The New York Times: Japonya koronavirüs için acil durum ilan etmekte geç mi kaldı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
The New York Times’ta, 7 Nisan 2020 tarihinde Motoko Rich, Hisako Ueno ve Makiko Inoue’nin imzasıyla yayımlanan yazıyı Yasin Uysal ve Yusuf Said Akcakaya Medyascope için çevirdi. 

Bazı tıp uzmanları, Japonya’da acil durum ilan edilmesinin, hükümetin aylardır benimsediği yaklaşımın artık çalışmadığını üstü kapalı şekilde kabul etmesi anlamına geldiğini söyledi. 

Japonya, başka ülkelerin kullandığı gibi sıkı tedbirleri uygulamamasına rağmen, koronovirüs salgını için göreli olarak daha düşük oranlar bildirmesiyle aylardır dünyayı şaşkına çevirmekteydi. 

Ülkenin, vakalarda kaygı verici bir artışa karşılık “acil durum’’ ilan etmesiyle birlikte, tıp uzmanları salı günü gelen hamlenin, felaketi engellemek için tam zamanında mı geldiğini yoksa artık çok geç mi olduğunu sorguluyor. 

Başbakan Şinzo Abe, sözkonusu acil durum halinin önümüzdeki ay Japonya’nın nüfus bakımından en kalabalık merkezlerini kapsayacağını ilan etmekle iyimser bir tablo çiziyor. Abe, yurttaşlardan sosyal teması azaltmalarını talep ederek, “İki hafta içinde enfeksiyonun yayılmasında gerileme görülebilir” dedi. 

Ancak bazı uzmanlar acil durumun, Japonya’nın bir hafta önceki rakamın tam iki katı olan 3.906 doğrulanmış vaka sayısına salı günü ulaşması nedeniyle, ülkenin aylardır benimsediği yaklaşımın artık çalışmadığını üstü kapalı şekilde kabul etmesi anlamına geldiğini söyledi. 

King’s College Londra’da Halk Sağlığı Enstitüsü’nün müdürü olan Kenji Shibuya, “Japonya işi yüzüne gözüne bulaştırdı. Doğrulanmış vakalar buzdağının sadece görünen kısmı” dedi. Buna ek olarak, hasta sayısındaki olası ani patlamanın, Tokyo’nun sağlık hizmetleri sistemini çökerteceğini de sözlerine ekledi. 

Başbakan Abe acil durum ilan etse de yetkileri sınırlı

Osaka’da bir banliyö (Fotoğraf: Hiroko Masuike/The New York Times)

Acil durum, genel olarak gönüllü itaate dayanacak. Şinzo Abe de, bunun tamamen bir tecrit olmadığını ve toplu taşımanın çalışmaya devam edeceğini vurguladı. İl valileri sadece, insanların evden çalışmasını ve dışarı çıkmaktan kaçınmasını talep edebilecek. 

Başbakan Abe bir gün önce, ülkenin virüs test kapasitesini günlük 20.000’e çıkaracağını duyurmuştu. Bununla birlikte, Japonya şimdiye kadar günlük 7.500 adet test yapma imkanına sahipken bu kapasitesinin ancak yarısını kullandı.

Vaka sayısında İtalya ve ABD gibi ülkelerde görülen bir patlamanın hâlâ yaşanmadığı Japonya’da, hükümete tavsiyede bulunan uzmanlar, durumun bir kriz noktasına gelip gelmediği hakkında bölünmüş durumdalar. 

Tohoku Üniversitesi’nde viroloji profesörü olan ve hükümete danışmanlık yapan Hitoshi Oshitani, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “İnsanlar kalabalık yerlere gitmediği sürece, gündelik yaşamlarına devam ettikleri durumda enfeksiyon riski oldukça düşük” diye yazdı. Bu yerler hükümet tarafından “3C” formulü ile tanımlandı — kalabalıkların (crowds) fazla yakın olarak (close proximity) buluştuğu kapalı alanlar (closed spaces). 

Tokyo’da – birçok ölçüme göre dünyanın en kalabalık şehri – vakalar son beş günde ikiye katlanarak 1.000’den fazla bir sayıya ulaştı. Artık, hükümetin bazı danışmanları, çok tehlikeli yeni bir aşama hakkında uyarıda bulunuyor. 

Hokkaido Üniversitesi’nde salgın hastalıklar bilimi profesörü ve Japon hükümetine tavsiyede bulunan uzman heyetinin bir üyesi olan Hiroshi Nishiura, geçen hafta Nikkei gazetesine, “Tokyo’nun, üssel ve aşırı büyümenin olduğu bir döneme girmiş olması muhtemel” dedi. Profesör Nishiura’nın söylediğine göre, insanlara kendilerini kısıtlamalarını söylemek yerine “dışarı çıkma hakkında daha güçlü bir kısıtlama getirmek zorunlu”.

Genel bir karantinanın getirilmesi için Japon Anayasası’nda değişiklik yapılması gerekiyor

Osaka’daki bir alışveriş marketi (Fotoğraf: Hiroko Masuike/The New York Times)

Geçen ay yürürlüğe giren ve acil durum ilân etmesini mümkün kılan yasa, Japonya Başbakanı Abe’ye sokağa çıkma yasağı veya işyerlerini kapatma yetkisi vermiyor. Abe, il valilerinden okulları kapatmalarını ve bina sahiplerinden mekanlarının tıbbi amaçlar için kullanılmasını isteyebilir ancak yetkililer evde kalma veya uzaktan çalışma önerilerine uymayan kimseleri cezalandıramazlar. 

Tokyo’da Hatto Hemşirelik Okulu müdiresi olan Mikiko Eto, ebeveynlerin yaptırımı olmayan bu yönergelere uyacağını umduğunu söyledi. Geçen haftaya kadar, düzenli olarak gelen 150 çocuktan çoğu her sabah hâlâ geliyordu. 

Eto, günlük ateş ölçümlerine, oyuncakların ve masaların düzenli olarak dezenfekte edilmesine rağmen görevlilerin koronavirüse yakalanmaktan endişe ettiklerini söyledi: “Birçok ebeveyn gelip gidiyor, bu da bizi strese ve endişeye sokuyor.”

Pazartesi günü, Tokyo’da doğrulanmış vaka sayısının ani yükselişi sonrasında müdire Eto, çocuklarını evde tutmalarını istediği bir e-postayı ebeveynlere gönderdi. Dediğine göre, o gün çocukların üçte bir kadarı gelmedi. Salı günü başbakan, bazı ebeveynlerin hâlâ çocukları için bakıma ihtiyaç duyabileceği gerekçesiyle bakım merkezlerinin kapanmaya zorlanmayacağını söyledi. 

‘’Acil durum’’, toplam 56,1 milyon nüfusu olan yedi ili kapsıyor

Japonya’nın toplam nüfusu 127 milyona çok yakın. Kobe, Osaka ve Yokohama dahil olmak üzere Tokyo ve diğer büyük şehirler, buralardaki yurttaşlar ve işyerleri acil duruma nasıl cevap vereceklerine karar verecekler. 

Japonya’da sağlık yetkilileri, şimdiye kadar halka, okulları kapatarak, geniş katılımlı spor ve kültür etkinliklerinin iptali konusunda uyarıda bulunarak ve insanları karaoke bar veya gece kulübü gibi kapalı, havalandırılmayan mekanlara gitme konusunda ikaz ederek virüsü kontrol altında tuttukları hakkında güvence vermişti. 

Japonya yaygın olarak test yapmaktan uzakta durdu

Geçen haftaya kadar, resmi sağlık yetkilileri test sonucu pozitif çıkan herkesin hastaneye yatırılmasını isteyen kuralların, hastalığı orta seviyede olanlar yüzünden sağlık hizmetleri sisteminin kapasitesini aşma riskini taşıdığını iddia etmişlerdi. Bunun sonrasında hükümet, sözkonusu kuralı değiştirdi ve Başbakan Abe, orta seviyede semptom gösteren hastaların tedavi görmesi için Tokyo’da 10.000 ve Osaka dahil olmak üzere Kansai bölgesinde 3.000 otel odasının ayrıldığını söyledi. Bunun yanında, Tokyo’da Olimpiyat Köyü’nde 800 kadar hasta kalabilecek.

Başkentte ve etrafında, enfeksiyon kümelenmeleri oluşmaya başladı. Tokyo’da, bazı hastanelere bağlı olarak salgının yayıldığı görüldü; bunun yanında, 18 kişinin bir üniversite merkezinde yemekli bir davete katıldıktan sonra enfekte olduğu ve Tokyo’nun doğusunda en az 146 kişinin enfekte olduğu ve 16 kişinin öldüğü biliniyor. 

Tokyo Valisi Yuriko Koike, art arda son iki haftadır, şehrin sakinlerinden en temel ihtiyaçları dışında evde kalmalarını istedi. İnsanları uzaktan iletişime başvurmaya ve hafta içi akşamları dışarıya çıkmaktan kaçınmaya teşvik etti. 

Rağbette olan gece hayatı mekanları ve alışveriş muhitlerinde kalabalıklar azaldı ancak her gün işe gidip dönen kimselerde bu henüz gerçekleşmedi. Arazi, Altyapı, Ulaşım ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan bir ankete göre, katılımcıların sadece  1/8’i koronavirüse karşı bir önlem olarak evden çalıştığını söyledi. 

Salı sabahı, acil durum kararı yürürlüğe girmeden önce, işe giden ve maske takan kimselerin oluşturduğu kalabalık, Tokyo’nın en büyük tren durakları olan Shinjuku ve Shibuya duraklarında peronlara üşüştü. 

Japonya hâlen göreli olarak az sayıda -şimdiye kadar 100’den az- ölüm kaydetmekle birlikte, bazı vatandaşlar, diğerleri ile temaslarını tamamen kesmek için bir neden göremiyor. 

Başbakan Şinzo Abe 1 trilyon dolara yakın bir teşvik paketi duyurdu

Shinjuku’da sakin bir sokak arası (Fotoğraf: Hiroko Masuike/The New York Times)

Ekonomiye gelecek muhtemel zarar için daha çok endişeli olduğunu söyleyen Economist Corporate Network’ün Kuzey Asya Direktörü Takuji Okubo, buna ek olarak, restoranlarda yemek yeme veya AVM’lerde alışveriş yapmaktan dolayı enfeksiyon riskinin oldukça düşük olduğunu söyledi. 

Bazı uzmanlar, Japon hükümetinin, enfeksiyonun sıçrayabileceği yerler hakkındaki uyarılarına oldukça dar bir bölgeye odaklandıkları konusunda endişeliler. En son vakaların çoğunda, belirli bir bulaşma kaynağının izi sürülemiyor. Bu da resmi sağlık yetkililerinin bu enfeksiyonlara hangi koşulların neden olduğunu bilmemesi demek. 

Tespit edilen vakaların çoğalmasıyla birlikte, Japonya’nın hastane kapasitesinin çabucak aşılacağı hakkında gittikçe büyüyen bir kaygı var. Japon Yoğun Bakım Tıbbı Derneği’ne göre, her 100.000 kişi için Almanya’da 30, İtalya’da 12 yoğun bakım yatağı olmasına karşılık bu sayı Japonya’da beşte kalıyor.

Hong Kong Üniversitesi Kamu Sağlığı Okulu Müdürü Dr. Keiji Fukuda, “Konu, birçok ülke için, ‘tehlikeyi savuşturabilecek miyiz’den çok, ‘tehlikenin ne zaman geleceği’ hakkında. Japonya için de bu şekilde” dedi.

Japonlar kamusal alanlarda genelde maske takıyor olsa da Tokyo’daki son yükseliş, yüzü kapatmanın tam bir koruma sağlayamadığı hissini veriyor. 

Washington Üniversitesi Pandemi Hazırlığı ve Küresel Sağlık Güvenliği Meta-Merkezi eş yöneticisi Dr. Peter Rabinowitz, konuyla ilgili olarak “Birçok kimsenin maske taktığı bir mekanda bile, buna ek olarak sosyal mesafelenme olmadığı sürece bu muhtemelen tek başına yeterli olmayacak” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus