Datça’nın kalbi Alavara Koyu’nun sit derecesi düşürüldü: “Tüm bölge için yapılaşmanın ve madenciliğin önü açılmış oldu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Muğla’nın Datça Yarımadası’ndaki, doğal hayatın sürekliliği ve biyolojik çeşitlilik açısından korunması gerekli alanlardan biri olan Alavara Koyu’nun sit derecesi düşürüldü.

Tamamı “özel çevre koruma bölgesi” olan Datça’daki Alavara Koyu’nun sit derecesi Resmi Gazete’de yayımlanan kararla düşürüldü, turizm tesisi yapılmasının önü açıldı. Statüsü “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı”na düşürülen koyda böylece madencilik faaliyetleri de yapılabilecek. Muğla Çevre Platformu Meclisi‘nden (MUÇEP) Faruk Şahin alınan bu karara neden karşı olduklarını Medyascope’a anlattı. 

Bu kararın yarımadanın çok daha geniş bir bölümünü etkileyen olumsuz sonuçları olacağını belirten Şahin, endişelerinin de görmezden gelindiğini söylüyor: “Alavara bölgesi aslında Datça’daki sit alanı büyüklüğü düşünüldüğünde ve nicelik olarak bakıldığında önemsiz kabul edilebilecek bir alan olarak görülebilir. Datça’daki 30-35 bin hektarlık sit alanı içerisinde sit derecesi değiştirilen Alavara bölgesi sadece 200 hektarlık bir alan. Yani denizde bir damla kadar bir yer. O yüzden de insanlar anlamıyorlar ve bizlere ‘Bu kadar küçük bir yeri niye böyle sorun haline getiriyorsunuz’ diyorlar.”

Alavara Koyu’nun Datça’da bahsi geçen 30-35 bin hektarlık sit alanının iki büyük ana parçasından doğuda kalan parçayla, Datça’daki yerleşim alanı arasında yer aldığını söyleyen Şahin şunları ekliyor: “Alavara, büyüklüğünün dışında bir öneme sahip. Bizler buranın kesinlikle korunmaya devam etmesini istiyoruz. Yapılan değişikliklerle büyük turizm tesislerine ve daha kötüsü madenciliğe izin verilmesi sözkonusu. Eğer bu alan nitelikli koruma alanı ilan edilseydi bizim bir itirazımız olmayacaktı. Çünkü bölgede tarım arazisi olan insanlar var, köylüler tarım yapıyorlar. Eğer kesin korunacak alan olsaydı bu faaliyet kesintiye uğrayacak insanlar arazilerini kullanamayacaklardı.”

Arazilerin tarım alanı olarak kullanılmaya devam etmesinin devletin işine geldiğini, böylece arazi sahiplerine başka arazi vermek ya da araziyi kamulaştırmak zorunda kalmadıklarını dile getiren Şahin şöyle devam ediyor: “Arazilerin sit seviyelerinin nitelikli koruma alanından sürdürülebilir koruma alanına dönüştürülmesi bu yükten kurtulmanın ötesinde bir adım, bölgeyi yapılaşma fırsatı olan bir alana dönüştürüyor. Bizler de bu konuyla ilgili endişeliyiz. Alavara sadece şu an bir gösterge.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus