Pelin Kesebir ile koronavirüs ve psikolojik etkileri üzerine: “Korona eşitlikçi bir tehdit, zengin-fakir dinlemiyor, bu yüzden kaygılarınızda yalnız değilsiniz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD’de Wisconsin-Madison Üniversitesi bünyesindeki Sağlıklı Zihinler Enstitüsü’nde (Center for Healthy Minds) mutluluk ve erdemler üzerine çalışan Pelin Kesebir ile koronavirüs ve psikolojik etkileri hakkında görüştük. Kesebir, bu günlerde psikolojik açıdan sağlıklı kalmak için tavsiyelerde bulundu. 

Zor zamanların, krizlerin ve travmaların hayatın kaçınılmaz bir parçası olduğunu hatırlatan Kesebir, “Bunlardan muaf ne herhangi bir insan ne de herhangi bir toplum var. Biz de şu an bundan payımıza düşeni yaşıyoruz. Bir süre (üstelik bilemediğimiz uzunlukta bir süre) kaygı, korku ve belirsizlikten doğan bir dizi olumsuz duyguyla yakından tanış olacağız. Bu duyguların varlığını ve bir süre aramızda olacaklarını kabul edin, ama sizi komuta altına almalarına ve yıkıcı davranışlara sürüklemelerine izin vermeyin. Her tür belirsizlik ve kaygı durumunda öngörülemez yarınlara değil, bugüne ve kontrolümüz altında olana odaklanmak esastır. Kendimize ‘Evet, bilinmezlikler çok, ama bildiklerimin ışığında şu an neyi yapmam en doğrusu olur’ sorusunu sormak ve cevabımızla uyumlu eylemlere girmek bize iyi gelecektir” dedi. 

“Kaygılarınızda yalnız değilsiniz”

“Özellikle stres ve kaygıya yatkın bir yapınız varsa, bu aralar baş etmekte çok zorlandığınız duygular yaşıyor olabilirsiniz. Ama unutmayın ki, kaygılarınızda yalnız değilsiniz. Alışık olmadığımız bir şekilde, korona eşitlikçi bir tehdit. Din-dil tanımıyor, zengin-fakir, güçlü-zayıf dinlemiyor. Her birimizin korkmak ve kaygılanmak için yeterince sebebi var. Bu kader ortaklığımızı akılda tutmak, bizi kaygının o yalnızlaştıran, izole eden miyopluğundan biraz kurtarıyor.”

“Hayatın kendi kontrolünüzde olan kısımlarına yoğunlaşın”

“Salgınla ve yapılması gerekenlerle ilgili doğru bilgileri en sağlam kaynaklardan almak için çaba gösterin. Ancak (sosyal veya geleneksel) medyada haddinden fazla vakit geçirmeyin. Çünkü buralarda her zaman en güvenilir bilgiler dönmediği gibi, ruhsal dengenizi sarsacak çok fazla şeye rastlamak da mümkün. Bunun yerine, almanız gereken tedbirleri alın ve ondan sonra kendi işlerinize, kendi gündeminize, hayatın kendi kontrolünüzde olan kısımlarına yoğunlaşın.”

“Başkalarının duygu durumları üzerinde ne kadar büyük bir etkiniz olduğunu unutmayın”

“Hiçbir zaman gerçeklikten kopmadan etrafınıza sükûnet, cesaret ve ümit hisleri aşılamaya çalışın. Güvenilir bilgileri paylaşın, fakat bunları kaygı ve panik sosuyla sunmaktan ve felaket tellallığından kaçının. Gelişmeler olumsuz yönde dahi olsa, insanları çökerten ve demoralize eden tavırların kimsenin faydasına olmadığı prensibiyle hareket edin. Bu aralar siz de dahil herkesin endişeli ve gergin olduğunu hatırlayın; kendinize de başkalarına da karşı daha anlayışlı ve tahammüllü olmaya özen gösterin.”

“Kendinize iyi bakın”

“Tüm bu belirsizlik dönemi esnasında vücudunuza bakabildiğiniz kadar iyi bakın. Bu sadece bağışıklık sisteminiz değil, ruh sağlığınız için de elzem. Vücudunuza iyi gelen her şeyin psikolojinize de iyi geldiğini aklınızdan çıkarmayın. Bol sebze ve meyve tüketin, uykunuzu iyi alın ve evin içinde bile olsanız muhakkak her gün hareket etmenin bir yolunu bulun (dans edin, şınav çekin, internet’teki dipsiz fitness videosu dünyasına dalın). Kendinizi salmayın.” 

“Kaygının en büyük panzehirlerinden biri hedeflerimize doğru ilerlemektir” 


“Kendinize bu günler için hedefler koyun ve bu hedefleri ciddiye alın. Hedefleriniz işiniz ya da derslerinizle de ilgili olabilir, okumak istediğiniz kitaplar, seyretmek istediğiniz dizi ve filmlerle de, ailenizle yapmak istedikleriniz ya da aramak istediğiniz dostlarınızla da. Bu hedefleri koyup uğurlarında çalışmak bu şekilsiz günlere biraz şekil katacak, ayrıca geri dönüp baktığınızda size gurur verecektir. Keza bu sıradışı günleri hayatınıza uzaktan bir bakmak ve geleceğinizle ilgili hayaller kurup planlar yapmak için değerlendirmek de çok akıllıca olur.”
 
“Kendinize ‘Kime nasıl yardım edebilirim?’ diye sorun”


“Bugünleri bizden daha ağır bir şekilde geçiren birileri muhakkak ki var. Kendinize ‘Başkalarının bu zor günleri azıcık bile olsa daha kolay geçirmesini sağlamak için ben ne yapabilirim, kime nasıl yardım edebilirim?’ diye sorun. Kendi içimizden çıkmak ve başkalarına iyi gelmek, kendimize iyi gelmenin en garantili yollarından biri. Ve gün, içimizdeki en zayıfları ve muhtaçları düşünmenin, yardımlaşmanın, el verip birbirimizi ayağa kaldırmanın günü.”

“Perspektif hissini asla kaybetmeyin” 


“Evet, zor ve öngörülemez bir dönemden geçiyoruz, ama her şey çok daha kötü olabilirdi. Örneğin bu virüs çocukları ve gençleri de vurabilirdi. Yahut onunla etkili bir şekilde baş etmek için gerekli tıbbi bilgi ve teknolojinin asırlarca uzağında olabilirdik (aynen atalarımızın olduğu gibi). Hayattaki en olumsuz durumlar bile içlerinde olumlu bir şeylerin nüvesini barındırabiliyor. Nitekim biz de, bugünden aldığımız dersler sayesinde bir sonraki salgından çok daha az hasarla çıkacağız. Üstelik bu günler geçip hayat normale döndüğünde (ki inanın dönecek) evvelden sıradan ve ‘normal’ saydığımız her şeyin aslında ne kadar değerli ve şükredilesi olduğunu daha iyi kavramış, biraz daha olgunlaşmış ve bilgeleşmiş insanlar olacağız.”

Pelin Kesebir kimdir?


1979 yılında İstanbul’da doğdu. 2002 yılında Koç Üniversitesi’nden mezun oldu. Sosyal psikoloji ve kişilik psikolojisi alanındaki doktorasını ise 2009 yılında İllinois Üniversitesi’nden aldı. Şu an, ABD’de Wisconsin-Madison Üniversitesi bünyesindeki Sağlıklı Zihinler Enstitüsü’nde (Center for Healthy Minds) mutluluk ve erdemler üzerine çalışıyor. Twitter’daki paylaşımları için: (@pelinkesebir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus