İSTANBUL (Medyascope) – Direnç Hikâyeleri’nde bu hafta avukat Buse Naz Güneş, şüpheli bir şekilde yaşamlarını yitiren Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Çelik’in davasında yaşanan hukuki süreci, devlet kurumlarının tutumunu ve anne ile kızının ölümünün ardından yürüttükleri adalet mücadelesini Nur Betül Aras’a anlattı.
Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Avukat Buse Naz Güneş, Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Çelik’in şüpheli ölümlerini ve adalet mücadelesini anlattı.
- Soruşturma sürecinde ciddi sorunlar yaşandı; etkili bir yargılama olmadı ve dosya zayıf gerekçelerle kapatılmaya çalışıldı.
- Fatma Nur, beraat kararını kabullenemeyince adliye önünde direnişe başladı.
- Fatma Nur, intihar etmeyeceğine dair mesajlar bırakmış ve bu durumu vasiyeti olarak görüyor.
- Çelik ve kızı, kamuoyuna duyurmak için adalet nöbeti tutmuşken, cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu.
Direnç Hikâyeleri’nde Nur Betül Aras’ın konuğu şüpheli bir şekilde hayatlarını kaybeden Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Çelik’in avukatı Buse Naz Güneş oldu. Güneş, soruşturmanın başından itibaren etkili bir yargılama yapılmadığını savunurken, Fatma Nur Çelik’in kamuoyu önünde başlattığı direnişin çaresizliğin sonucu olduğunu vurguladı.
“Nitelikli bir yargılamayla hiç karşılaşmadık”

Güneş, dava açıldıktan sonra da hem hukuki süreçte hem de kamu kurumlarının yaklaşımında ciddi sorunlar yaşandığını anlattı:
“Ne soruşturma aşamasında ne de kovuşturma aşamasında nitelikli bir yargılamayla karşılaştık. Soruşturma dosyası çok zayıf gerekçelerle kapatılmaya çalışıldı. Yeniden açılması için aylarca mücadele edildi. Ben Fatma Nur’la öğrenciyken tanıştım. Mezun oldum, stajımı yaptım, avukat oldum ama dava hâlâ sonuçlanmadı. Bu süreç başlı başına çok yıpratıcıydı.”
Savcının beraat yönündeki mütalaasının Fatma Nur Çelik üzerinde büyük bir yıkım yarattığını belirten Güneş, “Fatma Nur yıllarca mücadele etti. Savcı beraat yönünde mütalaa verince artık bunu kabullenemedi. Bana ‘Çocuğumun yüzüne bakamıyorum, evde duramıyorum, bir şey yapmak istiyorum’ diyordu. Ertesi gün adliye önüne gidip tek başına direnişe başladı. O kamuoyunun gördüğü fotoğraflar da işte o gün çekildi” dedi.
Soruşturmanın nasıl yürütüldüğüne ilişkin bilgi sahibi olmadıklarını ve birçok soru işaretinin bulunduğunu dile getiren Buse Naz Güneş şöyle devam etti:
“Biz soruşturmanın nasıl yürüdüğünü bilmiyoruz. Hangi deliller toplandı, telefon kayıtlarına bakıldı mı bilmiyoruz. Bana mantıklı gelmiyor. Gittikleri yer evlerine çok uzak. Orada tanıdıkları kimse yok. Eğer planlıysa neden orası, ani geliştiyse neden telefonu evde şarjda bıraktı? Avukatıyla konuşurken ‘Telefonumu şarja takıyorum, sonra seni arayacağım’ diyor. Telefon şarjdayken çocuğunu alıp evden çıkıyor. Üstelik kamuoyuna yalnızca çok uzaktan çekilmiş tek bir kamera görüntüsü paylaşıldı. Oysa daha net görüntüler olduğu söyleniyor.”
Fatma Nur Çelik’in daha önce kendisine böyle bir ihtimal yaşanması hâlinde buna inanılmamasını söylediğini aktaran Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben onun intihar ettiğine hâlâ inanmıyorum. Eski mesajlarımızı tekrar tekrar okudum. Acaba gözden kaçırdığım bir şey var mı diye düşündüm. Fatma Nur bana ‘Ben intihar etmeyeceğim. Böyle bir şey olursa buna inanmayın’ demişti. Ben bunu onun vasiyeti olarak görüyorum. Bu yüzden de mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.”
Ne olmuştu?
İstanbul’da Fatma Nur Çelik, Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi tarafından yıllar önce çocuk yaşta istismara uğradığını, daha sonra bu kişiyle evlendiğini, kızı Hifa İkra Şengüler’in de 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığı öne sürmüştü.
Açılan dava devam ederken Çelik, bir süredir İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde adalet talebiyle nöbet tutuyordu ve kamuoyuna destek çağrısında bulunmuştu.
A.Ş.’nin çocuk yaşta kendisini istismar ettiğini ve zorla evlendirildiğini anlatan Fatma Nur Çelik, aynı kişinin çocuğunu da istismar ettiğini belirtmişti. Çelik, yaşadıklarının ardından haftalar boyunca adalet nöbeti eylemi yapmış ve kamuoyuna sesini duyurmaya çalışmıştı. Ancak Fatma Nur Çelik ile kızının cansız bedenleri 2 Mart gecesi İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bulunmuştu.








