HAK İnisiyatifi’nden anadilde eğitim kapsamında “Dil yuvadır” kampanyası

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

HAK İnisiyatifi, Diyarbakır’da Kürtçe konuşma ile ilgili bir kampanya başlattı. Kampanyada üzerinde Kürtçe cümle ve kelimelerin yazdığı çantalar, infografik ve ayraçlar dağıtıldı. Kitabevlerine bırakılan eşyalar kitabevlerinin müşterilerine hediye ediliyor.

Kürtçeyi hem anlayan hem konuşabilenler çok az

Rawest Araştırma’nın “Diyarbakır, Mardin, Van ve Urfa’da yaşayan, 18-30 yaş grubundaki 600 kişiyle yüz yüze yapılan” görüşmelerine dayanan çalışmasında  Kürtler’in Kürtçeye ilgilerinin ve Kürtçe konuşma alışkanlıklarının epey düşük olduğu saptandı. Bu araştırmanın sonuçlarından ötürü HAK İnisiyatifi Kürtçeyi tekrar gündelik hayata sokmak için bir çalışma başlattı.

Kürt illerinde yaşıyor olmalarına rağmen Kürtçeyi hem anlayıp hem konuşabilen kişi sayısı çok düşük. Anadili Kürtçe olan ve araştırmaya katılan 600 kişiden sadece yüzde 18’i Kürtçeyi hem anlayıp hem konuşabiliyor. Anlayıp ama konuşamadığını ifade eden yüzde 24,5’lik bir kitle var. 

Kürtçe müzik dinleme oranlarına baktığımızda katılanların yüzde 40,5’i hemen her gün Kürtçe müzik dinlediğini ve yüzde 10,6’sı pek dinlemediğini söylüyor. Ama Kürtçe haber takip etme alışkanlığının epey düşük olduğunu görüyoruz: Sadece yüzde 10’luk bir azınlık internet veya televizyondan Kürtçe haber takip ederken yüzde 51 pek dinlemediğini söylüyor. 

Çocuklarının Kürtçe öğrenmesini istiyorlar  

Araştırmanın yapıldığı 18-30 yaş grubundaki kişiler, yüzde 86 oranında çocuklarının Kürtçe öğrenmesini istiyorlar. İsteyenlerin yüzde 68’i kendi çabalarıyla çocuklarına Kürtçe öğretebileceklerini ve yüzde 32’si “üstesinden gelemeyeceklerini” düşünüyorlar. 

İki dilli eğitim istiyorlar

Yaşadığınız yerde resmi dil sizce ne olmalıdır?” sorusuna yüzde 71,5 resmî dilin hem Kürtçe hem Türkçe, yüzde 13 ise sadece Kürtçe olması gerektiğini söyledi. Aynı şekilde, çocuklarını hem Kürtçe hem Türkçe eğitimin verildiği okullara göndermek isteyenler yüzde 42 ve eğitimin sadece Kürtçe olmasını isteyenler yüzde 18. 

Kampanyanın çıkış nedenini ve amacını Diyarbakır HAK İnisiyatifi’nden Reha Ruhavioğlu Medyascope’a anlattı:

“Dil yuvadır”

“Daha önce biz HAK İnisiyatifi değilken, biliyorsun Diyarbakır’da başka bir isimle vardık. Ve o dönem bir anadilde eğitim kampanyamız vardı. O zaman kampanya ‘anadilde eğitim‘ ile sınırlıydı. Şimdi anadil kampanyamızın sınırını da biraz genişlettik. Herkesin anadilde eğitim, sağlık ve devlet bürokrasisinin geri kalanından hizmet alma hakkı vardır, bu hak sadece eğitimle sınırlı değildir, tüm hizmetleri kapsayacak şekilde olmalı. Dolayısıyla devlete ilk olarak ‘Türkçe dışındaki dilleri de resmî dil olarak tanı’ diyoruz. İkinci olarak Kürtlere (ve tabii ki anadili Türkçe olmayan herkese) de diyoruz ki ‘Bu sizin hakkınızdır. Bu hakkı hem devletten talep ederek sahip çıkın hem de evinizin içinde var olan, yaşayan, hakkınız olan bu dili yitirmeyin, kaybolmasına göz yummayın.’

Bunu neden söylüyoruz, çünkü Rawest Araştırma gençlerle bir araştırma yaptı. Ve bu araştırma ışığında dilin örneğin müzik dinlemekte sık kullanıldığını ama haber takibi gibi durumlarda pek kullanılmadığını gördük. Böylece dilin sadece dinlerken maruz kalınan ama okuma ve iki taraflı etkileşim gerektiren yerlerde pek kullanılmadığını gördük. Yine ‘Çocuklarınızın Kürtçe konuşmasını ister misiniz?’ diye sorduğumuzda gençler bunu yüksek oranda istiyor ancak ‘Kendi başınıza ne kadar halledebilirsiniz?’ diye sorduğumuzda oran hemen üçte bir azalıyor. Bugünlerde başka bir araştırma yürütüyor Rawest, daha önceki araştırma çoğu bekâr olan gençlerleydi. Şimdiki araştırma çocuk sahibi kişilerle yürütülüyor. Bu araştırmada da başka çarpıcı bir şey ortaya çıkıyor. Burada da çocuğunun dili öğrenmesi için çaba sarf eden veli sayısının az olduğu görülüyor. Yani dil giderek kayboluyor.

Rawest Araştırma’nın verilerinden faydalandığımız bu kampanyayla HAK İnisiyatifi olarak şunu göstermek istiyoruz: Dil kaybolmakta. Bu hakkınıza sahip çıkın. Konuşun dilinizi. Ve devletten de resmi olarak bürokrasinin her alanında bu hakkı tanımasını talep edin. Biz de anadili Türkçe olmayan herkes için bunu talep ediyoruz.

Bu kampanyayı biraz görünür kılmak için afişler, infografikler, posterler, bez çantalar, ayraçlar gibi materyaller hazırladık. Bu materyallerde çeşitli mesajlar veriyoruz. Kitabevlerine dağıttık, okul alışverişi yapan ailelere çantaları hediye etsinler diye. Diyarbakır’da hem İslamî, hem Kürt hareketine yakın, hem seküler, hem daha ortada yer alan insanların gittiği neredeyse bütün kitapevlerine dağıttık. Dolayısıyla kampanyamız toplumun bütün kesimlerine ulaşmayı hedefliyor. Allah’ın izniyle bu bir vesile olacak. Sosyal medyadan da her gün kampanyamızla ilgili bir-iki tane paylaşım yapıyoruz.

Kampanyamızın sloganı ‘Dil yuvadır.’ Heidegger’in ‘Dil insanın evidir’ sözünden yola çıkarak bunu kullanıyoruz. Dil insanın yuvasıdır. İnsan ancak dilinin içinde kendi varlığını en güzel şekilde anlamlandırabilir. Ve dilinin kaybolmaması için devletin o dili hak olarak tanıması, o dilde eğitim vermesi, hizmet vermesi gerekir. Ve insanların da kendi dillerine sahip çıkması gerektiğini söylüyoruz.

Son olarak herkesi kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz. Bu haberi okuyanlar kampanyaya nasıl destek olacaklarını düşünüyorlarsa, sosyal medyadan #DilYuvadır etiketiyle, kampanyayı daha görünür yapmamıza yardımcı olabilir ve bizimle iletişime geçebilirler.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus