Bir ailenin koronavirüs hikayesi: “Kayınpederimi koronavirüsten kaybettim, iki çocuğumun testi pozitif çıktı. Ambulansla geldiğim hastaneden taksi ile dönmek zorunda bırakıldım”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgınında hayatını kaybeden, hastalığa yakalanan her insanın birer hikayesi var. Bu kişilerin birer istatistikten ibaret olmadığını hatırlamak adına insanların hikayelerini anlatmaya devam ediyoruz. Gültekin ailesi de koronavirüs salgınından en ağır etkilenenlerden. Şule Gültekin 39 yaşında ve iki çocuk annesi. Özel bir şirkette çalışan Şule Gültekin’in birlikte yaşadığı kayınpederi, kayınvalidesi ve iki çocuğunda koronavirüs tespit edildi. 85 yaşında olan kayınpederi 11 Nisan 2020 tarihinde yaşam mücadelesini kaybetti. Kayınvalidesi hastanedeki karantinasının ardından iyileşti, Gültekin ise çocuklarıyla birlikte hâlâ ev karantinasında. Şule Gültekin ile ailenin koronavirüs günlerinde neler yaşadığını, aksaklıkları ve hastane sürecini konuştuk. 

“Ambulansla geldiğimiz hastaneden taksi ile dönmek zorunda kaldık”

Kayınpederindeki ilk belirtileri dile getiren Şule Gültekin, ilk başta terlemeler olduğunu, bunu da grip belirtisi sandıklarını söyledi. Kayınpederinin ateşinin yarım saat içinde 36’dan 38,5 dereceye çıktığını söyleyen Gültekin, hastaneye götürme sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı: 

“Kayınpederim üşüttüğünü sandı. Terleme ve kesik kesik öksürmeleri vardı. Bu belirtiler iki gün sürdü. Ben de o sırada çalışıyordum. Çalışma sürecim bittikten sonra gözlemledim ve ateşini ölçtüğümde yarım saat içerisinde 36’dan 38 buçuğa doğru yükseldiğini fark ettim. 184’ü aradım ve bir doktora bağlandım. Bana hastaneye gitmemiz gerektiği söylendi. Daha sonra özel ekipler bizi ambulans ile hastaneye götürdüler. Kayınpederimi götürdüğümüzde önce doktor tarafından müdahale edildi, daha sonra tomografisi istendi. Ambulanslı ve özel kıyafetlerle getirilen 85 yaşındaki bir hastanın önceliği olması gerektiğini düşünüyorum ancak bize altı saat sonra tomografi randevusu verildi. Bu da gece 02.30’a denk geliyordu. Ambulansla geldiğimiz hastaneden taksi ile dönmek zorunda kaldık. Sonra tomografi için tekrar taksi ile hastaneye gittik. Kayınpederimin ciğerlerinde kristaller görüldüğü için yatış verildi. Ama biz, bu süreçte hastanede tutulmamız gerekirken iki kere taksiye bindik ve evde altı saat zaman geçirdik.”

“Kayınvalidemi, kayınpederimin yanında olmasına rağmen hastaneden çıkardılar”

Şule Gültekin kayınpederinin hastanedeki karantina sürecini de anlattı. Normal şartlarda karantinada olan hastanın yanına refakatçi istenmediğini fakat 85 yaşında olan kayınpederinin kendi ihtiyaçlarını karşılayamamasından dolayı yanına bir refakatçi istendiğini söyledi. Yoğun bakıma nakli gerçekleştiğinde ise yanında refakatçi olan kayınvalidesi hastanede bekletilmeden evine gönderilmiş. Kayınvalidesi de ertesi gün rahatsızlanmış ve hastaneye yatışı gerçekleştirilmiş:

“Kayınpederimin yanına kayınvalidem refakatçi olarak girdi. Daha sonra durumu ağırlaşınca ve virüs diğer rahatsızlıklarını da tetikleyince yoğun bakıma alınması gerektiğini ancak hastanede yoğun bakım ünitelerinin dolu olduğunu, boş bir yer bulununca nakledilceği söylendi. Bana ‘Amca nakledilince teyzenin de bir tomografi çekilmesi gerekiyor’ dendi. Ben bu süreçte refakatçinin neden karantinaya alınmadığını sordum. Bana ‘Bunun takibini siz yapacaksınız’ denildi. Anlayabiliyorum, orası tedavi ünitesi olabilir ama bir şekilde bu hastaların bırakılmaması gerektiğine inanıyorum. Daha sonra kayınpederim başka bir hastanede yoğun bakıma alındı.”

Gültekin’in kayınpederi, başka hastaneye sevkinin ardından kayınvalidesi taksi ile eve gönderiliyor. Gültekin bu süreçlerin aile ilişkilerini zedelediği düşüncesinde:

“Kayınvalidem ambulansa alınmamış, bir taksi ile gönderilmiş. Bana  evime gelmek üzere taksiye bindiğini söyledi ve bende bu durumda eve gelmesinin doğru olmadığını, hastanede kalması gerektiğini söyledim. Kayınvalidemin bu süreçten korktuğunu düşünüyorum. Bana doktorların kendisine bir şeyin yok dediğini söyledi ve bana geleceğini yineledi. Bu nokta çok kritik çünkü ben kabul etmeyince ailevi ilişkiler zedeleniyor. O gece kızına gitti ve orada kaldı. Sabah rahatsızlandı ve koronavirüs nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Bu süreçte başka bir aile ile temasa geçti.”

“Çocuklarımı test için ambulansla aldılar, sonra ‘Yakınınız gelsin alsın’ dediler”

Gültekin’in testi negatif, çocuklarının ise pozitif çıktı. Çocukların evdeki karantina günlerini anlatan Gültekin, 11 yaşındaki oğlunun kronik hastalığı olduğunu, boğaz ağrısı ve nefes darlığı yaşadığını, dokuz buçuk yaşındaki kızının ise gözlerinde kanlanma olduğunu belirtti: 

“Benim test sonucum dört günde, çocukların ise daha erken, 11 Nisan’da, sokağa çıkma yasağının olduğu gün çıktı. Bana test sonuçları haber verildikten sonra ambulansla hastaneye götürülmem gerektiği ve ilaçlara hemen başlanılması gerektiği söylenildi. 184’ü üç dört saat aramama rağmen ulaşamdım. Daha sonra 112 Acil Servis’i aradım ve oradan ambulans gönderdiler. Çocukların hastanede tedavileri yapıldı, akciğer filmleri çekildi ve ilaçları yazıldı. İlaçlar hastanede yoktu, eczaneden almamızı söylediler. Eczane de hastaneden almamızı söylüyor. Kurumlar arasında kalıyorsunuz. Sonra eve dönme sürecine geldik. Orada da ambulansla geldiğimiz hastaneden ambulansla geri dönemeyeceğimizi söylediler. O gece ambulanslarda da bir yoğunluk vardı ama ben hastanenin nöbetçi müdürüne gittiğimde polislerin götürme durumu olup olmadığını sordum. Onlar da bana ‘Polislerin gerekli teçhizatları yok, götüremezler. Ambulanslarda da yoğunluk var’ dedi. ‘Nasıl gideceğim o zaman?’ diye sorduğumda ‘Reçeteyi bir yakınınıza atın, gelirken polis çevirirse onu göstersin ve gelip sizi alsın’ denildi.”

“Çocuklarım neredeyse iyileştiler, benim maskelerim hâlâ gelmedi”

Çocuklarının ilaçlarının bittiğini fakat 25 Nisan’a kadar ev karantinasına devam edeceklerini söyleyen Şule Gültekin, kendisine söylendiği gibi önlemlerini almış ancak sipariş ettiği ve çocuklarından dolayı takmak zorunda olduğu maskeler hâlâ gelmiş değil:

“Ben negatif olduğum için bana ‘Siz kendinizi izole etmeniz gerekiyor. Size geçmemesi adına maske ve eldiven takmanız gerekiyor. Çocuklar pozitif olduğu için aynı ortamda kalabilir ama siz kendinizi korayacaksınız’ denildi. Ben elimden geldiğince kendimi korumaya çalıştım ama maske talebinde bulunduğum halde  maskelerimiz hâlâ gelmedi. Çocuklarım şu an gayet iyiler. Çocuklara gelince psikolojik olarak çok etkilendik. ‘Bize bir şey olacak mı, atlatabilecek miyiz, ya bizden anneme geçerse’ diye düşünüyorlar. Özellikle kızım çok etkilendi, sürekli yaklaşmak istiyor, uzaklaştıramıyorsunuz.”

Şule Gültekin ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin tamamı: 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus