UNESCO’nun 2019 Dünya Mirası Listesi belli oldu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

UNESCO 2019 Dünya Mirası Listesi, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılan bir dizi toplantı sonucu belirlendi. Toplantılarda, listeye eklenecek 167 ülkeden 1092 mekan değerlendirildi ve kısa listeye kalan 35 aday arasından 29 mekan UNESCO’nun 2019 Dünya Mirası Listesi’ne girdi. İşte bu mekanlardan bazıları:

Yeni kültürel mekanlar:

Babil

Babil (Irak): Bağdat’ın 85 kilometre güneyinde yer alan mekan, MÖ 626 ve 539 arasında Yeni Babil İmparatorluğu’nun başkenti olan şehrin harabelerini ve onu çevreleyen yerleşimler ve tarım alanlarını içeriyor. Kalıntıları, dış ve şehir içi surları, kapıları, sarayları ve tapınakları antik dünyanın en önemli imparatorluklarından biri olduğunun göstergesi sayılabilir. Antik dünyanın yedi harikasından biri olan Asma Bahçelerin de şehrin bir parçası olduğu düşünülüyor.

Antik Demir Madenleri (Burkina Faso): Ülkenin değişik bölgelerinde bu yapılar ayakta kalmış 15 doğal çekişli fırın ve madenlerden oluşuyor. MÖ 8. yüzyıldan kalma Douroula, Burkina Faso’da demir üretimine dair en eski bulguları barındırıyor. Diğer bölgelerdeki madenler ise MS 2. yüzyılda gerçekleşen demir üretimine işaret ediyor.

Le Colline del Prosecco di Conegliano e Valdobbiadene

Le Colline del Prosecco di Conegliano e Valdobbiadene (İtalya): Kuzeydoğu İtalya’da, Prosecco şaraplarının üretildiği bu bölgede, üzüm bağları, ciglioni isimli küçük parçalara ayrılmış dar teraslarda yetiştiriliyor. 17. yüzyıldan beri kullanılan bu sistem, dikey ve yatay sıralarla dama tahtasını andıran bir görüntü oluşturuyor. 

Guggenheim Müzesi

Frank Lloyd Wright’ın 20. yüzyıl mimarisi (ABD): Ülkedeki sekiz bina, 20. yüzyılın ilk yarısında tasarlanmış. Bu sekiz yapının içinde Pensilvanya’daki Fallingwater, Wisconsin’deki Herbert ve Katherine Jacobs Evi ve New York’taki Guggenheim Müzesi de var. Bu binalar Wright’ın geliştirdiği “organik mimari”nin yani açık planlar, iç ve dış mekan arasındaki sınırların belirsizleşmesi ve daha önceden benzeri bulunmayan çelik ve beton gibi malzemelerin beraber kullanılmasının birer örneği.

Megalitik Kavanoz Mezarları – Kavanozlar Ovası (Laos): Kavanozlar Ovası, ismini merkezi Laos’ta yer alan bir platonun üzerindeki mezarlık olarak kullanılan Demir Çağı’ndan kalma 2100 tüp şekilli megalitik taş kavanozdan alıyor. 15 bölümden oluşan bu mekanın içinde bulunan büyük oyulmuş taş kavanozlar, taştan diskler, mezar taşları, taş ocakları ve cenaze ritüellerine ilişkin objeler MÖ 500 ve MS 500 yıllarından kalma.

Jaipur şehri

Jaipur, Rajastan (Hindistan): Surlarla çevrili Jaipur şehri Hindistan’ın kuzeybatısındaki Rajastan eyaletinde, 1727’de 2. Sawai Jai Singh tarafından kurulmuş. Bölgedeki engebeli araziye yayılmış öbür şehirlerin aksine Jaipur bir ova üstünde, Vedic mimarisine göre ızgara plan olarak inşa edilmiş. Ana caddeye bakan pazarlar, tezgahlar, evler ve tapınakların cepheleri aynı. Şehir planlaması antik Hindular’dan, modern Babür İmparatorluğu’ndan ve hatta Batı’dan gelen fikirlerden ilham almış. Ticari başkent olarak tasarlanan şehir, bugüne kadar zanaat, ticaret ve işbirliği kültürünü korumuş.

Dilmun Mezar Höyükleri

Dilmun Mezar Höyükleri (Bahreyn): MÖ 2050 ve 1750 yılları arasında inşa edilen bu mekan, adanın batısında bulunan 21 sit alanını içeriyor. Bunlardan altısı birkaç düzineyle birkaç bin arası değişen mezar höyüklerinden oluşuyor. Toplamı esasında silindirik kısa kulelerden oluşan höyüklerin sayısı 11 bin 774. Geriye kalan 15 sit alanı ise iki katlı mezarlık kulelerinden oluşan 17 kraliyet höyüğünden oluşuyor. Bu yapılar MÖ 2000’lerde bir ticaret merkezi haline gelen adanın yarattığı refahla bütün nüfusa uygulanabilen gelişmiş bir mezar sistemi yaratmış erken Dilmun uygarlığına işaret ediyor.

Liangzhu Arkeolojik Kalıntıları (Çin): Ülkenin güneydoğu kıyısında yer alan Yangtze Nehri havzası üzerinde yer alan Liangzhu kalıntıları, geç neolitik Çin’de pirinç tarımı etrafında gelişmiş bir inanç sitemine sahip olan erken bir bölgesel devlete işaret ediyor. Dört bölgeden oluşan mekan, topraktan yapılmış anıtlar, su muhafaza sitemleri, şehir planlaması ve değişik mezar tiplerinden anlaşılacağı üzere sosyal hiyerarşiye sahip bir erken şehir medeniyetinin müthiş örneklerini oluşturuyor.  

Yeni doğal mekanlar:

Hyrcanian Ormanları (İran): Hazar Denizi’nin güney kıyısında 850 kilometreye yayılmış dağlık bir alan. Bu geniş yapraklı ağaçlardan oluşan ormanın 25 ila 50 milyon yıl öncesine dayandığı düşünülüyor. Quaternary buzul çağında küçülen bu ormanlar iklim şartları daha elverişli hale geldiğinde yeniden büyümüş. Sıradışı bitki çeşitliliği olan bu ormanlar İran’ın yüzde 7’sini oluştururken, ülkenin bilinen damarlı bitki çeşitlerinin yüzde 44’üne ev sahipliği yapıyor. Şimdiye kadar 180 farklı tür kuş ve 58 tür memeli kayıt altına alınmış.

Vatnajökull Milli Parkı

Vatnajökull Milli Parkı (İzlanda): Bu volkanik bölge, 1 milyon 400 bin hektarlık alanı ile İzlanda’nın yüzde 14’ünü oluşturuyor. Bölgede, sekizi buzulların altında, 10 yanardağ bulunuyor ve bunlardan ikisi İzlanda’nın en aktifi. Vatnajökull buzullarının altında yer alan yanardağların ve yarıkların etkileşimi, bölgeye özel olan “sandur” ovaları, akarsu ağları ve hızla değişebilen kanyonlar oluşturmuş. Ayrıca bölge Buzul Çağı’ndan kalma yeraltı suyu faunasına da ev sahipliği yapıyor.

Hem doğal, hem kültürel mekanlar:

Paraty ve Ilha Grande – Kültür ve Biyolojik Çeşitlilik (Brezilya): Serra de Bociana Sıradağları ile Atlantik Okyanusu arasında yer alan mekan, Brezilya’nın en iyi korunmuş sahil kasabalarından biri olan Paraty’nin tarihi merkezinin yanı sıra dünyanın beş en önemli biyolojik çeşitlilik merkezinden biri olan Brezilya Atlantik Ormanı’nı da içeriyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus