“Latin Amerika’da Siyasi Talepler ve Kurumsal Sınırlar: Dönüşüm Mümkün mü?” başlıklı güncel politika semineri Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (IstanPol) ile Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler Bölümü’nün ortaklaşa düzenlediği Güncel Politika Seminerleri’nin ikincisi bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. 

Latin Amerika’da Siyasi Talepler ve Kurumsal Sınırlar: Dönüşüm Mümkün mü?” başlıklı seminerde Şili ve Bolivya’daki halk hareketlerinin nedenleri ve talepleri ile Brezilya, Arjantin, Kolombiya, Venezüela olmak üzere Latin Amerika ülkelerindeki değişim dönüşüm dinamikleri üzerinde duruldu.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Eder’in moderatörlüğündeki seminerde, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu Latin Amerika ülkelerinin genel görünümünden bahsetti. Latin Amerika ülkelerinde gelir dağılımında ciddi bir eşitsizlik olduğunu belirten Kadirbeyoğlu, ülkelerin yaşadığı neoliberal dönüşümün bu eşitsizliği artırdığını söyledi. Gelir eşitsizliğinin yanı sıra, demokratik rejime geçilse dahi yönetimlerin vatandaşlar üzerindeki kısıtlamalarının devam ettiğini sözlerine ekleyen Kadirbeyoğlu, bugünkü sosyal patlamaların altında bu iki sebebin yattığını vurguladı. Kadirbeyoğlu, Latin Amerika ülkelerindeki en temel sorunların işsizlik başta olmak üzere ekonomik temelli sorunlar ve güvenlik sorunu olduğunu belirtti.

Şili’de Katolik Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yapan Umut Aydın ise son 45 günde Şili’de yaşanan sosyal patlamanın başından bugüne geldiği aşamayı anlattı ve sosyal patlamanın nedenlerinden söz etti. Ülkede olağanüstü hal ilan edilmesinin ve askerlerin sokağa çıkmasının Şili toplumuna Pinochet diktatörlüğü dönemini hatırlattığını ve travmatik etkisinin olduğunu vurgulayan Aydın, eylemlerin geldiği son noktada eylemcilerin sosyal hakların ön planda olduğu yeni bir anayasa talep ettiğini belirtti. OECD üyesi ve gayri safi milli hasılası 15 bin 300 dolar olan Şili’nin Dünya Bankası’nın sınıflandırmasına göre zengin ülkeler içerisinde yer aldığını hatırlatan Aydın, burada da ciddi bir gelir eşitsizliği yaşandığını ve siyasi partilerin halktan kopuk olduğunu belirtti.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mert Arslanalp, son seçimleri muhalefet adayının kazandığı Arjantin’i ele aldı ve Arjantin’de halihazırda bir toplumsal çalkantı olmadığını ama gittikçe derinleşen bir ekonomik kriz olduğunu belirtti. Arjantin tarihinin aslında Peronistler ve karşısındakilerin birbirleri ardına iktidara geldiği bir örüntü şeklinde geliştiğini belirten Arslanalp, Peronist Devlet Başkanı Alberto Fernandez’den radikal sola kayış beklemediğini söyledi. Fernandez’in Peronizm içi farklı fraksiyonları da birleştirebilecek bir isim olduğunu vurgulayan Arslanalp, Arjantin’de kadın hareketinin haklarını artırabileceği bir yeni dönem yaşanabileceğini belirtti.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Gambetti ise Brezilya’daki gözlemlerinden hareketle Jair Bolsonaro’nun devlet başkanı seçilmesi sonrasında ülkede siyasetin içe kapanmasından ve yeni faşizm türlerinden bahsetti. Gambetti, daha önce siyasette bilinmeyen bir figür olarak Bolsonaro’nun birden parladığını ve propaganda sürecinde önceki devlet başkanlarını karalama amaçlı bir sosyal medya ve yalan haber kampanyası yürüttüğünü belirtti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus