Bolivya’dan izlenimler: Evo Morales’i istifaya götüren süreçte neler yaşandı?

Üç yıldır Bolivya’da yaşayan maden mühendisi Cem Sarvan, 20 Ekim’den bu yana La Paz sokaklarında bizzat tanık olduğu protesto gösterileri sırasında bol bol fotoğraf çekti ve ülkedeki gelişmelere dair izlenimlerini Medyascope için kaleme aldı.

20 Ekim’den bu yana protesto gösterilerine sahne olan Bolivya’da, protestocular, muhalifler ve ordu baskısıyla istifa eden Devlet Başkanı Evo Morales siyasi sığınmacı olarak Meksika’ya gitti. Ülkeyi 13 yıldır yöneten Morales’in istifası Meksika, Arjantin, Venezüela ve Küba tarafından ‘darbe’ olarak nitelendirilirken geçici devlet başkanlığı görevini üstlenen muhalif Senato Başkan Yardımcısı Jeanine Áñez, 22 Ocak’ta seçim yapmayı vaat etti. Son durum özetle böyle, ama olayların arka planına da bakmak gerek.

2005, 2009 ve 2014 yıllarında üç kez arka arkaya seçilen sosyalist Devlet Başkanı Evo Morales, 20 Ekim’deki seçimlerde dördüncü dönem için halktan onay istemişti. Aslında Bolivya anayasası devlet başkanlarının görev süresini üç dönemle sınırlamış durumda. Ülkenin yerli halktan olan ilk devlet başkanı Morales ise, dördüncü kez aday olmasını sağlayacak bir anayasa değişikliği teklifini 2016 yılında halkın onayına sunmuştu. Morales referandumda istediği sonucu alamadı. Halkın yüzde 51,3’ü anayasa değişikliğine hayır dedi. Ama Morales sonucu tanımadı ve muhalefetin yandaş hakimlerle dolu olduğunu söylediği Anayasa Mahkemesi’ne gitti. Nitekim mahkeme de, Morales’in seçimlerde dördüncü kez aday olmasının bir “insan hakkı” olduğuna hükmederek adaylığının önünü açtı. Kanımca 20 Ekim’de seçimlerde hile yapıldığı iddiasıyla halkın sokağa dökülmesinin gerisindeki nedenlerden biri referandumla başlayan bu süreçti.

Obrajes Meydanı – La Paz (Foto: Cem Sarvan)

60 yaşındaki Morales, Aymara kabilesinden geliyor. 2006’nın Ocak ayında görevi devraldıktan sonra yoksul ve yerli halkın yararına pek çok reform yaptı. Ülkede yoksulluk yarı yarıya azaldı, eğitim ve sağlık sektörü güçlendi. Lityum gibi az bulunan yeraltı zenginlikleri sayesinde ülkenin ekonomisi de büyüdü. Lityum henüz çıkarılmaya başlanmadı, arama çalışmaları bitti ama bulunduğu yer Bolivya’nın en önemli doğa güzelliği Salar Gölü’nde olduğundan çıkarılma projesi sürüyor. Ekonomik büyüme bu yıl yüzde 4 olarak kaydedildi. Ancak bence Morales, zamanla iktidar sarhoşluğuna kapıldı; hükümeti halk tarafından, hatta bizzat kendi kabilesinin mensupları, Aymara yerlileri tarafından yolsuzluk ve kayırmacılıkla suçlanıyor.  

Geçen yaz Amazon ormanları yanarken uluslarası yardımları kabul etmekte gecikmesi de –iddia o ki, Çin’e et ithalatı kapsamında, besi hayvancılığı yapılacak araziler bu yolla da genişlemiş olacaktı- seçim kampanyasına eksi puan yazılmasına neden oldu. Nitekim başlıca rakibi, 2003-2005 yılları arasında devlet başkanlığı yapmış olan gazeteci ve tarihçi Carlos Mesa, yangınlardan Morales ve “sorumsuz” toprak kullandırma politikalarını sorumlu tuttu. 

8 Kasım’daki gece gösterilerinden – La Paz (Foto: Cem Sarvan)

Morales’in 20 Ekim’de kazanması için en yakın ikinci adaya yüzde 10 puan fark atarak oyların en az yüzde 40’ını elde etmesi gerekiyordu (aksi takdirde 15 Aralık’ta ikinci tur seçim yapılacaktı). Seçim gecesi oyların yüzde 86’sı sayıldıktan sonra ve Morales oyların yüzde 43’ünü, Mesa ise yüzde 40’ını almış görünürken; İstanbul yerel seçimlerini hatırlatan şekilde birden televizyonlara sonuçların akışı kesildi, yayınlar gitti. Tam beş saat. Ücra köylerden sonuç bekleniyor dendi. Ve ardından sonuçlar yeniden aktarılmaya başlandığında, oyların yüzde 96’sı sayılmış, Morales’in oyları yüzde 46,3’e çıkarken, Mesa’nınki yüzde 36’ya gerilemişti. Nitekim 10 puan fark ile ikinci tura gitmeye gerek kalmadan Morales’in kazandığı açıklandı.

10 Kasim’da Plaza Murillo’ya girenler. (Foto: Cem Sarvan)

Burada halk “Evo” diye ilk adıyla sesleniyor Morales’e. Evo, Bolivya’da çok güzel şeyler de  yaptı. Mesela Bolivya, dünyada doğanın yasal haklarını tanıyan ilk ülke oldu. Evo, kadın ve yerli haklarını genişletti, halkın yaşam kalitesini yükseltti, olağanüstü başarılı bir teleferik ulaşım sistemini yerleştirdi. Dahası Amerikan Doları sekiz yıldır hiç oynamadı. İlk aklıma gelenleri sıraladım. En büyük başarı ise yerli halka, şehirlilerin sosyal entegrasyonu bence. Ama benim sokakta konuştuğum gençler, “Bir anayasamız var, üç dönem diyor, Evo ise buna saygı duymadı” diyor. Ben de keşke üç dönemin sonunda, Bolivya için yaptıkları ile daima kahraman olarak anılmak üzere, çekilmesini bilseydi, diye düşünmekten alamıyorum kendimi.

Obrajes Meydanı – La Paz (Foto: Cem Sarvan).

Protestolar başladıktan sonra La Paz’da ara sokakların çoğu halk tarafından kapatılmıştı. Meydanlar da kurtarılmış bölge gibi. Teller, beton bloklar ve çöp konteynırları ile barikatlar yapılmış. İşe gidiş gelişler –benim ki de dahil- aksasa da, kimse bundan sızlanmadan hayatını sürdürüyor; iş öncesi ve sonrasında şehirlerdeki halkın çoğunluğu protestolara geçiyor.  

Polis ve asker meydanlarda ama çok müdahale etmiyorlar. Birkaç yerde gaz atsalar da genel olarak ılımlılar. Fakat zaman geçtikçe, referandum sonucunda da gözlenen ikiye bölünmüşlük daha fazla hissedilmeye başladı: Aydınlar ve görece varlıklı olanlar “hileli seçim” diyor. Yerliler ve daha yoksullar Evo’yu destekliyor.

29 Ekim mitingi kalabalığı. (Foto: Cem Sarvan)

29 Ekim gecesi Bolivya tarihinin en büyük gösterisi vardı. 50 binden fazla kişi 2 kilometrelik yolda toplandı. Kalabalığın ortasındaki bir köprünün üzerine çıkıp fotoğraflarken, bu kalabalığın isteklerini düşündüm. Birinci ve tek istek demokrasiydi. Bu yolda ben de demokrasinin kazanmasını istiyorum. Şu noktadan sonra sol ya da sağ fark etmiyor benim için; örgütlü direnişin hakkını sonuna kadar veren kazansın. 

Sopocachi’den Zona Sur’a 29 Ekim mitingine katilmak icin yuruyenler (Foto: Cem Sarvan).

Madenciler, koka üreticileri ve çiftçiler farklı yerlerden La Paz’a yürümeye başladılar. Ülke içindeki grupların karşılıklı çatışmasına doğru giden bir süreçteyiz. Hayat bütün protestolar boyunca normal rutini sürdürdü ancak 10 Kasım’la beraber işyerlerinin, fabrikaların, madenlerin, okulların kapandığı ve zorunlu olunmadıkça sokağa çıkmanın önerilmediği bir döneme girdik.

8 Kasım’da gece gösterilerinde polislere karşı kurulan barikatlar. (Foto: Cem Sarvan)

Dış basında sıklıkça söylendiği üzere, işin içine CIA’nın karışmış olup olmadığından öte bütün bu yaşananların uzun süre iktidarda kalıp, onu ısrarla uzatmanın ve kanunları hiçe sayarak demokrasiye aykırı davranmanın bir sonucu olduğunu irdelememiz gerekiyor. ABD sadece gelinen bu noktada değil, Bolivya’nın gittikçe yükselen koka ticaretiyle koka kartellerinin arkasında da bulunuyordu. ABD veya CIA mutlaka son dönemde iyice ön plana çıkan Santa Cruz merkezli faşist milis gruplarına liderlik eden milyoner işadamı Luis Fernando Camacho’yu destekleyenlerin başında geliyor bu süreçte. Muhalefet lideri Carlos Mesa on gündür ortalarda görünmüyor. Camacho, Evo’yu istifaya zorlayanların sözcüsü haline geldi. Bana göre Camacho bu kadar öne çıkmışsa, dış güçler de işin içine girmiştir.

10 Kasım’da Aymara liderleriyle Camacho’nun buluşması. (Foto: Cem Sarvan)

Darbe olan ülkelerde askerin gücünü, varlığını hissedersiniz. Sokakta onlar vardır, medyadan onların demeçleri duyulur. Bolivya’da asker protestolar döneminde bile ‘Biz halka karşı gelirsek durum darbeye dönüşür’ diyerek pasif bir şekilde protestoları güçle durdurmama tavrını hayata geçirdi. Dün göreve gelen Geçici Hükümet Başkanı Jeanine Áñez’in karşıt grupların saldırısını önlemek için askeri güçleri göreve çağırmasına kadar bu pasif tutum devam etti. 

Sopocachi Meydanı’nda gostericiler ve polis. (Foto: Cem Sarvan)

10 Kasım günü Evo’nun seçimin yenilenmesini ve istifayı kabul etmesi son derece geç verilmiş bir karardı. Açmaza düştüğü durumda alınan bu karar, protestocuların haklılığının kabul edildiğinin göstergesi olarak halkı zafer kutlamalarına yöneltti. 

10 Kasım’da Evo’nun istifası üzerine düzenlenen kutlamalarda ağlayanlar da vardı. (Foto: Cem Sarvan)

Hükümet binasının bulunduğu Plaza Murillo basın mensuplarının ve muhalefetin bazı taraftarlarının içeri girmesiyle adeta bir kurtarılmış bölgeye çevrildi. O gün içerideki basına dahil olanlardan biri de bendim. Zafer sarhoşluğunun zararlı ve tahripkâr davranışlarını göz ardı edersek, o akşamın en önemli ve en pozitif anı Aymara liderlerinin Camacho ile buluşma anıydı. Bundan sonrasında Aymara liderlerine Evo Morales döneminde gelinen sosyal bütünleşmenin korunması ve sürdürülmesi sorumluluğu düşüyor. Röportaj yaptığım liderlerden ikisi de bu konuyu ve kardeşliğin sürmesi gerektiğini özellikle vurguladılar. 

Yaşamakta olduğumuz dönemi, Bolivya’nın bu sonuca nasıl geldiğini anlamak için, darbe kavramından çok, Evo’nun durdurulamaz hırsının, demokrasiye karşı gelişinin ve kendi değerlerine, doğaya karşı gelişinin incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar