Eğitim Sen Raporu: Defter yüzde 33,73, kalem yüzde 34,75 zamlandı

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 9 Eylül’de başlayacak 2019-2020 eğitim-öğretim yılı öncesinde “2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Başında Eğitimin Durumu: Geleceği çalınan öğrenciler, emeği yok sayılan öğretmenler” başlığıyla bir rapor yayınladı.

Raporda, eğitimin niteliğinde yıllar içinde yaşanan gerileme, eğitimde yaşanan ticarileşme ve dinselleşme uygulamaları, okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocukların dini cemaat ve vakıfların kreşleri ile yurtlarına yönlendirilmesi, öğretmenlerin mesleki gelişimine yönelik piyasacı müdahaleler, çocukların barınmak zorunda bırakıldıkları yurtlarda taciz ve istismara uğraması, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının sürmesi ve ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunları gibi eğitimin belli başlı sorunları ele alındı.

“Öğrencilerin zorunlu okul ihtiyaçları cep yakıyor”

Raporda, Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz ve yüksek enflasyon nedeniyle öğrenci velilerinin yapacakları eğitim harcamalarında belirgin bir artış olduğuna dikkat çekildi. 

2019-2020 eğitim-öğretim yılı itibariyle çocuk kitapları geçen yıla göre yüzde 14,9, test kitapları yüzde 16,3, okul çantası yüzde 18,2, kırtasiye malzemeleri yüzde 30,51, resim boyaları yüzde 33,11, okul defteri yüzde 33,73, kalem fiyatları ise yüzde 34,75 artış gösterdi.

“Öğrenci ve veliler müşteri haline getirildi”

Eşit ve parasız eğitim ilkesi ve kamusal eğitim anlayışının terk edildiği belirtilen raporda, piyasacı eğitim politikalarının uygulamada olduğu vurgulandı. Eğitim hizmetinin bedelinin hizmetten yararlananlar tarafından ödenmesinin sınıf farklılıklarını daha da belirgin hale getirdiği belirtilen raporda, öğrenci ve velilerin müşteri haline getirilmesi eleştirildi ve eğitim hizmetlerinin büyük ölçüde piyasa kurallarına teslim edildiğine dikkat çekildi.

“Eğitime ayrılan kamusal kaynaklar azalıyor”

Raporda, eğitime ayrılan kamusal kaynaklar, OECD ülkelerinin ayırdığı kaynaklarla da karşılaştırıldı. 

OECD ülkelerinin ayırdığı kaynakların ortalaması okul öncesi eğitimde 8 bin 759, ilköğretimde 8 bin 631, ortaöğretimde 10 bin 10 ve üniversitede 15 bin 656 ABD Doları iken Türkiye’de, okul öncesi eğitimde 2 bin 5, ilköğretimde bin 591, ortaöğretimde 2 bin 395 ve üniversite 3 bin 736 ABD Doları olduğu belirtilen raporda, Türkiye ve OECD arasındaki farkın giderek arttığına işaret edildi.

“Özel ilköğretim sayısı yüzde 375, öğrenci sayısı yüzde 95 arttı”

Raporda, 4+4+4 düzenlemesi sonrasında özel okul sayılarında büyük bir artış yaşandığı belirtilirken, “Ortaya çıkan tablo kamusal eğitimin hükümet ve MEB işbirliği ile çökertilerek, özel eğitimin devlet desteğiyle nasıl ihya edildiğinin kanıtı niteliğindedir” denildi.


“Çocuk emeği sömürüsü, ‘mesleki eğitim’ adı altında yasal hale getirilmiştir”

Organize Sanayi Bölgesi yönetimlerine mesleki eğitim merkezi açma hakkının tanınmasının çocuk emeği sömürüsüne sebep olduğu belirtilen raporda şu tespitler yer aldı: “Yüzbinlerce öğrenci dört gün organize sanayi bölgelerinde çalıştırılıp, yalnızca bir gün okulda eğitim görebilecektir. Ancak son yayınlanan yönetmelik ile haftada bir gün okulda görülecek eğitimin akşam veya hafta sonu da olabileceğinin belirtilmesi, öğrencilerin tamamen sermayenin insafına bırakılmak istendiğinin göstermektedir.”

“Eğitim sistemi dini vakıf ve derneklerin kuşatması altında”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak protokoller yapıldığı belirtilen raporda, çok sayıda okulun dini vakıf ve derneklerin temel faaliyet alanı haline geldiği hatırlatıdı.

Danıştay 8. Dairesi, MEB ile Ensar Vakfı arasında 2017 yılında imzalanan protokolün kanuna aykırı olduğunu karara bağlamıştı. Raporda, bu karara rağmen çok sayıda dini vakıf ve derneğin MEB ile işbirliğinin sürdüğü belirtildi.

“Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, MEB’in üzerinde bir kurum olarak davranmaya başlamıştır”

Raporda, MEB’e bağlı bir kurum olan Din Öğretimi Genel Müdürlüğü için, “bakanlıktan bağımsız, hatta kimi politika ve uygulamalarıyla MEB’in de üzerinde bir kurum gibi davranmaya başlamıştır” denildi. Ayrıca Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün özerkleşen yapısının, imam hatip okullarının MEB okulları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olmasına yol açtığı belirtildi.

“Eğitim emekçilerinin yaşadığı sorunlar ağırlaştı”

TL’de yaşanan değer kaybı ve enflasyonun artmasının, eğitim ve bilim emekçilerinin yaşam koşullarını ciddi anlamda olumsuz etkilediği belirtilen raporda, “Öğretmenlerin, hizmetli ve memurların aldıkları maaşlar, yapılan işin önemi ve niteliği açısından bakıldığında, insanca yaşam seviyesinin yanına bile yaklaşamamaktadır. Beşinci dönem toplu sözleşme görüşmelerinde 2020 için yüzde 4+4, 2021 için yüzde 3+3 maaş artışı yapılmıştır. İnsanca yaşam talebimizden son derece uzak olan böylesine düşük zam oranları ile ne geçinmek ne de mesleğimizi sağlıklı bir şekilde icra etmek mümkündür” denildi.

“KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece 16’sı atandı”

Rapora göre, son 17 yıl içinde atanan öğretmen sayısının toplam öğretmen sayısına oranı yüzde 70. KPSS eğitim bilimleri sınavına girenlerin sayısı geçen yıla göre yaklaşık 84 bin arttığı belirtilen raporda, sınava giren her 100 öğretmenden sadece 16’sının atamasının yapıldığı belirtildi.

“15 Temmuz darbe girişimine katıldıkları iddiasıyla ihraç edilen asker sayısı 15 bin 584 iken, eğitimde yaşanan ihraçların sayısı 41 bin 705’tir”

OHAL KHK‘leri ile MEB’den 34 bin 393 kişi, yükseköğretim kurumlarından 7 bin 312 kişi kamu görevinden çıkarıldı. Raporda, 15 Temmuz darbe girişimine katıldığı iddiasıyla ihraç edilen asker sayısı 15 bin 584, polis sayısı 32 bin 93 iken benzer suçlamalardan dolayı eğitimde yaşanan toplam ihraçların sayısının 41 bin 705 olduğu belirtildi.

Eğitim Sen hazırladığı raporun sonunda MEB’e 10 uyarıda bulundu:

-Tüm öğrencilerimizin eşit, ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz eğitimden yararlanmasını sağlayacak bütçe planlaması yapmak MEB ve siyasi iktidarın sorumluluğudur. Sorumluluğun gereği yerine getirilmelidir.

-Tüm öğrencilerimizin eğitim hakkı uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Öğrencilerimizin eğitim hakkını tam ve baskı altında kalmadan kullanması gerekir. Öğrencilerimizi çırak olmaya özendiren politikalardan vazgeçilmelidir.

-Yargı kararları uygulanmalı; Diyanet, dini vakıf ve dernekler ile yapılan protokoller sonlandırılmalı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün MEB’den bağımsız hareket eden ‘özerk’ yapısına son verilmelidir.

-Anadolu liselerinde ikili eğitimden kaynaklı oluşabilecek güvenlik, sağlık, beslenme gibi sorunlara yönelik MEB önlem ve çözümler üretmelidir. Güvenlik sorununun çözümü için ücretsiz servis başta olmak üzere acil adımlar atılmalıdır.

-2019-2020 Eğitim Öğretim yılında LGS sınavına girecek 1 milyon 800 bin öğrencinin mağduriyet yaşamaması için gereken önlemler alınmalıdır. MEB öğrencilerin taleplerini toplamalı, okul gereksinimini belirlemeli ve bu gereksinimi karşılayacak önlemleri “Her öğrencinin istediği okulda eğitim alma hakkı vardır” ilkesini gözeterek yaşama geçirmelidir.

-Proje okulları uygulaması sonlandırılmalıdır.

-Sözleşmeli, ücretli, güvencesiz çalışma biçimlerine; mülakat uygulamalarına son verilmelidir. Öğretmen açığı kadar atama acilen yapılmalıdır.

-Öğretmenlerin statüsü, çalışma koşulları, hakları, işe alım ve istihdam biçimine kadar her konuda öğretmenlerin söz ve karar hakkı gözetilmelidir.

-Hukuksuzca ihraç edilen arkadaşlarımız hâlâ MEB çalışanıdır. MEB eğitim emekçilerine sahip çıkmalı, yaşanılan mağduriyetlere ilişkin sorumluluğunun gereğini yerine getirmelidir.

-Öğretmenleri başarılı, başarısız olarak ayrıştıran, okul müdürlerinin performans denetimine tabi bırakan “2019 Yılı Öğretmenler Günü Genelgesi” geri çekilmelidir. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar