İSTANBUL (Medyascope) – Direnç Hikâyeleri’nde bu hafta Nur Betül Aras’ın konuğu Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi ve aktivist Bilge Kağan Şarbat oldu. Şarbat, genç yaşta başladığı siyasi mücadele deneyimlerini, örgütlü mücadelenin önemini ve siyasi partilerdeki genç temsilini anlattı.
Direnç Hikâyelerinde Nur Betül Aras’ın konuğu Bilge Kağan Şarbat, genç yaşta başladığı siyasi mücadele deneyimlerini, örgütlü mücadelenin önemini ve siyasi partilerdeki genç temsilini ele aldı.
Örgütlü mücadele
Siyasete girmesinin tesadüfen başladığını belirten Şarbat, “16 yaşında bir lise öğrencisiydim. Arkadaşlarımızla toplanıyorduk, okulumuzdaki haksızlıklara karşı sesimizi duyurmaya çalışıyorduk. 30 Ağustos’ta Maçka Parkı’nda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği bir etkinlikte şiir okudum. Orada ‘Halkçı Liseliler’ organizasyonundan arkadaşlarla tanıştım” dedi.
Örgütlü mücadele sayesinde insanların kendini yalnız hissetmediğini söyleyen Şarbat, “Cezaevine ilk girdiğimde çok korktum, ilk günler benim için çok zor geçti. Beni korkutan, orada yalnız kalmak ve savunmasız hissetmekti. Ancak yaşadığım bu yalnızlık beni farklı düşünmeye itti. Dışarıda örgütlü olduğum için düşündüğüm kadar da yalnız olmadığımı fark ettim. Orada yalnızdım ama dışarıda mücadelemizi devam ettiren arkadaşlarım vardı” diye konuştu.

Gençler neden siyasetten uzaklaşıyor?
Bilge Kağan Şarbat, Türkiye’de siyasi partilerin belirli kalıplara sıkıştığını ve gençleri yeterince temsil etmediğini vurguladı:
“YENİ Parti Gençlik Kolları’nda mücadelemizi sürdürürken iktidara yönelttiğimiz eleştirilerin bir kısmını kendimize de yöneltiyoruz. Partimizin birçok örgütünde gençler yeterince yer almıyor. Gençlerin siyasete katılımını görünürlük, emek, söz hakkı ve karar alma olarak dört aşamada değerlendirebiliriz. Siyasi partiler ilk üç aşamada gençlerin katılımını sağlamakta çok zorlanmıyor. Gençler partilerde görünür oluyor, afiş ve pankart asıyor, eylemlere katılıyor, sosyal medya çalışmalarını yürütüyor, kürsüden konuşabiliyor ve düşüncelerini aktarabiliyor. Ancak gençler bu ilk üç aşamada aktif olsalar da karar alma aşamasında önlerinin kesildiğini görüyoruz. Pankart asarken veya eylem yaparken ihtiyaç duyulan gençler, birçok partide liste hazırlanırken ya da görev dağılımı yapılırken aynı ölçüde dikkate alınmıyor.”
Türkiye’nin güncel durumundan umutlu olmadığını ancak değişim potansiyeli gördüğünü belirten Şarbat, “Toplumun yüzleştiği yoksulluk, barınma sorunu, gelecek kaygısı, mutsuzluk gibi durumların hiçbiri kişisel bir başarısızlığın sonucu değil. Bu durumlar ülkenin yönetiliş biçimi, hangi sınıfların öncelendiği, aslında emeğin değil maddiyatın, üretimin değil piyasanın öncelendiği toplumumuzun bir özeti” dedi.








