Siyasetbilimci Joseph S. Nye, Jr.: “Koronavirüs gibi küresel tehditler milliyete göre hareket etmez”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Siyasetbilimci Joseph S. Nye, Jr. koronavirüs salgını sırasında liderlerin verdiği yanlış kararlar sonucunda krizin büyüdüğünü ve bu krizin çözüm yollarını açıkladığı bir yazı kaleme aldı. Çevirisini sizlerle paylaşıyoruz.

Kriz dönemlerinde en etkili liderler, halkı eğiterek dayanışma kurabilenlerdir. Ne yazık ki koronavirüs örneğinde, dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderleri krizin derinleşmesini sağlamak dışında başarısız oldu.

Liderlik, kriz sırasında kesinlikle çok önemlidir. 1940 yılında İngiltere Başbakanı Winston Churchill bunu, Güney Afrika’nın ırk ayrımcılığından kurtuluşu sırasında Nelson Mandela‘nın yaptığı gibi kanıtlamıştır.

Bu tarihsel standartlara göre, dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderleri tamamen başarısız oldu. ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping, başlangıçta koronavirüs salgınına halklarını bilgilendirerek ve eğiterek değil, sorunu reddederek tepki gösterdi. Daha sonra her ikisi de krize çözüm bulmak yerine enerjilerini suçlu aramaya harcadı. Başarısızlıkları nedeniyle, dünya krize bir “Sputnik ânı” ya da bir “COVID Marshall Planı” ile cevap verme fırsatını kaçırmış olabilir.

Dönüşümcü ve işlemsel liderler arasındaki ayrım

Liderlik teorisyenleri “dönüşümcü” ve “işlemsel” liderler arasında bir ayrım yapar. İkinci tiptekiler, işle ilgili durumları yönlendirmeye çalışırken, birinci tip liderler içinde oldukları durumları yeniden şekillendirmeye çalışır.

Dönüşümcü liderler her zaman başarılı olmaz. Eski ABD Başkanı George W. Bush, Irak’ı işgal ederek Ortadoğu’yu yeniden kurmaya çalıştı. Buna karşılık babası, eski Başkan George H.W. Bush, daha işlemsel bir tarza ve Avrupa’da komünizmin çöküşünden sonra dünyanın içinde bulunduğu akışkan durumu yönetme becerisine de sahipti. Soğuk Savaş sona erdi, Almanya yeniden birleşip Batı’ya bağlandı ve ateşkes sağlandı.

Tarzları ne olursa olsun, liderler grup kimliği üzerinde güçlü bir etki yaratabilir. Tembel liderler, Trump’ın yaptığı gibi, kendilerine destek sağlamak için mevcut bölünmelere başvurarak statükoyu pekiştirme eğilimindedir. Ancak etkili dönüşümcü liderler, toplumun ahlaki karakteri üzerinde geniş kapsamlı bir etkiye sahip olabilir. Örneğin Mandela, temsilini siyah Güney Afrikalılar olarak kolayca tanımlayabilir ve on yıllardır süregelen adaletsizliğin intikamını alabilirdi. Bunun yerine, takipçilerinin kimliğini genişletmek için durmadan çalıştı.

Benzer şekilde, Almanya’nın 70 yıl içinde üçüncü kez Fransa’yı işgal ettiği İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız diplomat Jean Monnet intikamın sadece trajediyi yeniden üreteceği sonucuna vardı. Durumu değiştirmek için sonunda Avrupa Birliği’ne dönüşecek olan, Avrupa kömür ve çelik üretimi için ortaklaşa yürütülecek bir plan hazırladı.

Koronavirüs ve iklim değişikliği gibi küresel tehditler milliyete göre hareket etmez

Bu başarılar kaçınılmaz değildi. Yakın çevremizin ötesine baktığımızda, çoğu insan kimliğinin siyasetbilimci Benedict Anderson‘ın tanımladığı “hayali topluluklar” olduğunu görüyoruz. Hiç kimse doğrudan aynı milliyete mensup milyonlarca insanın deneyimini paylaşamaz. Ancak son bir-iki yüzyıl boyunca ulus, insanların uğruna ölmek istediği hayali bir topluluk olmuştur.

Bununla birlikte, koronavirüs ve iklim değişikliği gibi küresel tehditler milliyete göre hareket etmez. Küreselleşmiş bir dünyada, çoğu insan birbiriyle örtüşen bir dizi hayali topluluğa mensuptur (yerel, bölgesel, ulusal, etnik, dini, profesyonel) ve liderler destek veya dayanışmayı harekete geçirmek için en dar kimliklere başvuramazlar.

Koronavirüs salgınının başlangıcı dönüşümcü liderler için bir fırsattı. Dönüşümcü bir lider, krizin doğası gereği küresel olduğu için tek başına hareket eden bir ülke tarafından çözülemeyeceğini erken fark edebilirdi. Trump ve Şi de bu fırsatı kaçırdı. Her ikisi de, güç kullanımının bir oyun haline gelebileceğini anlayamadı. Yalnızca başkaları üzerindeki güç kullanımı açısından düşünmek yerine, başkaları ile ortaklaşa güç kullanımı açısından düşünebilirlerdi.

Birçok ulusötesi konuda, başkalarını güçlendirmek ABD gibi bir ülkenin kendi hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı olabilir. Çin, halk sağlığı sistemini güçlendirebilir veya karbon ayak izini azaltabilirse, Amerikalılar ve diğer herkes bundan faydalanacaktır. Küreselleşen dünyada, bağlantılar önemli bir güç kaynağıdır. Ve gittikçe karmaşıklaşan bir dünyada, en bağlantılı devletler en güçlü devletlerdir.

Trump uzun vadeli çıkarlara dikkat etmedi

Amerika’nın gelecekteki güvenliğinin ve refahının anahtarı, “… ile güç” ve “… üzerinde güç” öneminde yattığı sürece, Trump yönetiminin salgın sırasında gösterdiği performans cesaret kırıcı olmuştur. Sorun “Önce Amerika” sloganı değildir (her ülke ortaya önce çıkarlarını koyar). Trump, sadece kısa vadeli kazanımlara odaklanarak, kurumların, ittifakların ve karşılıklılığın hizmet ettiği uzun vadeli çıkarlara dikkat etmedi.

ABD, uzun vadeli kişisel çıkarlarını sürdürme geleneğini terk etti. Ancak Trump yönetimi, kitabım “Do Morals Matter?”da tarif ettiğim 1945 sonrası Amerikan başkanlarının başarılarının temelini oluşturan derslere hâlâ kulak verebilir. Gerçekten de ABD, Marshall Planı’nda modellenen devasa bir koronavirüs yardım programı başlatabilir.

Henry Kissinger‘ın yakın zamanda belirttiği gibi, bugünün liderleri uluslararası direncin artmasına yol açacak bir işbirliği yolu seçmelidir. Rekabetçi propaganda yapmak yerine, Trump acil bir G20 zirvesi düzenleyebilir veya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘ni işbirliğinin artırılması için ikili ve çok taraflı çerçeveler oluşturmak üzere toplantıya çağırabilir.

Trump ayrıca, yeni koronavirüs dalgalarının fakir ülkelerde çok daha sert sonuçlar doğurabileceğine ve güney yarımküredeki salgınların kuzeye dönüş yaptığında herkese zarar vereceğine işaret edebilir. 1918 İspanyol gribi salgınının ikinci dalgasının birincisinden daha fazla insanı öldürdüğünü hatırlamakta fayda var. Dönüşümcü bir lider ABD halkına, tüm gelişmekte olan ülkelere açık olan bir koronavirüs fonuna cömert katkıları seferber etmenin kendi çıkarına uygun olduğunu öğretecektir.

Amerikalı bir Churchill veya Mandela, halkı bu şekilde eğitecek olsaydı, salgın daha iyi bir dünya politikasına yol açabilirdi. Ne yazık ki, dönüşümcü liderlik ânını çoktan kaçırmış olabiliriz ve virüs, dünyanın önceden var olan popülist milliyetçilik ve teknolojinin otoriter suiistimali koşullarını hızlandırabilir. Liderlik başarısızlıkları özellikle kriz anlarında acımasızdır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus