Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili cevapsız kalan sorular

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cemal Kaşıkçı 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu‘na girdikten sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.  

Ölümünden kısa süre önce Hatice Cengiz ile nişanlanan 59 yaşındaki dört çocuk babası Kaşıkçı’nın tekrar evlenebilmek için boşanma evrakına ihtiyacı vardı. Bu evrakı almak için İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na gitti. Washington Post gazetesinde Suudi Arabistan yönetimine yönelik muhalif yazıları bulunan Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’dan gönderilen bir tim tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. 

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) cinayetin ses kayıtlarına ulaşması üzerine Türkiye uluslararası ve yerel basında cinayeti gündemde tuttu. Birleşmiş Milletler (BM) konu hakkında hazırladığı raporda cinayetin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın bilgisi dışında gerçekleştirilmiş olmasının imkansız olduğu sonucuna vardı. 

Basına kapalı gerçekleşen yargı sürecinde cinayetten sorumlu tutulan 11 kişi yargılandı. Olaydan asıl sorumlu tutulan Suud el Kahtani ise yargılanmadı. Suud el Kahtani, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın eski danışmanıydı. Suudi Arabistanlı yerel kaynaklar el Kahtani’nin gözlerden kaybolduğunu ama halen etkisini sürdürdüğünü öne sürüyor. 


Ancak Cemal Kaşıkçı’nın cinayetine dair halen cevaplanmayan birçok soru var. 

Ceset nerede?

Cevapsız kalan sorulardan biri Kaşıkçı’nın cesedinin nerede olduğu. Ses kayıtları ve BM’nin raporuna göre, Cemal Kaşıkçı’nın cesedi küçük parçalara ayrılıp poşetlere konuldu. Mahir Abdülaziz Mutreb ile adli tıpçı Salah Muhammed Tubeyki arasında, “kadavraların kesilmesi, gövdenin torbalara koyulması” üzerine bir konuşma geçti. Ses kaydını dinleyenlerden Barones Helena Kennedy, “Kaşıkçı’nın ne zaman geleceği hakkında konuşuyorlar ve ‘Kurbanlık koyun geldi mi?’ diyorlar. Ondan bu şekilde bahsediyorlar” diyor. 

Kennedy, “Kaşıkçı’nın kendine güvenen bir insandan; korku dolu, kaygının ve dehşetin arttığı bir kişiye dönüştüğünü ve sonra ölümcül bir şeyler olacağını anladığını duyabildiğiniz bir an oluyor” diyor ve ekliyor:

“Sesin değişiminde kesinlikle dehşet verici bir şeyler var. Ses kayıtlarını dinlerken zalimliği hissedebiliyorsunuz.”

Helena Kennedy

BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard ise, Kaşıkçı’nın Suudiler’in planlarını ne kadar bildiğindense emin değil:

“Öldürülebileceğini düşündü mü bilmiyorum ama kesinlikle onu kaçırmaya çalışabileceklerini düşünüyor. ‘Bana iğne mi yapacaksınız’ diye soruyor. ‘Evet’ yanıtını alıyor.”

Kennedy, Kaşıkçı’nın iki kez kaçırılıp kaçırılmadığını sorduğunu ve daha sonra “Bu bir elçilikte nasıl olabilir?” dediğini duyduğunu söylüyor.

Agnes Callamard

Callamard, “O andan sonra duyulan sesler boğulduğuna işaret ediyor. Muhtemelen kafasına geçirilen bir plastik torba sebebiyle. Ağzı da şiddet yoluyla kapatılmıştı. Belki bir el ya da başka bir şey tarafından…” diyor.

Helena Kennedy, bundan sonra ekibin liderlerinden aldığı emirler doğrultusunda adli tıp uzmanının devreye girdiğine inanıyor:

“Bir sesin ‘Bırak kessin’ dediğini duyuyorsunuz ve bu kişi kulağa Mutreb gibi geliyor.

“Sonra başka biri ‘Bitti!’, bir diğeri de ‘Onu çıkar, onu çıkar. Kafasına bunu tak. Bağla!’ diye bağırıyor. Başını gövdesinden ayırdıklarını tahmin ediyorum.”

Güvenlik kamerası görüntülerine göre, Kaşıkçı saat 13:14’te başkonsolosluğa giriyor ve valiz ve plastik torbalar taşıyan üç kişi, konsolosluk araçlarıyla saat 15:00 civarında binadan ayrılıyor. Aynı günün akşamında 12 Suudi yetkili İstanbul’dan ayrıldı. Böylece tahmin edildiği gibi valiz ve plastik torbalarda insan uzuvları vardıysa, ceset bu şekilde ülkeden çıkartılmış olabilir. 

15 Kasım’da ise Suudi Arabistan Başsavcılığı Sözcüsü ve Başsavcı Yardımcısı Şulan el Şalan, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili olarak 11 kişinin gözaltına alındığını açıklarken “Kaşıkçı’nın çıkan arbedenin ardından zehirli iğne yapılması sonucu öldürüldüğünü ve cesedinin de parçalara ayrılarak, başkonsolosluk binasından çıkartıldığını” söyledi.

Cesedin nerede olduğu halen bilinmiyor. 

Suudi yetkililerden çelişkili açıklamalar

Kaşıkçı’nın cinayeti üzerine çelişkili açıklamalar yapan Suudi yetkililer önce başkonsolosluktan çıktıktan sonra kaybolduğu, sonra başkonsoloslukta çıkan bir kavgada öldüğü ve en son planlanarak öldürüldüğü yönünde açıklamalarda bulundu. 

Aralık 2018’de Prens Muhammed bin Salman’ın ifadesi ortaya çıktı. İfadesinde cinayeti işleyenlerin kendi gözetimi altında bulunduklarını ancak cinayetten haberi olmadığını savundu. Muhabir kendisinden habersiz nasıl devlete ait özel uçakları kullandıklarını sorunca “Bana bağlı çalışan görevliler, bakanlarım var, bu işlerden onlar sorumlu. Bunu yapma yetkileri var” dedi. 

Mahkemede ne oldu?

Mutreb ve Dr. Tubeyki’nin de yer aldığı cinayetten sorumlu 11 kişi hakkındaki davanın ve bağlantıları nedeniyle 10 kişi hakkında süren soruşturmanın devamı ile ilgili bilgi paylaşılmadı. 11 kişiden beşi için ise idam cezası istendi. Ancak asıl sorumlu olduğu savunulan Suud el Kahtani’nin ifade vermeye bile çağrılmadığı biliniyor. 

Neden uluslararası mahkemede yargılama olmadı?

Almanya, İngiltere ve Fransa cinayeti kınadı ve Suudi yetkililerden şeffaflık talep etti. ABD‘li yetkililer ise Prens Salman’a inandıklarını söyleyerek “Biz güçlü ve eski müttefikleriz. Zorluklara birlikte göğüs gereriz” yönünde açıklamalarda bulundu. 

Daha sonra ABD, Kaşıkçı cinayetiyle bağlantılı oldukları iddiasıyla aralarında Suud el Kahtani ve İstanbul Başkonsolosu Muhammed Uteybi’nin de yer aldığı Suudi Arabistan vatandaşı 17 kişiye yaptırım uygulama kararı aldı. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu uluslararası soruşturma talep ederken, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr soruşturmayı kendilerinin yönettiğini ve uluslararası bir soruşturmaya gerek olmadığını söyledi. 

Agnes Callamard, BM İnsan Hakları Konseyi için cinayetle ilgili bir rapor hazırladı. Raporda “Uluslararası hukuka göre, bu suç bir devlet cinayetidir. Başka bir şey olarak nitelendirilebileceğine dair herhangi bir işaret bulunmamaktadır” yazıyor. Ayrıca Callard, Muhammed bin Salman’ın masumluğu ispat edilene kadar ekonomik yaptırımlar uygulanmasını tavsiye etti. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus