İmamoğlu’nun en az oy aldığı Akfırat Mahallesi: “Biz Binali Bey falan bilmeyiz, biz Tayyip’çiyiz”

Akfırat, Ekrem İmamoğlu’nun yüzde 3,6 ile en az oy aldığı mahalle. İstanbul’un merkezine oldukça uzak olan 2439 nüfuslu bu yerleşim biriminde Binali Yıldırım 95,6 oranında oya sahip. Peki Akfırat sakinleri YSK’nın iptal kararına dair ne düşünüyor? Büşra Cebeci ve Murat Utku, Tuzla’ya bağlı Akfırat Mahallesi sakinlerine YSK’nın iptal kararını sordu.

YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal etme kararının ardından Ekrem İmamoğlu’na en az oyun çıktığı Tuzla’ya bağlı Akfırat Mahallesi’ndeydik.

Burası geçmişte belediye olan, daha sonra köy statüsünde Tuzla’ya bağlanan 2439 nüfuslu bir yerleşim yeri.

1705 kayıtlı seçmenin bulunduğu Akfırat’ta 31 Mart Yerel Seçimlerinde Binali Yıldırım’a 1451, Ekrem İmamoğlu’na ise 45 oy çıkmıştı.

Peki Akfırat sakinleri seçimin iptal edilmesi konusunda ne düşünüyor?

“Binali beyi bilmeyiz, biz Tayyip’çiyiz”

Akfırat’a vardığımızda gözümüze ilk çarpan buranın oldukça sessiz ve tenha oluşu oldu. İlk olarak bir bakkala girdik ve dükkan sahibine sorularımızı yönelttik. Kendisi görüntülü olarak görüş veremeyeceğini söyledi.

Binali Yıldırım’ın buradaki yüksek oy oranını kendisine sorduğumuzda ise şu cevabı aldık:

“Biz Binali Bey falan bilmeyiz, biz Tayyip’çiyiz. Recep Tayyip Erdoğan olmasa ben AK Parti’ye oy vermem. Köyün çoğu da böyle düşünür.”

Sokakta oldukça az insan olduğu için esnafı ziyaret etmeye devam ettik. Akfırat’ta bulunan tek eczanenin sahibi bize buradaki kişilerin pek çoğunun Kasımpaşalı olduğunu, geçmişte tersanede çalıştıklarını, emekli olduklarında da daha sakin ve münzevi bir hayat için buraya yerleştiklerini anlattı. Başta 200 civarında kişinin buraya yerleştiğini belirten eczacı, sonrasında bu sayının 2000’e çıktığını söyledi.

“Köyün ileri gelenleri ne derse o”

Akfırat sokaklarında gördüğümüz pek çok kişi görüntülü olarak görüş veremeyeceğini söylese de kameralarımıza konuşan birkaç kişi oldu, kameralarımıza konuşanların tamamı ise erkekti.

Bize konuşan fakat kameralarımıza konuşmayı reddeden üç kadın oldu, ilki Lütfiye hanımdı. Lütfiye hanım, Akfırat’taki hizmetlerden memnun olmadığını, hizmet olarak yalnızca çöplerin toplandığını, bir pastanenin bile olmadığını söyledi.

Buranın birtakım ileri gelenleri olduğunu, Akfırat sakinlerinin de onların telkinlerine göre hareket ettiğini anlatan Lütfiye hanım, “Ben onlar için oy vermedim, ben AK Parti’yi sevdiğim için oy verdim, mesela eşim boş oy kullandı” dedi.

Kendisine bu ileri gelen kişilerin kim olduğunu sorsak da net bir cevap alamadık. 

Ardından konuştuğumuz iki kadın da mahallenin oldukça muhafazakâr olduğunu, kadınların eşlerinden dolayı konuşmayacaklarını söyledi. Bir tanesi ise diğer ikisine nazaran genç bir kadındı, buradakilerin AKP dışında hiçbir partiye oy vermeyeceğini söyledi.

“Bir yerlerde bir şeyler oldu fakat ben anlayamadım”

Ardından bir hayratta su dolduran Muhammet Hanoğlu ile konuştuk. Hanoğlu YSK’nın kararını doğal karşıladığını söyledi. Hanoğlu, seçimlerde kesin bir şekilde usulsüzlük olduğuna inanıyor fakat bu usulsüzlük sebebiyle YSK’ya da yaptırım uygulanması gerektiğini savunuyor.

Hanoğlu yapılan usulsüzlükleri net olarak tanımlayamıyor. Kendisinin kurduğu, “Bir yerlerde bir şeyler oldu fakat ben anlayamadım” cümlesi aklımıza AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un, “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu” cümlesini getiriyor.

Murat bey,  YSK kararını oldukça yerinde buluyor, “Benim oyum neden çalınsın?” diyor.

AKP’nin hizmetlerinden oldukça memnun olan Murat beye, Lütfiye hanımın “Pastanemiz bile yok” dediğini söylüyoruz. Buna karşın, “Ne yapacağız pastaneyi, kim gidecek burada pastaneye?” cevabını alıyoruz.

Burada kadınların sosyalleşebileceği tek yer evleri veya evlerinin önü. Lütfiye hanımın pastane isteğini  kendi adıma anlayabiliyorum. Üstelik misafir ağırlayan da yine evin kadını, pastane olmaması tüm ikramların evin kadını tarafından hazırlanacağı anlamına geliyor. Öte yandan oturabilecekleri bir kahvehanesi olan erkekler ise kadınların bu talebine lüks gözüyle bakıyor.

“Bir AKP’li olarak söylüyorum, halk bu kararı verdiyse, halkın kararına saygı duyulmalıydı”

Cuma vaktinin yaklaşmasıyla birlikte cami civarı kalabalıklaşıyor. Tır şoförlüğü yapan Aydın Ay ile cuma namazı öncesi konuşuyoruz. Ay, yıllardır AKP’ye oy verdiğini, kendisinin de AKP’ye üye olduğunu fakat mevcut durumdan da oldukça rahatsız olduğunu dile getiriyor. YSK’nın iptal kararını ise kesinlikle doğru bulmadığını, usulsüzlük olduysa bile AKP’nin neden buna izin verdiğini sorguluyor. Usulsüzlük olduğuna inanmadığını söyleyen Ay, “Bir AKP’li olarak söylüyorum, halk bu kararı verdiyse, halkın kararına saygı duyulmalıydı” diyor. Ay, seçimler yenilendiğinde kesinlikle tekrar AKP’ye oy vermeyeceğini de ekliyor.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar