12 Eylül 1980: Demokrasiye askeri müdahale

39 yıl önce, 12 Eylül sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Bu müdahale ile Süleyman Demirel’in başbakan olduğu hükümet görevden alındı. Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi. Ülkede sıkıyönetim ilan edildi.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi yönetimi ele aldı. Evren, sabah saatlerinde televizyon ve radyodan darbenin gerekçesini açıklayan bildiriyi okudu: 

“Girişilen harekatın amacı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mâni olan sebepleri ortadan kaldırmaktır. Parlamento ve Hükümet feshedilmiştir. Parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırılmıştır. Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir”.

O dönem siyaset sahnesinin en önemli simalarının yanı sıra, dönemin parti liderleri Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit Hamzakoy’a, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş ise Uzunada’ya sürgüne gönderildi. Ayrıca parti liderlerine siyasete katılma yasağı getirildi. Bir süre sonra da tüm siyasi partilerin faaliyetlerine son verildi.

Ecevit ve Demirel eşleriyle birlikte sürgüne gönderildi.

TSK tarafından 2 Eylül 1980 günü emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirilen askerî darbede 650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin kişinin yargılandığı davalarda 7 bin kişi için idam istendi. 517 kişiye idam cezası verildi; 49 kişi darağacında hayatını kaybetti. Yaklaşık 100 bin kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. 14 bin kişi ise vatandaşlıktan çıkarıldı. 

1971 yılında çıkarılan 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu, 12 Eylül Darbesi’nden sonra değiştirildi. Böylece sıkıyönetim komutanına bölgesinde kamu düzeni açısından çalışması sakıncalı olan kişilerin görevden uzaklaştırma yetkisi verildi. 1981’de Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) kuruldu. Daha sonra ise 70’in üzerinde öğretim görevlisi akademiden ihraç edildi. 

Celalettin Can:Türkiye’de toplumsal hareket 70’lerde büyük bir gelişme yaşadı. Halk kendi iradesini eline almak, kendisi tayin edebilmek istiyordu. Darbe esasen büyüyen bu düşünceyi tasfiye etmek için gerçekleştirildi.

12 Eylül’den önce, Başbakanlık Müsteşarı olarak görev yapan Turgut Özal, 24 Ocak Kararları olarak bilinen ekonomik reformları ilan etti. Darbeye giden süreci değerlendiren 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, “Türkiye’de toplumsal hareket 70’lerde büyük bir gelişme yaşadı. Halk kendi iradesini eline almak, kendisi tayin edebilmek istiyordu. Darbe esasen büyüyen bu düşünceyi tasfiye etmek için gerçekleştirildi. Aynı zamanda, tüm dünyada neoliberal dönüşümler yaşanıyordu. Fakat Türkiye’de toplumsal hareket güçlü olduğu için bu dönüşüm uygulanamıyordu. Özellikle 24 Ocak Kararları, Türkiye’de neoliberal politikalara geçilmek istendiğini gösteriyordu” dedi.

Yeniden demokrasiye geçiş denemeleri

Darbenin ardından yeni Anayasa 1982’de kabul edildi. Dönemin tanınmış anayasa hukukçularından Prof. Orhan Aldıkaçtı tarafından hazırlanan anayasa halk oylamasına sunularak yüzde 91 oyla yürürlüğe girdi.

Medyascope’a konuşan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, darbe dönemindeki koşullar ile ilgili şöyle konuştu: “Çoğunlukla o günlerde halk, darbeyi nerede kaldınız yaklaşımıyla karşıladı. Anayasa oylamasında yüksek oranda ‘evet’ oyu çıkmıştı. İnsanlar o gün darbenin bu karışıklığı çözecek tek çare olduğunu düşünüyordu. Zaten askeri rejimlere alışkın milletimiz vardı. Darbeleri çok garipsemiyordu. O günkü karışıklığın böylesine bir otoriteyle çözülebileceğini düşünüyordu. Ama bu darbeyi yapanlar iyi niyetli değildi.” 

Medyascope’a konuşan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu,Zaten askeri rejimlere alışkın milletimiz vardı. Darbeleri çok garipsemiyordu. O günkü karışıklığın böylesine bir otoriteyle çözülebileceğini düşünüyordu. Ama bu darbeyi yapanlar iyi niyetli değildi” dedi.

1983 genel seçimleri 12 Eylül’den sonra yapılan ilk genel seçimler oldu. Parti kurup seçime girebilmek için, parti yönetiminin MGK tarafından onaylanması gerekiyordu.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi.

Darbe sonrası emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülend Ulusu’nun darbe hükümetinin başbakanı olduğu sırada Başbakanlık Müsteşarı olarak görev yapan Necdet Calp, Halkçı Parti’yi kurdu. Turgut Özal Anavatan Partisi’ni kurarak, emekli Orgeneral Turgut Sunalp ise Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin lideri olarak seçimlere katıldı. Turgut Özal, yüzde 45 oy alarak tek başına hükümeti kurdu.

1987’de ise siyasi yasakların kaldırılması talebiyle referandum yapıldı. Turgut Özal, yasakların devam edilmesi yönünde bir kampanya yürüttü. Siyasi yasakların kaldırılması yüzde 50,16 ile kabul edildi. 

12 Eylül 1980 Darbesi Türkiye’de siyasi yaşamı uzun yıllar boyunca etkiledi. Bu dönem getirilen yüzde 10 seçim barajı halen mecliste temsil hakkını kısıtlıyor. 

Türkiye’yi 12 Eylül’e götüren olaylar:

  • Tarihler 1 Şubat 1979’u gösterirken Türkiye’yi sarsan bir suikast yapıldı: Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi İstanbul Maçka’daki evinin yakınlarında arabasında Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü.
    Ağca verdiği ifadede İpekçi’ye 5-6 el ateş ettiğini söyledi. Fakat olay yerinde 9 mermi ele geçirildi. Bu da olay yerinde ikinci bir kişinin olduğu ihtimalini güçlendirdi. Daha sonra Oral Çelik ve Mehmet Şener’in suikastı beraber planladığı ve Ağca’yı da tetikçi olarak sonradan aralarına aldıkları ortaya çıktı.
  • İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Cavit Orhan Tütengil 7 Aralık 1979’da evinden üniversiteye giderken silahlı saldırıya uğradı. Hayatını kaybeden Prof. Dr. Tütengil, uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazmıştı.
  • TRT İstanbul Radyosu prodüktörlerinden Ümit Kaftancıoğlu, 11 Nisan 1980’de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
  • 27 Mayıs 1980’de MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, eşi ile gittiği bir ziyaretten dönüp arabadan eşyalarını indirirken Devrimci Sol militanları tarafından çapraz ateşe alınarak öldürüldü.
  • 12 Mart Muhtırası’ndan sonra kurulan hükümetin başbakanı Nihat Erim, 19 Temmuz 1980 günü İstanbul Dragos’taki evinin yakınında Mahir Çayan ve arkadaşlarının idam edilmesinin intikamını almak isteyen Dev-Sol militanları tarafından öldürüldü. 22 Temmuz 1980’de ise Türkiye sendikal hareketinin simge isimlerinden DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler, İstanbul’un Merter semtinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar