Korona günlerinde çalışma hayatı (5) – Ücretsiz izne çıkarılan işçi anlatıyor: “Biz nasıl geçineceğiz sorusunu herkes soruyor ama hükümetten hiçbir cevap gelmiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgını nedeniyle ücretsiz izne çıkarılan Emre*, işe gireli daha 18 gün olduğunu ve henüz sigortasının dahi yapılmadığını anlattı. Medyascope’a konuşan Emre, bir daha iş bulamamaktan korkuyor.

Ücretsiz izne çıkarılan Emre, bu işi bulmadan önce altı ay işsiz kaldığını, işsizliğin nasıl bir şey olduğunu çok iyi bildiğini anlatıyor. Kendisine “Biz senden çok memnunuz. Seni de çok seviyoruz. Umarız bu günler çabuk geçer, işyeri tekrar faaliyete girer. Birlikte çalışmaya devam ederiz” denilerek ücretsiz izne çıkarıldığından bahsediyor. Her şey normale dönerse işyerinin açılacağını, işyeri açılmazsa da ekonomi kötüleşeceği için tekrar iş bulamayacağını düşünüyor.

Emre işe başlayalı daha 18 gün olmuş. Altı aylık işsizlikten sonra sigorta şirketinde bulduğu bu iş ona ilaç gibi geliyor. Emre, bu işe İŞKUR’un “İşbaşı Eğitim Programı” kapsamında giriyor. Bu program kapsamında Emre’nin maaşı İŞKUR tarafından ödeniyor ve sigortası da yine İŞKUR tarafından yapılıyor. Fakat bu sigortayla sadece kısa vadeli sigorta kollarından Genel Sağlık Sigortası primleri ve iş kazası meslek hastalığı primleri ödeniyor. Emekliliğe sayılan uzun vadeli sigorta kollarına ait ödeme ise yapılmıyor. İşveren bu programın sonunda personeli kadrolu olarak işe alabiliyor yahut kıdem veya ihbar tazminatı olmaksızın işten çıkartabiliyor. Programın süresi ise girilen işe göre değişiyor. Emre’nin girdiği işteki program süresi bir sene.

İşe başlamasına rağmen Emre’nin sigortası yapılmıyor

Emre İŞKUR programı kapsamında işe başlıyor fakat sigortası yapılmıyor. Emre şunları anlatıyor: “İşe başladığım sırada, girişimi yapmak için İŞKUR’dan haber beklediler. İŞKUR’dan haber gelmemiş. O sırada salgın çıktı. Hem sigortamı yatırmadılar hem de girişim yapılmamış oldu. Ücretsiz izne çıkarıyoruz diye de gönderdiler.”

İşe başlayalı henüz 18 gün olmuşken ücretsiz izne çıkarılıyor

Emre, işe başlayalı daha 18 gün olmuşken koronavirüs salgını sebebiyle ücretsiz izne çıkarılıyor. Emre’nin aynı departmanda çalıştığı arkadaşı evden çalışmaya başlıyor fakat Emre’nin öyle bir seçeneği yok: “Bir arkadaşımla beraber aynı bölümde çalışıyorduk. O benden biraz daha şanslı, evden çalışmaya başladı. Şirketin bir tarafı da galeri. Ben galeri tarafında daha yoğun çalışıyordum. Galeri tarafında çalıştığım için de evden çalışma gibi bir imkanım yok.”

“Sigortayı sorunca ‘Bir süre idare et’ dediler”

Emre’ye sigortasız çalıştırılması hakkında ne düşündüğünü soruyorum. Bu durumun ona doğru gelmediğinden bahsediyor ve iş için sürekli şehir dışına gidip geldiğini, başına bir şey gelme ihtimali olduğunu anlatıyor: “Sigortasız çalıştırılmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bir işçinin iş yerinde başına her türlü kaza gelme ihtimali var. Ben iş için şehir dışına gidip geliyordum sürekli. Araç alıp getiriyordum. Yani yolda başıma bir şey gelse sigortasızım. Bunu dile de getirdiğim zaman bana şöyle bir şey söylediler. ‘İŞKUR’dan haber bekliyoruz. Bu süreci de hızlandırmak için sürekli gidip geliyoruz. Sen bizi bir süre daha idare et.’ Bir taraftan güvencesiz çalışmış oldum yani.”

Fazla mesai ücreti de yok

Emre, fazla mesai yaptığı zamanlarda kendisine ekstra ücret ödenmediğini de anlatıyor: “Normalde bizim işimiz dokuz saat. Mesela şehir dışından araç alınıp getirilmesi gerekiyor. Benim mesaim 18.00’de bitiyor. Ama gece saat 23.00’te otobüse binip İzmir’e gidebiliyorum. Sabah orada oluyorum, o gün aracı teslim alıyorum. O araçla İzmir’den tekrar Ankara’ya dönmek zorunda kalıyorum. Bunlar ekstra mesai aslında ama bunun hiçbir şekilde karşılığını alamadım.”

“Geçinemiyorum”

Emre, herkes gibi kendisinin de telefon, ev faturaları gibi rutin giderlerinin olduğunu anlatıyor. 18 günlük maaşını almış almasına ama o para da yetmiyor: “18 günlük bir maaş aldım ama herkesinki gibi benim de telefon faturası vs. giderlerim var. Türkiye’de birçok insanın da olduğu gibi benim de kredi kartı borcum var. Maalesef sistem öyle bir sistem ki herkesi bankalara borçlu bırakmış durumda. Ben de aynı şekilde borçluyum. Geçinemiyorum.”

“Devletin bir çözüm bulması gerekirdi”

Emre, işverenin işçisine sahip çıkması gerektiğini düşündüğü söylüyor. Fakat salgından dolayı işler neredeyse tamamen durduğu için işvereni de anlayabildiğini belirtiyor. Ona göre bu duruma devletin bir çare bulması gerekirdi: “Devletin gerçekten buna bir çözüm bulması gerekirdi. En azından işverene ‘İşçini mağdur etme’ diye destek fonu çıkarabilirdi. Ya da her vatandaşına geçinebileceği ölçüde destek verebilirdi.”

“Biz nasıl geçineceğiz sorusunu herkes soruyor ama hükümet tarafından hiçbir açıklama gelmiyor”

Emre, insanların alım güçlerinin olmadığını ve hükümetin halk adına hiçbir şey yapmadığına dikkat çekiyor: “Hükümetin gerçekten halka değil de sermaye yandaşlarına çalıştığını düşünüyorum. Halka dair hiçbir artı açıklaması yok. Aynı zamanda dalga geçer gibi IBAN numarası gönderiyorlar. Zaten insanların alım gücü yok. Çoğu ailenin çalışan fertleri işten ayrılmış durumda. Biz dört kişilik bir aileyiz. Annem çalışmıyor, işyerinde faaliyet durdurdular. Babam erkek kuaförü. Erkek kuaförlerini kapattılar. Kardeşim üniversitede okuyor. Ben çalışıyordum, benim işyerimi kapattılar. Biz nasıl geçineceğiz sorusunu herkes soruyor bu ülkede. Ama bu soruya hükümet tarafından hiçbir açıklama gelmiyor.”

*Röportaj yapılan kişinin ismi değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus