Demirtaş’ın avukatları “ikinci tutukluluk” için AYM’ye başvurdu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hakkında Diyarbakır’da açılan dava nedeniyle 4 Kasım 2016’dan beri Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları, müvekkillerinin cezaevinden çıkması beklenirken hakkında açılan başka bir soruşturmada verilen “ikinci tutukluluk” kararını Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.

Başvuruda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) daha önce verdiği karar hatırlatılarak, “Başvurucunun önce AİHM kararına rağmen tahliye talebi ve itirazı reddedilerek cezaevinde tutulmaya devam edilmesi ve son olarak Büyük Daire duruşmasından sonra Cumhurbaşkanının açıklamalarıyla serbest bırakılmasının imkansız hale getirilmesi, AİHM’nin Sözleşme’nin 5. maddesi ile bağlantılı olarak verilen 18. madde ihlali anlamına gelmektedir” denildi. Avukatlar, başvurunun öncelikle görüşülmesini ve tutuklama yasağının ihlal edildiğine dair karar verilmesini talep etti.

Üç yıldan fazla bir süredir Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan, önce 2018 yılının Kasım ayında AİHM’nin verdiği karara, ardından da tutuklu yargılandığı ana davada tahliye edilmesine rağmen, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “6-8 Ekim olayları” ile ilgili açtığı başka bir soruşturma kapsamında ikinci kez tutuklanarak cezaevinden çıkması engellenen eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu.

Tutukluluğuna yapılan itirazın reddedilmesi üzerine Demirtaş’ın avukatları Ramazan Demir, Benan Molu, Mahsuni Karaman ve Aygül Demirtaş’ın imzası ile AYM’ye yapılan bireysel başvuruda özellikle AİHM’nin Demirtaş ile ilgili verdiği karar hatırlatıldı. AİHM’nin, Demirtaş’ın başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 18. maddesinin ihlal edildiğine karar verirken Türkiye’deki genel siyasi durumu değerlendirdiği, ulusal yargı organlarının muhalefetin liderlerinden biri olan başvurucuya, diğer HDP’li vekillere, seçilmiş belediye başkanlarına ve genel olarak muhalif seslere yönelik tutumunda özellikle sert davranıldığını dikkate aldığı vurgulanan başvuruda şöyle denildi:

“Siyasi sebeplerle özgürlüğünden keyfi ve hukuksuz bir şekilde alıkonuluyor”

“AİHM’ye göre, başvurucunun hedef olması hakkındaki kovuşturmanın salt bireysel koşullarından değil ve fakat onun siyasi muhalefetin liderlerinden biri olması nedeniyledir. Bu nedenle, AİHM’ye göre tehdit altında olan yalnızca başvurucunun bireysel hak ve özgürlükleri değil tüm demokratik sistemin kendisidir. Bu düşünceyle, AİHM başvurucu hakkındaki hak sınırlandırmalarının birincil amacının çoğulculuğu boğmak ve siyasi tartışma özgürlüğünü kısıtlamak olduğu sonucuna ulaşarak, Türkiye’ye karşı bir başvuruda ilk kez, Sözleşme’nin 18. maddesinin de ihlal edildiğini tespit etmiştir. Başvurucunun yeniden halihazırda yargılanmakta olduğu olaylar ile ilgili olarak farklı suçlamalar ile aslen şüpheli olmadığı bir soruşturma kapsamında yeniden tutuklanması yargı organlarının siyasi saiklerle hareket ettikleri şüphesini meşrulaştırmaktadır. AİHM’nin Demirtaş kararını 20 Kasım 2018’de yayımlayacağı, AİHM tarafından 16 Kasım 2018’de duyurulmuştur. İstinaf mahkemesi, 19 Kasım 2018 günü olağandışı bir usulle dosyayı incelemeye başlamıştır. 20 Kasım 2018’de ihlal kararının çıkmasının ardından Cumhurbaşkanı ve üst düzey devlet görevlileri tarafından yukarıda da yer verilen açıklamalar yapılmış, 21 Kasım 2018’de Cumhurbaşkanının ‘Karşı hamlemizi yapar işi bitiririz’ açıklamasının ardından 4 Aralık 2018’de istinaf mahkemesi kararı onamıştır. Bu karar ile başvurucu, hükümlü hale gelmiş ve böylece tahliyesi imkansız hale getirilmiştir. Cumhurbaşkanının açıklamalarının yargı üzerindeki etkisi devam etmektedir. Daha önce açıklandığı üzere, başvurucunun 2 Eylül 2019’da tahliye edilmesine ve Büyük Daire duruşmasından iki gün sonra 20 Eylül 2019’da mahsupla serbest bırakılmasına karar verildiği gün başvurucu apar topar, üç yıla yakın bir süredir tutuklu olduğu dava konusuyla aynı konuda fakat bu kez başka kanun maddeleriyle yeniden tutuklanmıştır. Karardan bir gün sonra Cumhurbaşkanının ‘Bunları bırakamayız, bırakırsak şehitlerimiz bizden hesap sorar’ açıklaması, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde ‘seni başkan yaptırmayacağız’ kampanyası ve siyasi görüşleri nedeniyle AİHS’nin 14. maddesi uyarınca ayrımcılığa maruz kalan ve hedef haline gelen başvurucunun siyasi sebeplerle özgürlüğünden keyfi ve hukuksuz bir şekilde alıkonulmaya devam edildiğini ve edileceğini açıkça göstermektedir.”

“Cumhurbaşkanının açıklamaları Demirtaş’ın serbest bırakılmasını imkansız hale getiriyor”

AYM’ye yapılan başvuruda, Demirtaş’ın önce AİHM kararına rağmen tahliye talebi ve itirazı reddedilerek cezaevinde tutulmaya devam edilmesi ve son olarak Büyük Daire duruşmasından sonra Cumhurbaşkanının açıklamalarıyla serbest bırakılmasının imkansız hale getirilmesinin, AİHM’nin Sözleşme’nin 5. maddesi ile bağlantılı olarak verilen 18. madde ihlali anlamına geldiği vurgulandı. Demirtaş’ın AYM önünde en az beş adet başvurusu bulunduğu, ilk tutukluluğuna ilişkin karar dışında AYM’nin, nitelikleri itibarıyla öncelikle incelenmesi gereken başvurular olmasına karşın henüz bu başvuruları incelemediği de belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Başvurucunun davalarında etkili bir başvuru yolundan beklenen makul bir sürede karar verilmemektedir. Bunun en somut örneği, Sırrı Süreyya Önder kararıdır. Başvurucu, Önder ile aynı dosyada yargılanmış, aynı gün ceza almış ve aynı gün AYM’ye başvurmuş, Önder’in başvurusunda ifade özgürlüğünün ihlaline karar verilmişken, başvurucunun dosyasında henüz bakanlık görüşü bile istenmemiştir. Başvurucuya verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezasının yargı reformu kapsamında Yargıtay’a taşınmasının ardından başvurucunun kesinleşmiş hapis cezası kalmamıştır. İşbu başvuru konusu tutukluluk başvurucunun serbest kalmasının önündeki tek engeldir.” 

Başvurunun “sonuç ve talep” bölümünde ise, başvurunun öncelikle incelenmesi talep edilerek, “Anayasa’nın 26. maddesi ile AİHS’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün; Anayasa’nın 19. maddesi ile AİHS’nin 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının (makul şüphe, gerekçeli karar ve etkili itiraz hakkı yönünden); Anayasa’nın 36. maddesi ile AİHS’ye Ek 7 Numaralı Protokol’ün 4. maddesinde düzenlenen aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının ve Anayasa’nın 26. ve 19. maddeleri ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 13. maddesinde ve AİHS’nin 5. ve 10. maddeleri ile bağlantılı olarak AİHS’nin 18. maddesinde düzenlenen siyasi sebeplerle tutuklama yasağının ihlal edildiğine; karar verilmesini talep ederiz” denildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus