Koronavirüs salgınında kaybettiklerimizin hikayeleri – Eyyüp Kaplan: 80 yaşında, beş kız babası, usta bir terziydi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Eyyüp Kaplan, 1 Nisan 1940 tarihinde Yozgat’ın Sorgun ilçesinde dünyaya geldi. Uzun yıllar İstanbul, Beyoğlu’nda ısmarlama gömlek diken usta bir terzi olarak çalıştı. Müşterileri çoğunlukla iş insanları, milletvekilleri, sporcular ve sanatçılardan oluşuyordu. Yakın çevresi ona “Kel Eyyüp” diye hitap ederdi, sevilen biriydi.

Mesleğine çok saygı duyardı. Dikiş makinelerini ve kumaşlarını ekmek kapısı olarak görür, onları ailesini kıskandıracak kadar çok severdi. İşinde çok titizdi, diktiği gömleklerde hata kabul etmezdi. Çizgili gömleklerde tüm çizgiler, kareli gömleklerde de tüm kareler aynı hizada olmalıydı.

Dört yıl önce ailesiyle birlikte Çanakkale’nin Kepez ilçesine taşınmıştı. 80 yaşındaydı ama kronik bir rahatsızlığı yoktu, yaşıtlarına göre dinç ve sağlıklıydı. Her sabah yatağını toplar, kendi yemeğini kendi yapardı. Yaşına rağmen gömlek dikmeye devam ediyordu. Disiplinliydi, her şey yerli yerinde olsun ister, düzensizlikten hiç hoşlanmazdı.

Yakın çevresinde yurtdışı bağlantısı olan kimse yoktu. Zaten Çanakkale’ye taşındıklarından beri pek görüştüğü kimse de yoktu. Düzenli gittiği tek yer evinin yakınındaki camiydi.

Koronavirüse yakalandı, 26 Mart 2020 tarihinde hayatını kaybetti. Beş kızı da ardından “Verdiği sözleri hep tutan, çok iyi bir babaydı” dedi.

Eyyüp Kaplan, koronavirüsle 16 gün savaştı

Eyyüp Kaplan, 10 Mart’ta kuru öksürük ve yüksek ateş şikayetleriyle doktora gitti. Ciğerlerinde enfeksiyon başlangıcı görüldü. Doktorlar domuz gribi ile zatürreden şüphelenmişlerdi, hastaneye yatırıldı.

O tarihlerde Türkiye’de koronavirüs vakalarına ilişkin resmi bir açıklama yapılmamıştı. Gittikleri hastanenin de pek bir şeyden haberi yoktu, herhangi bir tedbir alınmamıştı, doktorlar maske ve eldiven bile takmıyordu.

Durumu 13 Mart’ta kötüleşmeye başladı, nefes alıp vermekte zorlanıyordu. Yoğun bakıma kaldırıldı. Doktorlar ailesine “Babanızın vücudunda bir şey var ama ne olduğunu biz de bilmiyoruz” diyordu. 

Doktorların Eyyüp Kaplan’ı yoğun bakıma almaya karar verdiği saatlerde Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de tespit edilen ilk koronavirüs vakasını açıkladı. Aynı saatlerde hastanelerde refakatçi yasağı başladığı için ailesi onu en son yoğun bakıma götürülürken gördü.

Kızı Belma Kaplan, babasıyla son konuşmasını şu sözlerle anlattı: 

“Babamla 13 Mart’ta yoğun bakıma götürülürken vedalaştım. Durumu fark edince ‘Kızım beni eve götür’ dedi. ‘Ben seni nasıl eve götüreyim baba’ dedim, ‘Şu an ciğerlerinden nefes alamadığın için organların yoruluyor, vücudun dinlensin diye seni yukarı götürmeleri lazım’ dedim. ‘Olsun, ne olacaksa evde olsun’ dedi. ‘Baba’ dedim, ‘seni eve götüremem.’ Ondan sonra da yoğun bakım odasına aldılar zaten. Bizim kapıya yaklaşmamıza izin vermediler. Orada ‘Seni çok seviyorum babacım’ dedim. O da el salladı bana. Birbirimizi son görüşümüzdü. Ondan önce de su istemişti benden, su vermiştim. O kadar.”

Eyyüp Kaplan, koronavirüs ile 16 gün savaştı, 26 Mart’ta hayatını kaybetti. 

Kızı Belma Kaplan, bu 16 günü şu sözlerle tarif etti: “Sanki bir sis bulutunun içinde bir film oynuyor da biz de o bulutun içinde seyirci gibi dışardan film izliyormuşuz gibiydi.”

Not: Bu yazı, koronavirüs salgınında hayatını kaybeden insanların birtakım sayılardan ve istatistiklerden ibaret olmadığını hatırlatmak amacıyla, sevenlerinin yasını hep beraber tutalım diye yazılmıştır. Okuduklarınız, merhumun yakın çevresinin anlattıklarından ibarettir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus