Stéphane Lacroix: “İhvan (Müslüman Kardeşler), tarihinin en çetrefil durumuyla karşı karşıya”

Arap dünyası uzmanı ve Siyasal Bilimler (Sciences-Po) Uluslararası İlişkiler Okulu’ndan Doç. Stéphane Lacroix, Mısır eski devlet başkanı Muhammed Mursi’nin pazartesi günü davasının görüldüğü mahkemeye çıktığı sırada ölümünün Mısır’da şiddet hareketleri doğurabileceğine inanmadığını söylüyor. Cemaatin yurtdışındaki taraftarları ise, “cinayet”i kınayarak Mursi’yi “şehit” ilan ettiler.

18 Haziran 2019’da Libération‘da yayınlanan Luc Mathieu imzalı söyleşiyi Haldun Bayrı çevirdi.

Muhammed Mursi’nin ölümünün Mısır’da bir kızışmayı kışkırtma riski var mı?

Hayır, her ne kadar rejim bunu îmâ etse ve bu korkuyla oynasa bile. Propagandasını beslemek için buna ihtiyacı var. Cihadcı gruplarla İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) aynı şey olduğunu tekrarlayıp duruyor zaten. Dolayısıyla da cihadcı grupların, “reis”leri olan Muhammed Mursi’nin ölümünün öcünü almak için dövüşeceklerini söylüyor rejim. Ama gerçekte cihadcıların Mursi’yle bir alıp vereceği yok; özellikle de onların reddettiği demokrasi oyununa katılmış olduğu için.

Başka gruplar saldırıya geçebilirler mi peki?

Mısır’da ordu ile polisi hedef alan isyancı bir şiddet türünün geliştiği gerçek. 2015’te İhvan’dan gelen ya da o çizgiye yakın kişilerin oluşturduğu Hasm gibi (Mısır Kuvvetleri Hareketi) gruplar bunlar. Bilhassa 2015 ve 2016’da, özellikle de seçili hedeflere yönelik suikastlar düzenleyerek faaliyet gösterdiler. Mursi’nin ölümünden onların cihadcılardan daha fazla müteessir olacaklarını düşünebiliriz. Ama onlar da İhvan’dan ayrılma bir grup; Mursi’nin orduyla fazla iyi geçinmesini ve büyük bir hata işleyerek General El Sisi’yi Savunma Bakanı yapmasını kınıyorlardı.

İhvan’ın Mısır’da günümüzdeki durumu nedir?

Görünmez bir haldeler, başka seçenekleri de yok. Partileri dağıtıldı ve cemaat 2013’te terörist örgüt ilan edildi. Ulusal çapta bir örgütlenme yok artık, her şey merkezden koptu. 2012’de İhvan’ın iki milyon kişiyi içerdiği tahmin ediliyordu. 60 binden fazlası hapse atıldı ve en az 10 ila 20 bini sürgünde. Dolayısıyla güçlerinin yüzde 95’i kalıyor geriye. Bunların bir bölümünün işten el çektiği ve cemaatin ancak çok yerel biçimde, asgari bir varlığı sürdürdüğü düşünülebilir. Fakat İhvan mensubu olmak, aynı zamanda İhvan’dan dostlar ve meslektaşlarla sosyal bir çevreye de dahil olmaktır; siyasî faaliyet yapılmasa bile, biz bize olunan bir ortamdır. İktidar bu sosyal bağları dağıtamaz; ayrıca 2 milyon kişiyi de hapse atamaz.

Selefiler ise günümüzdeki iktidarla ittifaka girme kararı aldılar…

Evet, partileri El Nur, Sisi’yle İhvan’a karşı bir ittifak yaptı. Bu da rejimin İhvan’a karşı retoriğini besledi. Selefiler ise camilerinin denetimini muhafaza ettiler ve hapse gönderilmediler. Ama tabanları bunu çok takdir etmedi ve iktidar, önce kullandıktan sonra marjinalleştirdi onları. Meclis seçiminde 588 vekillikten sadece 12’sini alabildiler.

Cemaatin diğer iki yöneticisi, Muhammed Badi ile Hayrat El Şater idama mahkûm edildiler, ama cezaları infaz edilmedi…

Gerçekten de rejimin son kırmızı çizgisi olduğu düşünülüyordu bunun. Sadece tabandan militanlar idam edildi, sorumlular değil. Tıbbî bakıma erişimi olmayan Mursi’nin ölüm koşulları, artık kırmızı çizgi kalmadığını düşündürebilir.

İhvan-ı Müslimin’in dünya çapındaki durumunu nasıl nitelersiniz?

Bugün tarihinin en çetrefil durumunda. Mısır’daki ana yuva paramparça. İktidarın hareket içinde bir kopuşu kışkırttığı ve kopanları desteklediği Ürdün’deki durum sallantıda. Bugün liderlik İstanbul (Türkiye) ile Doha (Katar) arasında paylaşılıyor. Orada Mısırlılar, Türkler, Suriyeliler, Libyalılar vb. ile bir nevi İhvancı enternasyonal oluştu. İhvan’ın kendini gösterebildiği ve siyasî olarak örgütlenmeye kalkışabildiği yabancı şehirler sadece bunlar. Katar’ın desteğinin ideolojik olmadığını; bunun, fikir değiştirebilecek Katar Emiri’nin bir kararı olduğunu da biliyorlar zaten. Mesela Doha 2012’ye nazaran çok daha az proaktif. 2016’da Katarlılar desteklerini çekme tereddüdü bile yaşadılar. Ama Suudi Arabistan ile BAE tarafından 2017’de tecrit edilmeleri paradoksal biçimde Doha ile cemaatin bağlarını kuvvetlendirdi. Ricata zorlanan Katar, teslim olmamak için geçmiş ittifaklarına dönmek zorunda kaldı.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar