Koronavirüsün yarattığı kast sistemi: ABD’de orta sınıf evden, işçiler dışarıda çalışırken zenginler ise yazlık evlerinde

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dünyanın neredeyse tamamı koronavirüs salgınının beraberinde getirdiği krizle karşı karşıya. Bazı açılardan Kovid-19, sınıf tanımaz bir salgın gibi gözükse de sağlık ve eğitim hizmetleri, internete erişim ve yaşam alanı açısından bakıldığında, koronavirüs krizi dünyanın birçok yerinde aslında sınıflar arasındaki sınırları büyütüyor, güçlendiriyor.

New York Times gazetesinde çıkan bir haberde, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) hükümetin koronavirüsle mücadele stratejisinin sınıf ayrımını nasıl güçlendirdiğine vurgu yapılıyor. Habere göre, New York’ta yaşayan zenginler, apartmanlarından ayrılıp bu süreci geniş yazlık evlerinde geçirmeyi tercih ediyor. Texas’ın varlıklı aileleri ise binlerce dolar harcayarak yaptırdıkları sığınaklarında güvendeler. Ve ABD’nin genelindeki “ulusal birlik” çağrılarına rağmen aslında herkes, kimsenin gerçek anlamda eşit olmadığının farkında.

Miami’de yaşayan, şarap fabrikası sahibi Howard Barbanel’e göre bu “beyaz yakalıların karantinası”. Diğer işçiler ise çalışmaya devam ediyor. Bu şartlarda pandemi, dünyanın birçok yerinde görülebilecek bir kast sistemini ABD’de de yaratıyor. Varlıklılar yazlıklarına çekilirken, orta sınıf çocuklarıyla beraber evde mahsur kalmış durumda. İşçi sınıfı ise bir yandan ebeveynlik sorumlulukları sürerken bir yandan da hâlâ dışarıda ve çalışmaya devam ediyor.

Manhattan’da iş hukuku avukatı olarak çalışan Carolyn Richmond, şu aralar Long Island’daki ikinci evinde ve evden çalışıyor. Richmond’a göre bu bir varsıl–yoksul meselesi: “Kendimi suçlu hissediyor muyum, hayır” diyor Richmond, “Ama ne kadar şanslı olduğumun farkındayım.”

İnternet erişiminde bile eşitsizlik var

Bu kast sistemi kendini sadece yaşam alanında göstermiyor. Bir zamanlar toplum için “eşitleyici” bir güç olarak görülen internete erişimdeki eşitsizlikler de bu süreçte kast sistemini derinleştiren hususlardan bir tanesi. Birçok ülkede olduğu gibi, ABD’de okullar çevrimiçi eğitime geçti. Fakat öğrenciler kaliteli internet erişimine sahip olma konusunda epey eşitsiz şartlar altında. Özellikle zayıf bağlantıya sahip evlerde, hem çalışan hem de okuyanlar interneti kullanmak zorunda olduğunda bağlantı kalitesi daha da kötüleşiyor ve bu da öğrenciler için eğitim öğretime devamlılığını doğrudan etkiliyor.

Darylne Dagrin ise iki yaşındaki çocuğunu her gün bıraktığı kreş salgın sebebiyle kapandığı için işe gidebilmek için başka bir çare bulmak zorunda. Ailesiyle aynı şehirde yaşamadığı için bu hafta iki kez izin almak zorunda kalan Darylne, “İşyerimden, bir daha izin istersem beni işten çıkartacaklarını söylediler” diyor. Maggie Russell ise, Darylne’in aksine iş ve bebeği arasında bir seçim yapmak zorunda kalmıyor. STK danışmanı ve yarı zamanlı yoga eğitmeni olarak çalışan Maggie, esnek iş saatleri sayesinde bebeği uyurken işlerini internet üzerinden devam ettirebiliyor.

“İlk defa kendimi varlıklı arkadaşlarımdan çok farklı hissettim”

Orta sınıf bireylerin “evden çalışma” sistemine hızlıca ayak uydurabilmeleri iyi bir gelişme olarak algılanıyor. Fakat onlar da endişe ve kaygıdan muaf değiller. Manhattan’da TV programcısı olarak çalışan Dab Huberman bu durumu şöyle açıklıyor: “İlk defa kendimi varlıklı arkadaşlarımdan çok farklı hissettim. Şehirden uzaklaşmak istiyorum ama bir yer kiralamaya gücüm yetmiyor.” Huberman, apartmanında yaşayanların en az yarısının yazlık evlerine gittiğini söylüyor. Onlardan biri de salgın sürecini geçirmek için East Hampton’daki yazlık evine giden Joe Bilman. Bilman, bu imkana sahip olmayan arkadaşları için üzüldüğünü söylüyor ve ekliyor: “Ama yine de ailemle buraya geldik, çünkü burada karantina sürecini daha iyi geçireceğimizi biliyorduk. Evimizin bahçesi var, çocuklarımız karantina sürecinde orada oynayabiliyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus