Koronavirüs günlerinde çalışma hayatı – Ücretsiz izne ayrılmaya zorlananlar anlatıyor (1): “Kendini duyarlı gösteren bir sivil toplum kuruluşunda bunu yaşamak bizi yaraladı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hale*, Türkiye’nin en tanınan ve en güvenilir sivil toplum kuruluşlarından (STK) birinde “sosyal çalışmacı” olarak görev yapıyor. Bu kurumda çalışmaya henüz birkaç ay önce başlamış ve burası onun ilk işyeri. Sevdiği ve çalışmak istediği bir STK. Burada çalışmaya başladığında çok mutlu olduğundan bahsediyor: “Burada çalışmaya çok büyük şevkle başladım. Ülke şartlarında iş bulabilmek, bulduğunuz işte kendi mesleğinizi yapabiliyor olmak insanı motive ediyor.”

İşi gayet güzel giderken koronavirüs salgınının Türkiye’de de baş göstermesiyle birlikte durum tam tersine dönüyor ve işler kötüleşiyor. Bu süreçte kurumun çalışanlarına karşı kötü bir tavır takındığını söylüyor Hale: “Bu süreçte bizlere karşı takındıkları tavır benim canımı çok sıktı. Çünkü çok değersiz hissetmeye başladım kendimi. Çok da değersiz hissettirdiler zaten.”

Kurum salgına karşı bir önlem almıyor

Salgın tüm dünyaya hızla yayıldığı için Türkiye’de de görülmesi an meselesi olunca Hale ve diğer çalışanlar yönetime salgınla ilgili kaygılarını iletiyor. Çok etkili önlem alınmadığını söylüyor Hale. Sadece ofiste salgına karşı sterilizasyonun artırıldığını ve saha çalışmalarının bir süre askıya alındığından bahsediyor: “Sivil toplum kuruluşu olduğumuz için insanlarla sahada çalışmalarımız oluyordu. Bunlar bir süreliğine askıya alındı. Ama onun dışında her ne kadar sterilizasyonu sağlasanız da hepimiz farklı yerlerden geliyoruz ve kapalı bir ortama giriyoruz. Birçok kişi toplu taşıma kullanıyor. Dışarı çıkmak aslında bizi tedirgin ediyor.”

Çalışanlar yönetime evden çalışmayı teklif ediyor

Hiçbir şekilde dışarıyla temas etmek istemediklerini ve bunun için evden çalışmaya geçmek istediklerini yönetime ilettiklerini anlatıyor Hale: “Zaten saha işini çıkardıktan sonra ofis işlerimiz kaldı. Bunu evde de yapabiliriz. Bunu önerdik. İlk başta bu öneriyi önemsemediler. Fakat sonra bir baktık bir sabah ‘Herkes evrakını yedeklesin’ dediler.”

“Meğer bizi olası bir genel karantinaya hazırlamışlar”

Hale o gün içinde bütün işlerini bitirdiklerini, ertesi gün artık evden çalışmaya geçeceklerini düşündüklerini söylüyor. Fakat işler düşündükleri gibi gitmiyor: “O gün Cumhurbaşkanının koronayla ilgili açıklama yapacağı gündü. Meğer bizi olası bir genel karantinaya karşı hazırlamışlar.”

Kurum çalışanları ertesi gün yine işe gitmek zorunda kalıyor. Yönetim bu sefer de nöbetleşe bir çalışma sistemine gidileceğini duyuruyor. Çalışanlar bu sefer de bu çalışma tarzına hazırlanmaya başlıyor. Her personelin haftada üç gün çalışacağı şekilde bir hazırlık yapılıyor.

Yönetim, personel sayısını azaltmaya gidiyor

Fakat yönetim bir süre sonra bambaşka bir karar veriyor: Personel sayısını azaltmak. Her birimin üç personelle çalışacağı yeni bir düzen oluşturulması isteniyor. Hale, bu yeni düzende 21 Mart’tan 2 Nisan’a kadar ücretsiz izne çıkartılıyor.

“Personel yıllık izne çıkacak”

Yönetim ilk önce herkesin yıllık izin kullanacağını söylüyor. Fakat Hale, işe henüz yeni başladığı için yıllık izni yok. Ona “avans yıllık izin” kullanacağı söyleniyor. Avans yıllık izinse, daha senesi dolmadan iki haftalık yıllık izin kullandırıp bir yıl sonra kullanacağı iki haftalık izinden düşülmesi anlamına geliyor. Hale bu durumu kabul etse de, yönetim daha sonra bu kararından da vazgeçiyor. Bu sefer de personelin ücretsiz izin kullanacağını duyuruyorlar. Hale bu durumu kabul etmediğini söylüyor: “Benim ekonomik kaygılarım var. Ülkenin durumunun belirsizliği de ortada. Tabii sizin de ekonomik kaygılarınızı anlıyorum ama ben çalışmak istiyorum dedim. O zaman bizi ofis dışındaki çalışmalara entegre edin dedim. Yok dediler”

“Benim düzenim daha hassas dengeler üzerine kurulu”

O gün uzun dakikalar boyunca insan kaynaklarıyla konuştuğunu anlatıyor Hale. Kendisine karşı kaba bir tavrın olduğunu ve manipüle edilmeye çalışıldığını söylüyor: “Ücretsiz izinle ilgili ben onlara şunları söyledim: Bu uygulamanın tüm personele uygulandığının farkındayım ve tam da bu herkese uygulanmışlık beni rahatsız ediyor. Diğer personeller benden daha avantajlı bile olabilir, çünkü ben yeniyim. Daha yeni yeni hayatımı planlıyorum. Baktığımızda birçok personeliniz evli. Onların çift taraflı hayatlarını koordine ettiği bir düzen var. Benim düzenim daha hassas dengeler üzerine kurulu.” Bu sefer de insan kaynaklarından şu cümleyi duyuyor: “Benim yeni çocuğu olmuş personelim var.” Yeni çocuğu olmuş çalışanla Hale’nin durumu kıyaslanıyor: “Çocuk sahibi olmak mı hayatı zorlaştıran, kriz yaşayan tek onlar mı?” diyor Hale.

Konuşma çok umut verici ilerlemiyor

Hale, konuşma boyunca duygusal manipülasyona ve statüsel kıyaslanmalara maruz bırakıldığını anlatıyor. Bir yandan da yalnız. Bu duruma ses çıkaranın bir tek kendisi olduğunu söylüyor: “Koca kurumun içerisinde buna karşı çıkan bir tek ben oldum. Herkes de bir korku, sıkışmışlık var. Birçoğunda işten çıkarılma korkusu var.”

Bir yandan da işten çıkarılmanın yanı sıra, tüm bu süreç bittiğinde kurumun mobingine maruz kalmaktan çekinen çalışanlar da var. Hatta bu konuda Hale çalışma arkadaşları tarafından daha önce uyarılmış: “Boş ver, yeni bir iş bulana kadar çek modundalar. Bu zamana kadar zaten kimse buna dur dememiş. Ben çekiyorum, sen çekiyorsun, benden sonra biri daha çekecek. Birisinin artık bununla çarpışması lazım.”

“Ya ücretsiz izne ayrılacaksın ya ücretsiz izne ayrılacaksın dediler”

Hale, bu sefer insan kaynaklarına evden çalışmayı tekrar teklif ediyor. Fakat buna da hayır cevabı alıyor: “Bu şu an aldığımız genel bir karar, ya ücretsiz izne ayrılacaksın ya ücretsiz izne ayrılacaksın. Başka bir alternatif yok dediler. ‘O zaman yaşayıp göreceğiz süreci’ dedim. Bunu demem de onları tedirgin etti.”

Personelden kendi istekleriyle ücretsiz izne çıktıklarına dair bir dilekçe isteniyor

Hale, yönetimin personelden “kendi istekleriyle ücretsiz izne çıktıklarına dair bir dilekçe” istediğini söylüyor. Hale de avukat bir arkadaşına danışıyor ve ücretsiz izne ayrılmaya zorlamanın yasal olmadığını teyit ediyor. Hale dilekçesine “Korona sebebiyle kurumumda uygulanan politika gereği ücretsiz izne ayrılıyorum” diyor. Elinde yasal bir dayanağın olmasını istiyor çünkü. Diğer çalışanlar ise “Ücretsiz izne ayrılmak istiyorum” diye yazıp imzalıyorlar.

“Biraz daha sakin kalmaya çalış ki canın sonrasında daha çok yanmasın”

Hale ücretsiz izne zorla çıkartılıyor ve buna itiraz etmesi kurum tarafından “sivrilmek ve tersleşmek” olarak nitelendiriliyor: “Bunun bir ses çıkarmak, hak aramak olduğunu söyledim. ‘Biraz daha sakin kalmaya çalış ki canın sonrasında daha çok yanmasın’ gibi bir cümle duydum onlardan. Bu da işten çıkarma oluyor anladığım kadarıyla. Alttan altta onun da mesajını verdiler.”

“Kapitalizmin çarkı olan yerler bile çalışanları ücretli izne çıkardılar. Keşke oralarda çalışsaydık diyoruz”

Hale, yaşadığı bu sürecin onu çok fazla şaşırtmadığını, özel bir kurumda çalıştığı için böyle bir şeyle karşılaşacağını tahmin ettiğini söylüyor. Fakat şunu demeden de geçemiyor: “Kapitalizmin çarkı dediğimiz yerlerde bile çalışanları ücretli izne çıkardılar. ‘Keşke oralarda çalışsaydık’ diyoruz. Aldığımız maaşın da çok bir farkı yok.”

“Yıllık izin dinlenme ihtiyacını gidermek için oluşturulmuş bir şey”

Hale, 2 Nisan’da işe dönecek. İki gün çalışacak, sonra yine ücretsiz izne çıkacak. “Kendilerince böyle önlem alıyorlar” diyor Hale. Bu şekilde çalıştıkları içinse maaşlarının yarısını alabilecekler. Bu çalışma sistemi hem bütün personele hem de yönetici kadroya uygulanıyor. Şu anda yıllık izinde olan personelin yıllık izni bittiğinde ise ücretsiz izne çıkartılacaklarını söylüyor: “Yıllık izin kullandırmak da zaten bana kalırsa yine aynı kapıya çıkıyor. Dinlenmek bir ihtiyaç. Yıllık izin dinlenme ihtiyacını gidermek için oluşturulmuş bir şey. Şu an olağanüstü bir durumdan bahsediyorsunuz.”

“Çok acımasız ve vicdansız davranıyorlar”

“Kendini böyle duyarlı gösteren bir sivil toplum kuruluşunda bunu yaşamak bizi yaraladı” diyor Hale ve kurumun çalışanlarına acımasız davranmasından yakınıyor: “Tek taraflı yaklaşıyorlar, çok manipülatifler, çok acımasız ve çok vicdansız davranıyorlar. Bana olağanüstü bir durumdan kaynaklı bunu uygulamak zorunda olduklarını söylüyorlar. Benim olağanüstü durumum ne olacak? Empati yok. Bir de beni empati kurmaya davet ediyorlar.”

“İnsanların bunu duymasını istiyorum”

Hale, kurumun personeline karşı ne kadar hoyrat davrandığının bilinmesini istiyor: “Baktığınızda insani şartlardan bahseden, bu yönde müthiş reklam yapan bir kurum ama kendi personeline karşı çok ciddi hoyrat bir yapısı var. İnsanların bunları duymasını, kurumun da kendine gelmesini istiyorum. Kurumun gerçekten iyi çalıştığına, güzel çalışmalar yaptığına canıgönülden inanıyorum, bunun sonuna kadar destekçisiyim. Hatta işten ayrıldığımda yine destekçisi de olurum. Ama onun dışında bu kurumun personeline olan tavrını değiştirmesini istiyorum. Bunun için de sonrasında ne yapmam gerekiyorsa sonuna kadar yapacağım.”

“Muhtemelen ailemden para istemek zorunda kalacağım”

Hale, ücretsiz izinden dolayı alacağı düşük maaşın kiraya ve faturalara gideceğini söylüyor: “Tam kira ve faturaları çıkarıyorum. Cebime de 200-300 TL kalmış oluyor. Muhtemelen ailemden para istemek zorunda kalacağım. Bu da insanı acıtıyor. Bağımsızlığa kavuştuğunuza sevindiğiniz anda böyle bir şey yaşamak insanı yaralıyor. Başka bir iş bulduğum takdirde de buradan ayrılacağım.”

Sözleşmede ücretsiz izin ve işten çıkarılmayla ilgili bir madde yok

Hale, işe başlarken imzaladığı sözleşmede ücretsiz izin ve işten çıkarılmayla ilgili herhangi bir madde olmadığını söylüyor: “Şu an tamamen kendi inisiyatiflerince uyguladıkları bir şey bu. Bunu da personelden ‘Ücretsiz izne çıkmak istiyorum’ diye bir dilekçe alarak bir şekilde normalleştirdiler. Kendilerini güvenceye aldılar.”

Hale, tüm bu yaşadıklarıyla ilgili kuruma dava açabileceğini de söylüyor.

“Hayatımızın böyle birilerinin elinde olması beni derinden etkiledi”

Hale, son olarak tüm bu yaşananlara dair şunları söylüyor: “Kurumun yaşattığı değersizlik hissi beni çok üzdü. Hayatımızın böyle birilerinin elinde olması ve onların bizi bir yerlere hiç umurlarında olmadan oraya buraya sürüklüyor olması beni derinden etkiledi. Umarım en yakın sürede bu süreci atlatırız.”

*Röportaj yapılan kişinin ismi değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus