Gezi Parkı davasının gerekçeli kararı açıklandı : “İddianamedeki tapeler yasak delil mahiyetinde”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi Parkı eylemlerinin organizasyonu ve finansmanıyla ilgili davada gerekçeli kararını açıkladı. Mahkeme, iddianamedeki tapelerin yasak delil mahiyeti taşıdığını, tutuklu yargılanan ve tahliyesine karar verilen Osman Kavala’ya yönelik “Gezi Parkı eylemlerinin finansörü” suçlamasına dair dosyada somut delil olmadığını, tanıklığı tartışma yaratan Murat Papuç’un beyanlarının ise dayanaksız olduğunu belirtti.

FETÖ firarisi eski Savcı Muammer Akkaş’ın açtığı soruşturma dosyasının “yeniden kıymetlendirilmesi” sonucu açılan Gezi Parkı davasında mahkeme, “somut delil olmadığına” hükmetti.  

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin gerekçeli kararında, daha önce beraatle sonuçlanan Gezi Parkı ve Çarşı davalarına atıfta bulundu.

“Kavala’nın Gezi’nin finansörü olduğuna yönelik somut delil yok”

Gerekçeli kararda, halen 15 Temmuz soruşturmasından tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın Gezi olaylarının finansörü olduğuna yönelik bir delil bulunamadığı belirtildi.

“İddianamedeki tapeler yasak delil mahiyetinde”

Gerekçeli kararda, “Yargıtay içtihatları ve ‘zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir’ ilkesi de göz önüne alındığında iddianameye konu tapelerin yasak delil mahiyetinde bulundukları kabul edilmiştir” ifadesi dikkat çekti. 

Kararda, iddianamenin büyük bölümünün tape kayıtlarına dayandığı belirtilerek, kayıtların hukuki niteliği tartışıldı. Dinleme kararlarının, tek tek, ilgili suçlarla ilgili alınıp uygulanabileceğinin belirtildiği kararda, dosyada 53 dinleme kararı bulunduğu, ilk kararın 18 Haziran 2013’te alındığı, bu kararın “suç örgütü kurma ve yönetme” suçundan verildiği kaydedildi. “Hükümete karşı suç” suçundan dinleme kararı verilmediğine dikkat çekilen kararda, sonraki kararlara bu suçun eklendiği belirtildi. Bu tarihte, “hükümete karşı suç” eyleminin, yasal dinlemeye konu suçlardan olmadığının anlatıldığı kararda, bu haliyle dinleme kayıtlarının kanuna ve hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu vurgulanarak “Yargıtay içtihatları ve ‘zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir’ ilkesi de gözönüne alındığında iddianameye konu tapelerin yasak delil mahiyetinde bulunduğu kabul edilmiştir” denildi. Kararda, aynı şekilde teknik araçla izleme kararlarının da hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

“Murat Papuç’un elle tutulur beyanı yok”

Kararda, eski TSK mensubu olan, bir dönem TKP üyesi olduğu anlaşılan ve ifadeleri Kavala’nın tutukluluğuna gerekçe gösterilen tanık Murat Papuç‘un iddiaları için, “Elle tutulur beyanı yok” denildi. Kararda, Papuç’un sadece Gezi olayları sırasında aldığını iddia ettiği bir gaz maskesini, iddianame yazılmadan üç gün önce ilgili cumhuriyet savcısına götürdüğü, savcının da Papuç’u kolluğa yönlendirdiği belirtildi.

Gezi davası kararları

Osman Kavala 18 Şubat’ta görülen Gezi davasında beraat etmiş ancak cezaevinden çıkmadan hakkındaki başka bir dosyadan gözaltı kararı verilmiş, çıkarıldığı mahkemede yeniden tutuklanmıştı. Kavala’nın tutuklandığı dosyadan 2019 yılının Ekim ayında tahliye edildiği ortaya çıkmıştı. Beraat kararı veren mahkeme heyeti hakkında ise Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) inceleme başlatmıştı.

16 sanığın “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet istemiyle toplamda 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapis cezası ile yargılandığı davanın 18 Şubat’taki duruşmasında dokuz sanık beraat etmiş, yurt dışında bulunan yedi sanıkla ilgili tutuklamaya yönelik yakalama kararı kaldırılarak dosyaları ayrılmıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus