İSTANBUL (Medyascope, BBC) – Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda görülen Ebola salgını, yalnızca sağlık sistemini değil, gündelik hayatı da felç ediyor. Rwampara’da yaşayan bir taksi sürücüsü “Ebola bize işkence etti” diyor. Yetkililere göre 500’den fazla şüpheli vaka var, 136 kişi Ebola nedeniyle hayatını kaybetti.
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda Ebola salgını korkuyu gündelik hayatın parçası haline getirdi. Rwampara’da yaşayanlar insanların çok hızlı öldüğünü söylüyor.
- Kongo’da 514 şüpheli vaka ve 136 şüpheli ölüm bildirildi; komşu Uganda’da da bir kişi hayatını kaybetti.
- Salgına Ebola’nın Bundibugyo türü neden oluyor. Bu tür Ituri’de daha önce görülmediği için tanı ve test süreci gecikti.
- Goma ve Bunia gibi büyük kentlerde maske, el yıkama ve temas sınırlama gibi önlemler yaygın biçimde uygulanmıyor.
- Çatışmalar, yerinden edilmeler, yoksulluk ve zayıflayan sağlık sistemi salgınla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor.
İlgili haberler:
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki Rwampara kasabasında yaşayan genç bir taksi sürücüsü için Ebola artık yalnızca bir salgın değil, gündelik hayatın üzerine çöken bir korku.
Altın madenciliğiyle bilinen kasabada insanlar hastalığın ne zaman ve kime bulaşacağını bilmiyor. Ölümler hızla artarken, söylentiler ve çaresizlik de virüs kadar hızlı yayılıyor.
“Ebola bize işkence etti” diyor 20’li yaşlarının sonlarındaki taksi sürücüsü. “Korkuyorum çünkü insanlar çok hızlı ölüyor. Gerçekten korkuyoruz.”
Rwampara sakini Fred Kiza da aynı duyguyu paylaşıyor. Bölgede “korku” olduğunu söylüyor ve bunun, böyle bir hastalık karşısında normal olduğunu belirtiyor. Kiza’nın beklentisi ise çok temel: “Bizi korumak için bize maske verseler iyi olurdu.”
Salgın fark edilmeden yayılmış olabilir
Korkunun merkezinde yalnızca ölüm sayıları değil, salgının ne zamandır yayıldığına ilişkin belirsizlik de var. Kongo Sağlık Bakanı Dr. Samuel Roger Kamba, hafta sonu salgının merkez üssü Ituri vilayetini ziyaret ettikten sonra sağlık ekiplerinin virüse yetişmeye çalıştığını kabul etti.
Yetkililere göre Ebola, 24 Nisan’da ilk kez tespit edilmeden önce toplum içinde yayılmış olabilir. Salgının “sıfır hastası” olduğu düşünülen kişi, Ituri’nin başkenti Bunia’da hayatını kaybeden bir hemşire.
Cenazesi daha sonra yine altın madenciliğiyle bilinen Mongwalu’da defnedildi. Şüpheli vakaların ve ölümlerin çoğu Mongwalu ile komşu Rwampara’da bildirildi.
Salı günü itibarıyla 514 şüpheli vaka kaydedildi. Yetkililer, 136 kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiğini düşünüyor. Komşu Uganda’da da bir kişi Ebola nedeniyle öldü. Vakalar, Kuzey Kivu’daki Butembo kenti ve M23 isyancı grubunun kontrolündeki Goma’da, ayrıca Güney Kivu vilayetinde de tespit edildi.
Yetkililer, bazı ölümlerin toplum içinde gerçekleştiğini ancak zamanında bildirilmediğini söylüyor. Bu nedenle bu ölümler incelenemedi, temaslılar tespit edilemedi ve virüsün yayılım zinciri erken aşamada izlenemedi. Sağlık Bakanlığı’na göre toplum düzeyindeki resmi uyarılar ancak 8 Mayıs’tan itibaren kayıtlara geçti.
Dr. Kamba, “Bu, ondan önce birinin ölmüş olabileceği ya da başka birinin daha önce hastalanmış olabileceği ama kimsenin bunu bildirmediği anlamına geliyor” dedi. Kamba’ya göre şimdi yapılması gereken, toplumun içinde ne yaşandığını anlamak: İnsanların nasıl hastalandığını, bazı durumlarda hiçbir bildirim yapılmadan nasıl öldüğünü ortaya çıkarmak.
“Tabuta dokunan da ölür” korkusu
Salgının yayılmasını zorlaştıran bir başka unsur da hastalığın ilk aşamada doğru anlaşılmaması oldu. Bu salgına Ebola’nın Bundibugyo türü neden oluyor.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 17’nci Ebola salgınıyla karşı karşıya ancak ülke daha çok Zaire türüne aşina. Bundibugyo daha önce yalnızca 2007 ve 2012’de iki salgına yol açtı ve bu salgınlarda enfekte olanların yaklaşık yüzde 30’u hayatını kaybetti.
Dr. Kamba’ya göre Ebola ağır kanama ve çok yüksek ateşle kendini gösterebiliyor ancak Bundibugyo türü her zaman bu kadar belirgin işaretler vermeyebiliyor. Bu da tanıyı geciktiriyor çünkü insanlar hastalığı sıtma sanabiliyor.
Mongwalu’da bazı ölümler hastalıkla değil, büyücülükle de ilişkilendirildi. Bölgede “tabut fenomeni” diye anılan bir inanış yayıldı: Ölen kişinin tabutuna dokunan kişinin de öleceği düşünülüyordu. Bu yanlış inanış, hem hastalığın anlaşılmasını hem de sağlık ekiplerinin topluma ulaşmasını zorlaştırdı.
Uluslararası yardım kuruluşu Save the Children’a göre Bundibugyo türü Ituri’de daha önce görülmemişti. Vilayetteki sınırlı test kapasitesi ise Zaire türünü tespit etmeye odaklıydı ve bu nedenle sonuçlar pozitif çıkmıyordu. Kuruluşun Kongo temsilcisi Greg Ramm, “Bundibugyo türü tespit edildiğinde çoktan epey yayılmıştı. Yetişmeye çalışıyoruz” dedi.
Goma’da maskeli insan sayısı yok denecek kadar az
Virüsün büyük kentlere ulaşması, salgını daha da tehlikeli hale getiriyor. Bunia, Butembo ve Goma yüzbinlerce kişiye ev sahipliği yapıyor. Buna rağmen salgının ilanından beş gün sonra bile bu kentlerin hiçbirinde tam kapasiteyle çalışan bir Ebola tedavi merkezi bulunmuyor.
Bunia’da yaşayan bir kişi, sağlık hizmetlerindeki boşluğu şu soruyla anlattı: “Başkentte tedavi merkezi yoksa diğer bölgeler ne olacak?”
Kongo’nun doğusundaki en büyük kent olan Goma’da ise temel halk sağlığı önlemleri bile yaygın biçimde uygulanmıyor. El sıkışmaktan kaçınmak, kalabalıkları sınırlamak ve düzenli el yıkamak gibi önlemler çoğu yerde hayata geçirilemiyor.
Yerel gazeteci José Mutanava, sınıra gidip orada mahsur kalan insanları haberleştireceğini söylerken maske taktığını ancak etrafındaki çoğu kişinin maske kullanmadığını anlattı. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir başka Goma sakini ise “Kimse bariyer önlemlerine uyamıyor. Belki daha fazla ölüm gördüğümüzde uyulur. Bugün şehir merkezinde yalnızca dört kişinin maske taktığını gördüm” dedi.
Bazılarına göre sorun yalnızca bilinç eksikliği değil, yoksulluk. Bir bölge sakini, “Yemek bulmakta zorlanan insanlardan bu kurallara uymalarını istemek çok fazla” sözleriyle salgınla gündelik hayatta kalma mücadelesinin nasıl iç içe geçtiğini anlattı.
Çatışmanın ortasında yayıldı
Kongo’nun doğusunda Ebola ile mücadele, çatışma koşulları nedeniyle daha da ağırlaşıyor. Save the Children, salgını “zaten zor olan bir durumun üzerine eklenen yeni ve devasa bir kriz” olarak tanımladı. Kuruluş, virüsün çatışma ve insani kriz bölgesinde, yüz binlerce kişinin yerinden edildiği ve sağlık sistemlerinin ciddi biçimde zayıfladığı bir coğrafyada yayıldığını vurguladı.
Etkilenen bölgelerin dördü Ituri vilayetinde bulunuyor: Salgının merkez üssü Mongwalu ile Bunia, Rwampara ve Nyakunde. Kuzey Kivu’da ise Goma, M23 isyancı grubunun kontrolünde. Vilayetin ikinci büyük kenti Butembo da milis faaliyetlerinden etkileniyor.
ABD, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda için 13 milyon dolarlık acil yardım açıkladı. Washington ayrıca Birleşmiş Milletler’in ortak insani yardım fonu üzerinden ek finansmanı değerlendirdiğini ve salgınla bağlantılı seyahat kısıtlamaları üzerinde çalıştığını bildirdi.
Salgında enfekte olanlar arasında ABD vatandaşı Dr. Peter Stafford da var. Stafford’un Ituri’deki Nyakunde Hastanesi’nde çalışırken testinin pozitif çıktığı bildirildi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), doğrulanmış vakaların 15 Mayıs’ta bildirilmesinin ardından pazar günü salgını “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” ilan etti.
Kongo makamları şimdilik ülkenin daha önceki Ebola salgınlarından edindiği deneyime ve temel halk sağlığı önlemlerine güveniyor. Ancak bu kez virüs farklı bir türle, geç fark edilmiş bir yayılımla, büyük kentlere ulaşma riskiyle ve çatışmanın parçaladığı bir sağlık sistemiyle birlikte ilerliyor.
Kaynak: BBC







