Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasının önü açıldı, yetki artık YÖK’te

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan bazı değişiklikler Meclis’te oylanarak kabul edildi. Buna göre İstanbul Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasının önü açıldı ve akademisyenlerin disiplin cezalarında değişiklikler yapıldı. Çok tartışılan, terör örgütü propagandası gerekçe gösterilerek akademisyenlerin ihracının önünü açan madde ise tekliften çıkarıldı.

Düzenlemenin en önemli maddesi geçici olarak faaliyet izni durdurulan vakıf üniversitelerini kapatma yetkisini Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) veren madde oldu. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, bu değişiklikle açıkça Şehir Üniversitesi’nin hedeflendiğini belirterek “Siyasi nedenlerle bir bilim yuvasını kapatıyorsunuz, sonra da yolsuzluk vardı diyorsunuz. Madem yolsuzluk vardı çocuklarınızı neden oraya gönderdiniz? Yolsuzluk, usulsüzlük varsa niye hâlâ soruşturma açmıyorsunuz” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bildiğimiz üzere, kanunlar nesnel olur, kişiye ya da bir kuruma özel kanun yapılmaz. Ancak maalesef, siyasi irade, Şehir Üniversitesi’nin faaliyet iznini iptal edeceğini çok önceden açıkça beyan etmiş; siyasi hesaplaşmasına, hukuku araçsallaştırarak amacını kanun olarak Meclis’e sunmuştur. Açılan bu yol, Şehir Üniversitesi şahsında tüm vakıf üniversitelerini tehlikeye atmaktadır, keyfi bir uygulamaya yasal meşruiyet zemini hazırlamaktadır. Anayasaya aykırı bu düzenlemeye sadece Şehir Üniversitesi ailesinin değil tüm vakıf üniversitelerinin özerkliğini ve özgürlüğünü savunan tüm demokratların tepki göstermesi gerekmektedir.”

Önceden yetki mütevelli heyetindeydi, şimdi YÖK’te

Değişiklikten önce bir üniversitenin tamamen kapatılma kararı için tek yetkili organ vakıf mütevelli heyetiydi. Ancak bu değişiklikle yetki YÖK’e devredildi. Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasının önünü açan maddeyi de içeren teklif, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla komisyonda kabul edilmişti. 

Teklifin 13. maddesi gereği, kayyum atanarak başka bir üniversiteye devredilen bir vakıf üniversitesinin ekonomik olarak borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği her dönem sonu kontrol edilecek. Üniversite yönetimi YÖK kararıyla atanırsa, vakıf üniversitesinin tüm mal varlığı garantör olan üniversiteye devredilecek. 

Düzenleme şöyle: “Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılması, kurucu vakfın tüzel kişiliğini etkilemez. Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurum adına mülkiyeti Hazineye ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmazlara ilişkin tesis edilen irtifak hakları ile verilen kullanma izinleri iptal edilir ve bu taşınmazlar ile fiilen kullanılan taşınmazlar aynı amaçla kullanılmak üzere garantör üniversiteye tahsis edilir. Vakıf, yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılması halinde, kurucu vakfa atanan kayyımın görevi sona erer. Faaliyet izni geçici olarak durdurulan vakıf yükseköğretim kurumunun, eğitim öğretim faaliyetleri için mülkiyetinde yeterli taşınmazı bulunmadığının veya mevcut malvarlığıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceğinin garantör üniversite tarafından tespiti ve Yükseköğretim Kurulunca onaylanması halinde, üçüncü fıkra uyarınca faaliyet izni kaldırılır.” 

Komisyondan geçen ve Meclis’e sunulan kanun teklifinde ayrıca akademisyenlere “kamu görevinden çıkarma” cezası için sayılan fiiler içerisinde “terör örgütlerinin propagandasını yapmak, bu örgütlerle eylem birliği içerisinde olmak veya yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak” gösterilmişti. Meclis’te muhalefet partilerinden milletvekillerinin tepkileri üzerine bu maddeden vazgeçildi ve değişiklik teklifinde çıkarıldı.

“Barış Akademisyenlerine dönüş yolunu açın”

Maddenin tekliften çıkarılması için komisyonda ve Meclis’te iktidara çağrıda bulunan CHP’li Utku Çakırözer, “Bu ülkenin büyük kaynaklar, büyük emeklerle yetiştirdiği değerli akademisyenlerinin geleceğini bir kalemde yok etmeyin. Daha önce ihraç edilen Barış Akademisyenlerinin üniversitelere dönüş yolunu da açın” diye konuştu.

Bu maddeyle birlikte akademisyenlerin disiplin cezalarıyla ilgili birçok madde ise değişiklikte yer aldı ve Meclis’teki oylamada kabul edildi. Örneğin, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası gerektiren fiiller arasında özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek sayıldı. Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek ve görevi gereği öğrendiği ve gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri açıklamak ise kademe ilerlemesinin durdurulması, birden fazla ücret kesme cezasını gerektiren cezalar olarak maddeler arasında yer aldı. CHP, HDP ve İYİ Partili milletvekilleri ise belirsiz olduğu ve keyfi olarak kullanılabileceği gerekçesiyle bu maddelerin teklifte yer almasını eleştirdi.

Kabul edilen değişiklikle araştırma görevlisi kadrolarına atanma yaşı, 35 yaşını doldurmuş olma koşuluna bağlandı. İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ teklifi şöyle değerlendirdi: “28 maddeden oluşan teklif, üniversitelerin kalan şekilsel, akademik, bilimsel amaç ve ilkeleriyle bile ters düşüyor. Üniversitelerde özgürlükten, fikir hürriyetinden korkmamalıyız. Üniversiteler ilkokul, ortaokul veya lise değildir. Türkiye’nin yükselişi, güçlü ve zengin bir ülke olması üniversitelerimizin ne kadar başarılı olduğuyla yakından ilgilidir. Dünyanın en iyi üniversiteleri ile dünyanın en gelişmiş devletleri arasında olan bağ, bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Üniversitelerde fikir özgürlüğünü boğmak, Türkiye’yi fakirliğe ve geriliğe mahkûm edecektir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus