Sağlık personeline ek ödemeler yapıldı: “Masabaşı çalışan, yoğun bakım hemşiresinden daha fazla para aldı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, mart ayında salgınla mücadele eden sağlık personeline ek ödeme yapılacağını açıklamıştı. Bakan Koca, 10 Nisan'da yaptığı açıklamada ise "Pandemi hastasıyla ilgilenen bütün sağlık personeli, tavandan performansını almış olacak" demiş ve koronavirüs hastalarıyla ilgilenmeyen, hasta bakmayan personelin aynı şekilde ödeme almayacağının altını çizmişti. Her ne kadar Bakan Koca, sadece koronavirüs hastalarıyla ilgilenen personelin tavandan ek ödeme alacağını söylediyse de Ayşe* Hemşire'nin anlattıkları bunun böyle olmadığını gösteriyor.

10 yıldır yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapan ve bir kamu hastanesinde hizmet veren Ayşe Hemşire aldığı ek ödemelerin adaletsiz bir şekilde dağıtıldığını söylüyor:

 “Sağlıkçılar para peşinde koşmuyor. Biz zaten normal gelirimizi bilen, maaşı ve ek ödemesi olan insanlarız. Hiçbir sağlıkçının ‘Bize çok para verin’ gibi bir talebi olmadı. Bunu Sağlık Bakanı söyledi. Ama olay dağıtıma gelince büyük adaletsizlik oldu. Böyle olunca da haklı olarak insanlar isyan ediyor. Hiç kimseye bu para verilmeseydi inanın bu isyanlar, bu kırgınlıklar, saha içinde bile tatsız tartışmalar oluşmazdı.”

Yoğun bakımda çalışan lise mezununa 600 TL, hastayla teması olmayan üniversite mezununa 2000 TL

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sağlık personeline verileceğini duyurduğu tavandan yatacak ek ödeme, bu ay itibarıyla sağlık çalışanlarına verilmeye başlandı. Fakat Ayşe Hemşire’nin anlattığına göre hastanede bile çalışmayan sağlık görevlileri sadece üniversite mezunu oldukları için, risk altında çalışan lise mezunu sağlıkçılardan daha fazla ücret almış: “’Tüm sağlıkçılara tavandan ek ödeme vereceğiz’ denilince sağlık müdürlüğünde masabaşı çalışan arkadaşlarımıza da tavandan ek ödeme yapıldı. Bugün yoğun bakımda lise mezunu bir arkadaşa 600 TL ek ödeme veriliyor, müdürlükte hastayla hiç teması olmayan çalışana üniversite mezunu diye tutup 2000 TL veriliyor. Bugün yoğun bakımda 24 saat emek veren, canı pahasına virüslü hastayla uğraşan biriyle masabaşı çalışan birinin verdiği emek aynı değil, karşı karşıya kaldığı risk de aynı değil.”

Sağlık müdürlüğünde çalışanlar normal şartlarda ek ödeme almıyor

Ayşe Hemşire, ek ödemelerin sadece salgına özel olmadığını diğer zamanlarda da ek ödeme aldıklarını söylüyor. Salgından önce yapılan ek ödemelerle şimdi yapılanın arasında bazı farklar var. Salgından önce, ek ödemeler hastanenin gelirinden ödenirken, şimdiki ek ödemeler devlet destekli veriliyor. Sağlık müdürlüğünde çalışanlar da normal şartlarda ek ödeme alamazken, salgın dolayısıyla bu ödemeden faydalanmış. Ayşe Hemşire, normal şartlarda yoğun bakım, acil ve ameliyathane gibi riskli birimlerde çalışanların daha fazla ek ödeme aldıklarını, bununla birlikte ödeme hesaplanırken eğitim seviyesi ve kıdem farkının da hesaba katıldığını alatıyor. Yani lise ön lisans mezunu bir hemşire ile lisans mezunu aynı ek ödemeyi alamıyor.

“Ek ödemelerdeki adaletsizlik birçok kişiyi gücendirdi, moralini bozdu”

Ayşe, kendi çalıştığı yoğun bakım biriminde 20’den fazla hemşirenin bulunduğunu, fakat hiçbirinin eşit ek ödeme almadığını belirtiyor. Sağlık çalışanlarının ek ödemelerdeki adaletsizlikten dolayı mutsuz olduğu ve motivasyon kaybı yaşadığı görüşünde: “Diğer çalışma zamanlarımız gibi bir çalışma sergilemiyoruz. Virüslü bir hasta bakıyorsun, virüs kapıp ölme riskin var, kronik hastalığı olanlar var aramızda. Her anlamda motivasyon olarak düşüksün. Üstüne bir de para kısmında da ciddi bir saçmalık olunca insanlar çok demoralize oldular, mutsuz oldular ve olunacak gibi de. Müdürlükte masabaşı çalışan biri 2000 TL alırken yoğun bakımda çalışan lise mezunu bir hemşirenin 600 TL alması gerçekten bir adaletsizliktir. Gücendirir, motivasyon düşürtür. Bu böyle olmamalıydı.”

“Madem öyle, üniversite mezunları iki-üç hasta baksın. Bana tek hasta verin”

Sağlık çalışanlarının ek ödemeler dağıtılırken yaşanan adaletsizliğe isyan ettiğini söyleyen Ayşe Hemşire, “Lise mezunu sağlıkçı bir arkadaş ‘Madem öyle, üniversite mezunları iki-üç hasta baksın bana tek hasta verin, benim virüsle temasımı azaltın o zaman’ diyor. Kendi tarafından bakınca kırgınlığıyla bunu söylüyor ama profesyonel sahada düşününce bu aslında hoş bir durum değil. Çünkü bunun kararını veren bizim ekip arkadaşlarımız değil. Üniversite mezununun, bana çok ver, ona az ver gibi bir talebi yok” diyor.

“Keşke herkesin alacağı ücreti sabitleselerdi”

Ayşe, herkese sabit ücret verilmesi gerektiğini savunuyor: “Keşke deselerdi ki profesör hocalara 10 bin, uzmana 8 bin, pratisyene 6 bin, tüm hemşirelere üçer bin, ikişer bin, 500 lira falan. Keşke herkesin alacağı ücreti sabitleselerdi. Ya da yoğun bakım-servis gibi ayrımlar olsaydı. Yoğun bakımda virüslü hasta bakan hemşireyi servis hemşiresiyle bir tutamazsınız. Alınan sorumluluk ve risk aynı değil.”

“Yıllardır nöbet tutuyorum, koronavirüs nöbetleri çok daha yıpratıcı”

20 senelik hemşire olan Ayşe, son 10 yıldır yoğum bakım hemşiresi olarak görev yapıyor. Meslek hayatı boyunca çok kez 24 saatlik nöbetler tutmuş olmasına rağmen bu salgın sırasında tuttuğu nöbetlerin çok farklı olduğunu söylüyor: “Ben yoğun bakımda yıllardır 24 saatlik nöbetler tutuyorum. Fakat koronadan dolayı tutmuş olduğum 24 nöbetleri çok başka. Çok daha yorucu, çok daha yıpratıcı. Bir kere giydiğiniz kıyafetlerin içinde çalışmak ve nefes almak o kadar zor ki. Bu nöbetler boyunca sürekli forma değiştirmek zorunda kalıyoruz. İnanın ter içinde çıkıyoruz. Hatta aramızda espri yapıyoruz, ‘Koronadan ölmezsek bu kadar terlemekten zatürre olacağız’ diyoruz.”

“Virüs salgını olmasa da ben bu parayı kazanıyordum zaten”

Ayşe, bakanlığın verdiği bu ek ödemenin aslında normal şartlarda yapılan ek ödemeyle aynı olduğunu, salgına özel bir durum olmadığını da söylüyor: “Biz vergi dilimine girmeden önce yılın ilk altı ayı maaş ve bu ek ödemelerimizde zaten yüksek alırız. Altı aydan sonra vergi dilimine düşeriz, ek ödememiz de düşer. Maaşlarımızda da vergi kesintilerimiz olur. ‘Sağlıkçılara ek ödeme yaptık’ diyorlar ama zaten bizim ocak ve şubat aylarında vergisiz aldığımız ek ödemelerin aynısı yattı. Örneğin, ocak ve şubatta vergisiz dilimde 1000 lira alan biri yine 1000 lira aldı. Yani virüsten dolayı bu ödeme 1300-1500 lira olmadı. Virüs salgını olmasa da ben bu parayı alıyordum zaten.”

“Biz aslında maddi olarak zarardayız”

Ayşe, maddi olarak zararda olduklarını söylüyor: “Biz aslında maddi olarak zarardayız. Normal şartlarda pandemi öncesinde çalışmamız gereken aylık saatin üzerinde çalıştığımız zaman nöbet parası adı altında nöbet paraları alıyoruz. Mesela, bir ayda 250 saat çalışmam gerekiyor. Ama diyelim ben 300 saat çalıştım. Kalan saat bana nöbet parası adı altında ödeniyor. Birçok sağlık çalışanı da ihtiyaçlarından dolayı ‘Bana fazla mesai yazın’ der. Ben de her zaman daha fazla çalışırım. Şimdi bizi seyrek getirtiyorlar hastaneye, bizi korumak adına. Böylece biz sadece mesaimizi tamamlamış oluyoruz. Fazla mesaimiz olmadığı için nöbet paramız da yok. Böyle kayıplarımız da var aslına bakarsanız.”

 *Röportaj yapılan kişinin ismi değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus