında FETÖ irtibatına gerekçe gösterilen ETS Turizm’e telefon etmesiyle ilgili olarak da, “Ben bir FETÖ şüphelisini aradım. Peki bu şüpheli kurum araştırıldı mı? Bu araştırma sonucunda benim aradığım telefon FETÖ ile irtibatlı değilse, bu kurum FETÖ ile bağlantılı değilse, ben neden 9 ay yattım cezaevinde” diye sordu.

Devlet bize ‘pardon’ diyecek”

Avukat Mustafa Kemal Güngör de, davanın siyasi bir dava olduğunu vurguladı ve şöyle konuştu:

“Bizler üzerinden toplumun her kesimine sopa gösteriliyor. Kimse yazmasın, kimse eleştirmesin diyorlar. Bunlar yapılırsa da derhal yargı devreye giriyor. Aslında bizi yargılatanlar da, yargılayanlar da bizim suçsuz olduğu biliyor.Terör örgütüne gerçekte kimin yardım ettiğini herkes biliyor, tüm Türkiye biliyor. Garabete ve vahamete bakın ki yargılanan gerçek suçlular değil. Fethullah Gülen gerçeğini 40 yıldır Cumhuriyet gazetesi ve bizleranlattık. İnsan Orwell’in 1984’ünü düşünmeden edemiyor. Bu davada baştan sona kadar basın ve ifade özgürlüğü adil yargılanma hakkımız ihlal edildi. Ceza hukukunun tüm evrensel ilkeleri ayaklar altına alındı. Sadece hukuka değil Anayasa ve hatta yasaya aykırı bir kararla mahkûm edildik ve cezaevine gireceğiz. Arkadaşlarımız temyize gittiğinde ola ki dürüst yargıçlar kararı bozacaklar. Bu karardan otomatik olarak biz de yararlanacağız. Devlet de bize ‘pardon’ diyecek. Bütün bunları istinaf dilekçesinde de belirttik ancak kimseye dinletemedik. Hukuk sistemimiz bize kaale almadı. Bize içeride, size dışarıda kolay gelsin. Hoşça kalın.”

Biz hep umutluyuz”

Gazetecilerin mahkemeye sunulan infaz durdurma talebiyle ilgili umut olup olmadığını sorması üzerine avukat Fikret İlkiz, “İnfaz durdurma talebinden umutlu değiliz. Bir eşitsizliği önlenmesi bakımından önem arz ediyor. Hukuka inandığımızdan belki kendimizi kandırdığımızdan bu yola başvuracağız. Biz hep umutluyuz” dedi. İlkiz, dava kapsamında mahkûm edilenlerin Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduklarını ancak şimdiye dek incelemeye alınmadığını anımsattı ve “Herhalde infaz bitikten ya da Yargıtay karar verdikten, belki infazlar tamamlandıktan sonra karar verecekler. Bu kadar gecikmenin nedeni adil yargılanma hakkının ihlalidir. AİHM’in önünde duran ödev daha vahimdir. AİHM ve AYM’nin ne işe yaradığını sormak gerekir” diye konuştu.

Avukat Duygun Yarsuvat da, davanın proje bir dava olduğunu belirterek, “Proje Cumhuriyet gazetesini ortadan kaldırmaktı. Bakmayın şimdi durduruldu. Ülkemizde karşı görüşte olanların ortadan kaldırılması için sistematik bir davranış vardır, bu da onun sonucudur. Bundan sonra da devam edecektir” dedi. 

Koalisyon ürünü dava

Gazetecilerin Cumhuriyet gazetesinin mevcut yönetimden bir özür gelip gelmediğini sorması üzerine davada yargılanan avukat Akın Atalay, cevap verdi. Atalay, böyle bir özür gelmediğini aktararak şunları söyledi: “Bu davanın arkasında zaten yalnızca siyasi irade yoktu. Bu bir koalisyondu. Bu gazete çok kadim bir gazete olduğu için ekonomik tehditlerle ele geçiremeyecekleri için içeriden bir anahtar gerekiyordu. Birkaç kişi bu işi yerine getirdi. Bunların yakın gelecekte tekrar gündeme geleceğine inanıyorum. Bu kişiler o değirmene su taşıdı.” 

Tarihe geçtim”

Son sözü Cumhuriyet Vakfı Eski Başkanı ve İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç aldı. Erinç, “Arkadaşlarımın istinaf kararıyla cezaevine girme durumu üzüyor. Diğer üzücü şey de tanıdığımı sandığım arkadaşlarımı yeniden tanımak. Bu kararla basın tarihine geçtim. Sanırım gazetecilik yaptığı için ceza alan en yaşlı ve kıdemli gazeteci benim” dedi. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar