Ceren Özdemir davasında ara karar: Sanık Özgür Arduç’un akıl sağlığına ilişkin rapor istendi, 30’a yakın baronun müdahillik talebi reddedildi

Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Ceren Özdemir’i evinin önünde bıçaklayarak öldüren Özgür Arduç’un “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” istemiyle yargılanmasına bugün başlandı. Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanık Arduç’un akıl sağlığına ilişkin rapor için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine ve tutukluluğunun devamına karar verildi. 30’a yakın baro ile TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu adına CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer’in davaya müdahil olma talepleri ise reddedildi.

Saat 10.00’da Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlaması planlanan duruşma, davaya katılımın çok yoğun olması sebebiyle 10.40’ta başladı. Duruşma salonunun yanında bulunan başka bir salon da Ceren Özdemir davasını izlemeye gelen yurttaşlar için açıldı.

Sanık Özgür Arduç, “güvenlik gerekçesiyle” duruşmaya tutuklu bulunduğu Van Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS ile bağlanarak katıldı. Duruşmada Arduç’a “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek” suçundan yargılandığı hatırlatıldı ve ardından ifadesinin alınmasına geçildi.

“İki kez tecavüze uğradım”

Arduç ifadesinde, “Okuryazarım, bekarım, serbest meslek yapıyorum, gelirim yok. Amasyalıyım, küçük yaşta dedem tarafından yurda bırakıldım. 18 yaşında yurttan kaçtım. Erzurum’da yurtta kaldığım süreçte iki kez tecavüze uğradım” dedi.

Arduç sözlerine şöyle devam etti:

“İlk kez tecavüze uğramam Erzurum’da, yurtta oldu, ikincisi ise yurttan kaçtıktan sonra İstanbul’a gitmiştim, sokakta yatarken üç kişi geldi, ‘Karnın aç mı’ dedi, sonra beni bir mağaraya götürüp tecavüz ettiler. Ondan sonra ‘İçimde insanlığa dair her şeyi öldüreceğim’ dedim. Ben kedi ve köpekleri trenin önüne attım. Benim tecavüze uğradıktan sonra yapmadığım pislik kalmadı.”

Erzurum’da yurtta kaldığı süreçte polislerden işkence gördüğünü de iddia eden Arduç, Ordu’ya 2002 yılında geldiğini ve insanlara “yapmadığı pisliğin kalmadığını” söyledi.

“Akli dengem yerinde değil, tedavi olmak istiyorum”

İfadesinde sık sık akli dengesinin yerinde olmadığını vurgulayan Arduç, “Benim akli dengem yerinde olsa altı yaşındaki çocuğu öldürmeye çalışır mıyım? İki tane bıçak çaldım. ‘Önüme biri çıkarsa öldüreceğim’ dedim. Ben Ceren Özdemir’i tanımam, seçmedim. Sahilde birisini öldürecektim, arkadaşları geldi, üç kişi oldular o yüzden öldüremedim” dedi.

Savcılık ifadesini “işkence altında ve sinir” halinde verdiğini öne süren Arduç, akli dengesinin yerinde olmadığını yineledi ve şunları söyledi:

“Apartmana girerken Ceren’e birini sorar gibi yaptım, o şekilde öldürdüm. Akli dengem yerinde değil. Ceren’i öldürmeden önce camiye gittim. Altı yaşındaki çocuğu öldürecektim. Azat ettim. Ben iki dakika iyi oluyorum, on dakika kötü oluyorum. Ben ilk ifademi işkence ve sinir halinde verdim. Birinci ifademi kabul etmiyorum.”

“Ceren beni farketti”

Arduç cinayeti işlediği anı ise şöyle anlattı:

“Ceren aniden karşıma çıktı, takip ettim. ‘Yukarı çıkarsa öldürürüm’ dedim. Ceren’e ‘Metin diye biri burada kalıyor mu’ diye soracaktım. O bahaneyle arkasından girdim, çünkü beni fark etmişti. Onu iki defa bıçakladım. Sonra sahile doğru koşarak kaçtım.”

“Pişman oldum ve vicdan azabı çektim ama öldürme arzusu benim elimde olmayan bir arzu”

Yakalandığı gün polis aracında iki polis memurunu da yaralayan Arduç, o olayla ilgili şöyle konuştu:

“Bir gün sonra çorbacıya gittim. ‘Çorba içebilir miyim’ dedim. ‘Patron yok’ dediler. Orada polis otosu geldi ve halk bana saldırdı. Beni aramadan içeri soktular, o yüzden arabadaki polisi bıçakladım. Ben intihar ettim efendim. Ben polislere saldırdım, halk beni zor tuttu. Tedavi görmek istiyorum. Pişman oldum ve vicdan azabı çektim ama öldürme arzusu benim elimde olmayan bir arzu.”

Arduç ifadesinin ardından, barodan görevlendirilen ve savunma sırasında sadece “Müvekkilimin ifadelerine katılıyorum” diyen avukatına, “N’olur beni tedavi ettir avukat hanım” dedi.

“Madem akli dengen yerinde değil, açık cezaevine nasıl geçtin?”

İfadesinin ardından Özdemir ailesinin avukatı ve Ordu Barosu Başkanı Haluk Murat Poyraz, Arduç’a bir soru yöneltti. Poyraz, “Açık cezaevine geçmek için psikologla görüşmedin mi? Madem akli dengen yerinde değil, nasıl geçtin açık cezaevine?” diye sordu.

Arduç’un cevabı ise bu konudaki kuşkuları ortadan kaldırmaya yetmedi. Arduç, “Kapalıda zor sabrediyordum. ‘Dışarı çıkarsam babamın katilini öldüreceğim’ dedim. Nasıl geçirdiler beni açığa bilmiyorum. İkisi farklı şey” dedi.

Mahkeme başkanından “gönül ilişkisi” sorusu

Arduç’un ardından mahkeme başkanı, Ceren Özdemir’in ailesine müdahil sıfatıyla söz verdi. Mahkeme başkanı, Ceren’in babası Yılmaz Özdemir’e, “Sanığın Ceren ile bir ilişkisi var mı? Gönül ilişkisi ya da başka bir şey…” diye sordu.

Özdemir ise bu soruya “Hayır, kesinlikle tanımıyorum. Akıl sağlığının da gayet iyi olduğuna eminim şu anda” yanıtını verdi. Özdemir, “Kendisini tanımam, hiçbir ilişkimiz yok, bir husumetimiz yok. En ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum” diye konuştu.

“Ceren artık Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuğu”

Ceren’in annesi Gülfer Özdemir ise “Sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Ceren eskiden sadece benim çocuğumdu, şimdi siz de (mahkeme başkanına) dahil herkesin bütün Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuğu. O yüzden vicdanları rahatlatacak bir ceza vermenizi istiyorum” dedi.

Ceren’in son sözleri : “Bıçaklandım abla”

Ablası Gizem Özdemir ise olay anını ve Ceren’in son sözlerini şöyle anlattı:

“Olay akşamı kardeşim beni aradı. Genelde kapıyı açmak için arardı. Otomatik kapı tutukluk yaptı. ‘Ceren’ diye seslenip anahtarı attım. Eli cebindeydi, kapıyı anahtarla açtı. Ceren’in arkasından hızla yöneldi, ben de merdivenlerden bağırarak indim. Ceren duvara yaslanmıştı. Bilinci yerindeydi, son sözü ‘Bıçaklandım abla’ oldu. Bıçaklandığını sonra anladım. Sanığın en ağır cezayı almasını talep ediyorum.”

Tanık ifadelerinde Arduç’un zıpkın, silah ve eter aradığı ortaya çıktı

Ardından tanıkların dinlenmesine geçildi. Tek tek yemin ederek ifade veren altı tanığın tamamı Özgür Arduç’un, Ceren’i öldürmeden önce iletişim kurduğu kişilerden oluşuyordu.

Tanıklardan veteriner M.A., “Olaydan önce veteriner kliniğine geldi. Hayvanları için eter istediğini söyledi, ama vermedim. Eter istedi; sığır ve köpeği için. Hayvanı bayıltmak istediğini söyledi. Daha sonra sosyal medyadan fotoğraflarını gördüm” dedi.

Bölge esnafından tanık R.F. ise “Av bayisine geldi. Zıpkın baktı, fiyatları sordu, inceledi. Daha sonra alacağını söyledi. Çıkarken de kartımı aldı” diye konuştu.

Sanığın telefonla görüştüğü E.D. ise “Beni telefonla aradı. Benden silah istedi. Eşim telefonu açtı, ‘Kapıdan gitmiyor’ dedi. Kendisini tanımıyorum” diye ifade verdi.

“Eteri hayvan öldürmek için, silahı ve zıpkını insanları öldürmek için sordum” 

Özgür Arduç ise tanıkların ifadelerinin kendisine sorulması üzerine “Tanıklar doğru söylüyor. Eteri hayvan öldürmek için, silahı ve zıpkını insanları öldürmek için sordum” dedi.

Tanık ifadelerinin ardında duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, baroların müdahillik taleplerinin reddini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın müdahillik talebinin kabul edilmesini, sanığın akıl sağlığına ilişkin rapor için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesini ve tutukluluk halinin devamını talep etti.

Karar için mahkeme heyeti 10 dakika ara verdi.

Ara karar: Baroların müdahillik talepleri reddedildi, Arduç’un tutukluluk halinin devamına karar verildi

Ara kararda, mahkeme heyeti, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatlarının davaya müdahil olmasını kabul ederken, çeşitli illerden gelen 30’un üzerinde baronun müdahillik talebini reddetti. Müdahillik talebi reddedilen baroların avukatları ise karara tepki gösterdi.

Dava 20 Ocak 2019’a ertelendi

Mahkeme, Arduç’un akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla rapor talep edilmesine karar vererek, davayı 20 Ocak 2019’a erteledi.

Duruşma sonrasında kadın örgütleri ve Özdemir ailesinin avukatları açıklamalarda bulundu.

“Cinayeti en başından kurgulaması akli dengesinin yerinde olduğunu gösteriyor”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Üyesi Ayşen Ece Kavas, 11 ayda 430 kadının öldürüldüğünü hatırlattı. Kavas, “Katil akli dengesinin yerinde olmadığını iddia etti. Ancak cinayeti en başından kurgulamasından görüyoruz ki akli dengesi gayet yerinde. Her kadın cinayeti davasında aynı ifadeler” dedi.

“Akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair rapor, ilerleyen süreçte sanığa verilen cezaların bozulmaması adınadır”

Mahkemenin kararını değerlendiren Özdemir ailesinin avukatı Haluk Murat Poyraz, “Akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair rapor, ilerleyen süreçte sanığa verilen cezaların bozulmaması adınadır” diye konuştu.

Davaya destek için gelen Kadın Savunma Ağı üyelerinin otobüsü durduruldu

Kadın Savunma Ağı adına konuşan Berna Demirdaş ise, davayı takip etmek için Trabzon, Samsun, Rize, Artvin illerinden gelen kadınların otobüsünün durdurulduğunu söyledi. Demirdaş, “Firari sanıklar sokaklarda dolaşırken onları görmeyen kolluk, bizim otobüsümüzü neden durdurdu. Gözleri sanıklara kapalı olan İçişleri Bakanlığı’nın gözleri neden kadınların üzerinde” diye sordu.

“Ceren için adalet gelene kadar , kadın cinayetleri durdurulana kadar buradayız”

Cumhuriyet Halk Partisi Ordu İl Kadın Kolları Başkanı Nilgün Yılmaz da, Ceren’in tüm Türkiye’nin kızı olduğunu söyledi ve “Ceren için adalet gelene, kadın cinayetleri durdurulana kadar buradayız” dedi.

“Sanık cezadan nasıl kaçarımın peşinde”

Müdahillik talebi reddedilen TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer ise, “Sanık cezadan nasıl kaçarımın peşinde. Akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia ederek cezadan kurtulmaya çalışıyor” diye konuştu.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar