Uluslararası Yazarlar Birliği, Uygur Türkü yazar Nurmuhammed Tohti’nin Çin’de aylardır tutulduğu kampta hayatını kaybetmesini kınadı

Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) America, Uygur Türkü yazar Nurmuhammed Tohti‘nin Çin’de kasım ayından beri şeker ve kalp hastalığına rağmen tutuklu kaldığı kampta hayatını kaybetmesini kınadı.

PEN America İfade Özgürlüğü Programı Müdürü Summer Lopez, ”Toplama kamplarında rapor edilen insanlık dışı davranışlar Çin’in ifade özgürlüğü ihlallerinin ağırlığını gösteren mezar illüstrasyonudur” dedi.  Lopez, Çin hükümetinin Uygur Türkleri’nin kültürel ve entelektüel yaşamlarını bastırmaya çalıştığı bir dönemde, Tohti’nin ölümünün Uygur edebiyat dünyası için çok önemli bir kayıp olduğunu belirtti.

14 Haziran’da Voice of Amerika, birkaç gün önce Tohti’nin hayatını kaybettiğini duyurmuştu.

Kendisiyle konuştuğumuz Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği (Türkistander) Başkanı Burhan Kavuncu, 1949 Hotan doğumlu Uygur Türkü, yazar Nurmuhammed Tohti’nin cenazesinin 2 Haziran’da kelepçeli bir halde ailesine teslim edildiğini belirtti. Kavuncu, evinden sorgu için alınarak herhangi bir suçlama yapılmadan ve mahkemeye çıkarılmadan aylardır toplama kampında tutulan Tohti’nin diyabet ve kalp rahatsızlığı olmasına rağmen tedavi edilmediği bilgisini aktardı. Kavuncu; Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki yazar, akademisyen, sanatçı olmak üzere birçok entelektüelin de kamplarda tutulduğunu söyledi.

BBC, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygur Türkleri’nin tutulduğu kamplara girip kampların durumunu inceledi. Uygur Türkleri’nin tutuldukları yerlere Çin “eğitim kampları” adını veriyor. Haberde yaklaşık 1 milyon Uygur Türkü’nün bu kamplarda tutulduğu iddia ediliyor. Çin’in mevcudiyetini uzun süre reddettiği bu kamplar “mesleki yeterlilik eğitim merkezleri” statüsünde geçtiğimiz yıl yasallaştırıldı. BBC’nin özel izinle kamplara girerek inceleme yaptıktan sonraki yorumu ise bu kampların cezaevlerine benzer yerler olduğu. Çin, “radikal ideolojilerle” mücadele kapsamında Uygur Türkleri’ni kimliksel ve dini baskı altında tuttuğu haberleri ve iddiaları mevcut.

BBC’de John Sudworth’un haberine göre Çin, bu kampların “aşırı düşüncelerden arındırmak için bir okul” olduğunu iddia ediyor. Çin yasalarına göre okulların kamusal alan kabul edildiği ve kamusal alanlarda dini faaliyetlere izin verilmediği için kamplarda da Uygur Türkleri’nin namaz kılmalarına izin verilmiyor. Son birkaç yıl içinde Çin’in batısında bulunan Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yüksek güvenlikli tesislerin sayısının arttığı belirtiliyor. Yüksek duvarlarla, dikenli tellerle çevrili kamplarda gözetleme kuleleri de var.

Bu kamplara götürülen kişiler hiçbir suçtan hüküm giymiş ya da mahkemeye çıkmış değiller. BBC’de yer alan habere göre, Çin kampa kapatılan kişilerin suçlu olabilme potansiyellerini öngörebildiğini iddia ediyor.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar