NYT: Koronavirüsle mücadele için geliştirilen aşı ve ilaç tedavilerinin giderek daha büyük bir kısmı insanlar üzerinde deneniyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
8 Nisan'da New York Times'ta yayımlanan Knvul Sheikh ve Katie Thomas imzalı yazının çevirisini sizlerle paylaşıyoruz.

Koronavirüs pandemisinin üzerinden henüz üç ay gibi kısa bir süre geçti ve bazı biyoteknoloji şirketleri şimdiden umut verici aşı ve ilaç tedavilerine ilişkin deneyler yürütüyor.

Koronavirüs salgını yaş, etnik köken ya da tıbbi geçmiş ayırmadan insanların ciğerlerine yerleşmeyi ve daha önce benzeri görülmemiş bir hızda yayılmayı sürdürüyor. Bunun yanında biyoteknoloji şirketleri, hastalıkla mücadele edebilmek için yoğun bir şekilde yeni aşılar üretmeye çalışıyor ve potansiyel tedavi yöntemlerini test ettikleri klinik deneyleri hızlandırıyor.

Çarşamba günü (8 Nisan), Maryland merkezli bir biyoteknoloji şirketi olan Novavax koronavirüse karşı geliştirdikleri aşıyı mayıs ayının ortalarında Avustralya’da insanlar üzerinde denemeye başlayacaklarını duyurdu. Novavax, umut verici aşı geliştirme programları üzerinde çalıştıklarını ve test çalışmalarının ilk aşamalarında hiç olmadığı kadar hızlı ilerlediklerini duyuran iki düzine biyoteknoloji şirketinden yalnızca biri.

Aynı gün, kök hücre şirketi Mesoblast, 240 hasta üzerinde, kemik iliğinden üretilen hücrelerin koronavirüse ölümcül reaksiyon gösteren bireyler üzerinde etkili olup olmayacağını test edeceklerini duyurdu. Sözkonusu çalışma, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından da destekleniyor.

Normal koşullar altında, yeni bir aşının ya da tedavinin geliştirilmesi yıllar sürebilir. Ancak ilaç sanayii kâr amacı gütmeyen kuruluşların, devlet kurumlarının ve düzenleyici otoritelerin desteğiyle bu süreyi olabildiğince kısaltmak için uğraşıyor. 

Novavax, laboratuvar ortamında hayvanlar üzerinde uygulanan testlerde, elde ettikleri potansiyel aşının koronavirüsle mücadele edebilecek antikorlar üreterek bağışıklık sisteminin virüse karşı vereceği tepkiyi güçlendirdiğini gözlemlediklerini belirtiyor.  

Seri üretime geçilmesi ve aşının yaygın bir şekilde kullanılması en az bir yıl, belki daha uzun sürebilir. Yine de Novavax’ın çabaları, koronavirüse karşı aşı çalışmalarında insanlar üzerinde test edilebilecek düzeye gelindiğini gösteren birçok örnekten biri olması bakımından önemli.

Diğer bir biyoteknoloji şirketi Moderna, ürettiği aşı örneği üzerindeki klinik testleri 15 Mart’tan beri sürdürüyor. Inovio Pharmaceuticals şirketi tarafından geliştirilen bir aşı ise pazartesi günü ilk kez gönüllü yetişkinlere uygulandı. Sağlık hizmeti sektöründeki dev markalardan Johnson&Johnson da ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bir bölümü aracılığıyla yaklaşık 500 milyon dolarlık bir ortaklığa girdi ve eylül ayında klinik deneylere başlaması bekleniyor. Pittsburgh Üniversitesi ve Houston’daki Baylor Tıp Fakültesi de insanlar üzerinde testlere başlamak için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) izin çıkmasını bekliyor. 

Baylor Tıp Fakültesi’ne bağlı Teksas Çocuk Hastanesi Aşı Geliştirme Merkezi Koordinatör Yardımcısı Dr. Peter Hotez, “Bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir şey yapmaya çalışıyoruz; bir pandeminin ortasında, aşı çalışmalarını hızlandırmaya çalışıyoruz” diyor.

20’den fazla merkezde, 240 hasta üzerinde denenen kök hücre tedavisi

Koronavirüsün sebep olduğu Kovid-19 hastalığının henüz etkisi kanıtlanmış bir tedavisi yok. Araştırmacılar ve doktorlar, fazla seçenekleri olmayan insanların hayatlarını kurtarabilmek için bir dizi tedavi yöntemi üzerinde çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump, iki eski sıtma ilacının Kovid-19 tedavisinde kullanılabileceğini iddia etti, ancak bu ilaçların koronavirüs üzerindeki etkisinin oldukça sınırlı olduğu anlaşıldı. Trump, ilacın daha detaylı ve tedavinin değerlendirilebildiği laboratuvar testlerine tabi tutulmadan hastalar üzerinde kapsamlı kullanımı için baskı yaptı. 

Ancak Mesoblast firması, daha alışılmış, standart haline gelmiş bir bakış açısını benimsiyor ve koronavirüse karşı geliştirdiği kök hücre tedavisini ülke çapında yirminin üzerinde merkezde, 240 hasta üzerinde deniyor. Bu merkezlerin her biri, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri çatısı altında kurulan Kardiyotorasik Cerrahi Araştırmalar Ağı’nın birer parçası. Bu çalışmada, hastalar gelişigüzel bir şekilde iki gruba ayrılacak. Gruplardan biri üzerinde tedavi uygulanırken, diğer gruba aslında iyileştirme etkisi olmayan ilaçlar verilecek. Araştırmacılar, sözkonusu testin birkaç ay içinde sonuç verebileceğini belirtiyor.

Koronavirüsün bir şekilde bulaştığı birçok insan hafif semptomlar gösteriyor. Ancak bazıları için virüsün bağışıklık sistemlerinin aşırı düzeyde çalışarak vücuttaki organlara saldırdığı, “sitokin fırtınası” olarak da bilinen, çok daha ciddi sonuçları olabiliyor. Bu durum, akciğerlere zarar veren ve genellikle ölümcül sonuçları olan akut solunum sendromuna neden olabilir. Bu fırtınayı sakinleştirmek ve bağışıklık sistemini sıfırlamaya yönelik birkaç farklı tedavi yöntemi deneniyor.

Mesoblast Genel Müdürü Dr. Silviu Itescu, şirketin geliştirdiği tedavi yönteminin daha önce ilik nakli sonrasında ortaya çıkabilen ve bağışıklık hücrelerinin sağlıklı hücrelere saldırdığı akut-versus-graft hastalığı gözlemlenen çocuklarda etkili olduğunun altını çiziyor. Dr. Itescu, bu nedenle tedaviyi bağışıklık sistemleri benzer reaksiyonlar gösteren koronavirüs hastaları üzerinde denemeye karar verdiklerini belirtiyor. Mesoblast’ın önerdiği tedavi yönteminin Kovid-19 hastalığına karşı kullanılabilirliği şu anda FDA tarafından inceleniyor. Dr. Itescu, “Parçaları birleştirdik ve şimdi güvenli, faydalı olabilecek bir sonuç elde ettiğimize inanıyoruz” diye konuşuyor.

New York’ta bulunan Mount Sinai Hastanesi’nde, koronavirüs tespit edilen dokuz hastaya acil müdahale edilerek Mesoblast tedavisi uygulandı. Hastaların tedaviye olumlu yanıt verdiğini gözlemleyen doktorlar, ilk sonuçların umut verici olduğunu belirtti. Altı hastanın tedavinin ardından solunum desteğine ihtiyaç duymadığı, diğerlerinin durumunun ise stabil olduğu biliniyor. Birçok koronavirüs vakasında solunum desteğine ihtiyaç duyanların hayatta kalamadığı düşünüldüğünde, bu olumlu bir gelişme.

Dr. Itescu, sözkonusu tedavi her ne kadar umut verici olsa da koronavirüs hastaları üzerinde kesin olarak etkili olup olmayacağının henüz bilinmediğini ve ilk sonuçların güvenilirliğinin tartışmaya açık olduğunu söylüyor. Her ne kadar birçok ilaç ve tedavi yöntemi resmi çalışmalar dışında sürdürülüyor olsa da, Itescu “Doğru olanın rasgele oluşturulmuş kontrol gruplarıyla çalışmak olduğunu ve bir yaklaşımın işe yarayıp yaramayacağından ancak bu şekilde emin olabileceğimizi düşünüyoruz” diyor.

Bir kök hücre şirketi olan Athersys de ileri düzeyde solunum sıkıntısı yaşayan koronavirüs hastalarına yönelik kök hücre tedavisi üzerinde çalışmayı planlıyor, ancak henüz kayda değer bir ilerleme kaydedebilmiş değil.  

Şirketler aşı için yarışıyor

Elbette, bağışıklık sisteminin doğal savunma mekanizmasını geliştirdiği için koronavirüsün yayılmasını önlemede en etkili yöntem aşı olacaktır. Bunun farkında olan birçok şirket, üretici firmalarla işbirliği kurmak ve yaygın olarak kullanılabilecek kadar çok sayıda aşı üretilmesini sağlamak için çabalıyor. Bazı ülkeler halihazırda aşı üretimini hızlandırabilecek üretim kapasitesine sahip ve her şey yolunda giderse, bu ülkeler aşının üretim maliyetini düşük seviyede tutacak.  

Dünya genelinde bir milyondan fazla insan koronavirüsün neden olduğu Kovid-19 hastalığına yakalandı. Halk sağlığı uzmanları ve tıp alanında çalışanlar aşının yakın zamanda bulunamayacağını düşünüyor. 

Novavax firmasının Ar-Ge biriminin başkanı Dr. Gregory Glenn ise daha iyimser: “Bir düşünün, aşı bulunursa evinizden dışarı hasta olmayacağınızı bilmenin verdiği güven ve rahatlıkla çıkabileceksiniz. Bu nedenle herkesin motivasyonu yüksek ve bir an önce sonuca ulaşmak için çalışıyorlar.”

Novavax, yeni koronavirüs ile yakından ilişkili SARS ve MERS virüslerine karşı etkili olabilecek aşılar üzerinde de çalıştı. Şirket aynı zamanda mevsimsel grip ve soğuk algınlığına neden olabilen solunum sinsityal virüsüne karşı etkili aşılar da geliştirdi.

Çinli bilim insanları ocak ayında yeni koronavirüsün genetik dizilimiyle ilgili bilgileri paylaştığında, Novavax bünyesindeki araştırmacılar virüsün sentetik bir kopyasını elde edebilmek adına yeniden genetik kombinasyonu mümkün kılan bir teknoloji ile çalıştı. Araştırmacılar, koronavirüsten hücrelere genetik materyal parçalarını taşımak için bakulovirüs kullandı. Bakulovirüsler tipik olarak böceklere etki eder ve insanlarda çoğalamaz, hastalığa sebep olamazlar. 

Dr. Glenn bunun nedenini “Asla virüsün kendisini kullanmayız. Ama bağışıklık sistemimizi virüsün kendisi tarafından saldırıya uğradığına inandırabiliriz” diye açıklıyor.

Novavax, genetiği yeniden kombinlenebilir aşıyı bir adjuvan (yardımcı, destekleyici madde) ya da bağışıklık uyarımını artıran bir madde ile birleştirerek, klinik olarak test edilmemiş, ancak virüsü engelleyebileceği varsayılan antikor seviyesine ulaşmayı başardı.

Şirket, aşıyı uygulamayı planladıkları 130’dan fazla sağlıklı birey üzerinde de aynı etkiyi görmeyi umuyor. Avustralya’da yapılacak testlerin temmuz ayı civarında sonuç vermesi bekleniyor.

RNA ve DNA teknolojileri de devrede

Moderna ve Inovio ise farklı bir yaklaşıma öncülük ediyor. Moderna RNA teknolojisini kullanırken, Inovio koronavirüsün çevresinde bulunan ve hücrelere tutunmasını sağlayan tacın genetik yapısını çözümlemek için DNA teknolojisini geliştirdi. Bu yaklaşımın avantajı, bir bağışıklık tepkisi uyandırmak için virüs proteinlerini ya da esas virüsün zayıflatılmış bir versiyonunu oluşturmayı gerektiren aşı üretim sürecinden daha hızlı bir şekilde klinik test uygulamasına geçilebilmesi. Ancak bu teknolojinin etkisi henüz kesin olarak kanıtlanmış değil. Günümüzde herhangi bir hastalık için onaylanmış DNA ya da RNA aşısı mevcut değil.

Öte yandan Dr. Hotez liderliğindeki ekip ve Johnson & Johnson, Novavax’ın yaklaşımına daha yakın bir teknolojiye güveniyor. Çünkü bu teknoloji daha önce Avrupa’da üretilen ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yakın zamanda görülen epidemide de kullanılan Ebola aşısı dahil olmak üzere birçok aşı üretiminde kullanıldı ve başarıya ulaşıldı. Dr. Hotez’in yorumu şöyle: “Çok çekici değil ama güvenilir bir bakış açışı. İşe yaradığını biliyoruz.”

Şimdilik, potansiyel koronavirüs aşılarına ilişkin klinik test çalışmalarının tamamında, ilk aşamada aşının farklı dozlarda ne kadar etkili ya da toksik olabileceğine dikkat edilmesi gerekiyor. Araştırmacılar deneylere katılan gönüllülerin tıbbi geçmişlerine ilişkin bilgileri toplayarak antikor seviyelerini, karaciğer enzimlerini ve ortaya çıkan yan etkilerin belirtilerini takip edecek.

Bir endişe kaynağı, aşının “hastalık geliştirme” olarak bilinen ve istemsiz olarak aşı uygulanan bireylerde aşı uygulanmayan bireylere göre daha ağır semptomların görülebildiği ve hastalığın daha ağır seyrettiği nadir durumun gözlenmesi. Daha önce SARS ve MERS aşıları geliştirilirken, testlerin uygulandığı bazı hayvanlarda çeşitli komplikasyonlara neden olabildiği gözlemlendi.

Inovio firmasının Kansas’ta sürdürdüğü klinik deneyleri yürüten ekibin başındaki Dr. John Ervin, “Ancak her şey yolunda gider ve aşının güvenli olduğundan emin olursak daha fazla insan üzerinde deneyebilir ve aşının ne kadar etkili olduğunu ölçebiliriz” diyor.

Buna paralel olarak, şirketler hem ABD’de hem de yurtdışında üretim kapasitelerini artırmak için yatırımlarını sürdürürken, bir yandan da aşının hayvanlar üzerinde test edilmesine devam etmeyi hedefliyor. Sözkonusu ek klinik çalışmalar için milyonlarca doz aşıya, aşının etkisi kanıtlanır ve piyasaya sürülürse daha da fazlasına ihtiyaç duyacaklar.

“İki üç yıl boyunca etkili olabilecek bir yol haritası çiziyoruz”

Şirketler aynı zamanda bazı umutların boşa çıkması ya da yaygın kullanıma hazır hale geldikten sonra aşıya yönelik talebin zamanla azalması gibi ihtimallere de hazırlıklı olmalı. Ancak ilaç sanayii uzmanları bunun olmasını beklemiyor.

“Virüs bazı ülkelerde kalabalık şehirlerde ve gecekondu mahallelerinde hızla yayılıyor. Bu gibi alanlarda sosyal mesafeyi nasıl koruyabilirsiniz? Koruyamazsınız” diyen Dr. Hotez, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Ülkemizde yürütülen çalışmalara ilişkin, önümüzdeki iki üç yıl boyunca etkili olabilecek bir yol haritası çiziyoruz. Bu kabaca 1918’deki grip salgınında gözlemlediğimiz zaman çerçevesi ve büyük olasılıkla Kovid-19 için de benzer bir durum sözkonusu olacak.”

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus