Adnan Oktar Suç Örgütü Davası sürüyor: 1999’dan bu yana ne oldu, bugün ne değişti?

Adnan Oktar ve beraberindeki 225 sanık hakkında açılan davaya, Silivri Ceza İnfaz Kurumları’nın karşısındaki duruşma salonunda devam ediliyor. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılanan ve aralarında Adnan Oktar, Didem Ürer, Tarkan Yavaş, Oktar Babuna, Ayşegül Hüma Babuna’nın da bulunduğu sanıklara “siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs”ten “örgüt kurma ve yönetmeye”, “cinsel istismar”dan “alıkoyma”ya pek çok suç isnat ediliyor. Önceki gün başlayan duruşmada, birinci sanık Adnan Oktar ve ikinci sanık Didem Ürer savunmalarını yaptı.

Oktar savunmasında, hakkındaki suçlamaları reddetti. Davanın “İngiliz derin devletinin planı” olduğunu savunup, “Benden sonra sıra Cübbeli Ahmet Hoca’ya, Süleymancılara, Nakşilere gelecek” dedi. Ayrıca, AKP’nin 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerinde oy kaybetmesini tutuklu olmasına bağladı. Oktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ve kimi devlet yetkilileriyle daha önce görüştüklerini de iddia etti: “Tayyip Bey beni yakından tanır, beni sever. Tayyip Bey evimize gelirdi, yemek yerdik. Yatımızda da gezdirdik. Dünürü Sadık Albayrak da gelip giderdi. Devlete sizin bildiğiniz, bilmediğiniz çok hizmet verdim. Arkadaşlarımızın MİT görevlileriyle de görüşmeleri oldu.”

Yavaş: “Tamamen devletimizin lehine faaliyetler yapıyoruz”

Davanın üçüncü sanığı Tarkan Yavaş da, dün yaptığı savunmada üzerine atılı suçları kabul etmedi. Hakkındaki pek çok suçlamayı “Hayatın olağan akışına aykırı” diyerek reddeden Yavaş, “Tamamen devletimizin, ülkemizin lehine faaliyetler yapıyoruz. Suç örgütü gibi bir iddiayı kabul etmiyorum. Bunlar sadece müştekilerin delilsiz iddialarına dayanıyor. İddianamede suçlamalara yönelik soyut iddialar anlatılmış” dedi.

“Bizim şiddetle, cebirle ilişkimiz yok” diyen Yavaş, Adnan Oktar için “karıncayı bile incitmeyen, hassas biri” nitelemesi yapıp, “Bazı etkinliklere birlikte gidiyoruz. Mesela; arabayla giderken yaralı bir kedi, kedi yavrusu, köpek oluyor. Durup hastaneye götürdük kaç kere” diye konuştu.

Yavaş, mahkeme başkanının, iddianamede yer alan cinsel istismar suçlamalarına yönelik sorusunu ise “Bugün 200 bin Müslüman Türk kadına, genelevlerde ‘turnike’ denen sistemde fuhuş yaptırılıyor. Buna karşı çıktığımız için aynı konuyla karşımıza geliyorlar. Biz bir kere Allah’tan korkan insanlarız. Biz çekiniriz, böyle bir şeyi asla yapamayız. Elli altmış kişinin yıllarca cinsel istismarından söz ediliyor. Bu hayatın olağan akışına da aykırı. Hepsi normal hayatına devam ediyor” diye yanıtladı.

“Zekeriya Öz’le hiç görüşmedim”

Yavaş, FETÖ ile bağlantılı olduklarına dair iddiaları da şu sözlerle reddetti: “Bir tanık 2008 yılında Zekeriya Öz’e bir dilekçe verdiğimi söylüyor. ‘Öz’le bir bağlantı kuruldu, FETÖ ilişkisi meydana getirildi’ diyor iddianame. Zekeriya Öz’le hiç görüşmedim ben. Bilim Araştırma Vakfı başkanı olarak 1999 yılında yaşadıklarımızı devletin yetkili makamında olanlara anlatmak için bir dilekçe verdim. O gün orada Zekeriya Öz vardı. Bu yüzden ona verdim dilekçemi.”

“Davadaki iddialar, 1999’dakilerle aynı. Hepsi geçmişten bugüne gelen iddialar” diyen Yavaş sözlerini “1999’da çok ciddi olaylara maruz kaldık. Adil Serdar Saçan bir hafta boyunca bize işkence yaptı. Birçok arkadaşımız mağdur oldu. Anlattığım dönem 28 Şubat dönemiydi” diye sürdürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde, “Oktar’ın fikirlerinden hoşlandığını” öne süren Yavaş, “Erbakan da bizi çok severdi. Erdoğan, 1994’te belediye başkanı seçildiğinde yanında bizim arkadaşlarımız vardı. Cumhurbaşkanı, her türlü insanla görüşen biri. Dekolte insanla da, başı açık insanla da, kapalıyla da görüşüyordu. 28 Şubat döneminde Adnan Oktar’ın yazdığı ‘Atatürk’ün Dindar Kişiliği’ kitabı ve fikirleri Türkiye’de normalleşmeyi sağladı. Kutuplaşmayı söndürecek kitapları Adnan Bey yazdı” diye konuştu.

“Soylu ve Akdoğan’ın bilgisi dahilinde konferanslar düzenledik”

Tarkan Yavaş, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında A9 televizyonunun sabaha kadar “darbe karşıtı yayın yaptığını”, Gezi protestoları sırasında arkadaşlarının “kalkışmayı önlemek için” sosyal medyada çalıştığını, 17-25 Aralık sürecinde ise “Türkiye’nin medeni yüzü olarak” konferanslar düzenlediklerini söyledi. Müştekilerden Ayça Pars’ın üzerinde baskı olduğuna ilişkin ifadelerini de reddeden Yavaş, “Bunlar, Cumhurbaşkanımızla bile görüşmüş insanlar. Bir baskı yok üzerlerinde. Cebir ve şiddet söz konusu değil. Ceylan Önkol, kaçtığını söyledi. Bu da iddianameye girdi. Somut bir şey yok. Emniyeti yanıltıyor” dedi.

“Adnan Hocacılar” olarak bilinen grup 1990’lı yılların sonlarında devlet ve siyasi partiler ile yakın ilişkiler içine girdi. Oktar ve Yavaş, bu bağlantılarını duruşmadaki sorgu sırasında da dile getirdi. Peki o yıllardan bugüne ne değişti? 

1999’da ne olmuştu?

Adnan Oktar ve beraberindeki 84 kişi, Kasım 1999’da düzenlenen geniş çaplı operasyonla gözaltına alınmıştı. Soruşturma o dönem Doğru Yol Partisi’nden İstanbul milletvekili olan Celal Adan’ın, kendisine şantaj yapıldığına yönelik başvurusunun ardından başlatılmıştı. Operasyon kapsamında yapılan aramalarda çeşitli silahlar bulunmuştu. O dönemki ifadelerinde de hakkındaki tüm suçlamaları reddeden Adnan Oktar ve sekiz kişi tutuklandı.

Daha sonra hazırlanan iddianamede, sanıklara “çıkar amaçlı örgüt kurmak”, “tehditle menfaat sağlamak”, “çıkar amaçlı örgüte yardım ve yataklık” suçları isnat edilmişti. “Fuhuş çetesi” kurduğu öne sürülen Oktar’ın, bazı siyasi partilere de maddi yardımda bulunduğu iddia edilmişti.

Mahkemede yaptığı savunmada kendisini “dindar Atatürkçü” olarak tanımlayan Oktar, “komünistlerin ve mason localarının” kendisine komplo kurduğunu iddia etmişti.

Adnan Oktar, müştekilerden bazıları şikayetlerini geri çekip, bazı tanıklar da tanıklıktan vazgeçince Ağustos 2000’de tahliye edilmişti. İlerleyen yıllarda farklı mahkemelere sevk edilen dava, Kasım 2005’te zamanaşımına uğradı.

2018’e gelindiğinde…

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Adnan Oktar ve grubuna 11 Temmuz 2018’de operasyon düzenledi. Operasyonda gözaltına alınan 187 kişiden 168’i tutuklandı. Grup, daha sonra hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede “Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü” olarak tanımlandı. İddianamede Oktar “örgütün kurucusu”, 12 kişi ise “örgütün lideri” olarak tanımlanıyor. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar