Anish Kapoor yazdı: “Faşist hükümet Hindistan’ın mirasını yok etmek için koronavirüs krizinden faydalanıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anish Kapoor bir heykeltıraş. Hindistan doğumlu Kapoor, üniversite eğitimini Birleşik Krallık’ta tamamladı ve 1991 yılında Turner Ödülü’ne layık görüldü. Kapoor’un Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin başkent Yeni Delhi’de yer alan parlamento binasının tasarımıyla ilgili bazı değişiklikler yapmak için koronavirüs krizinden faydalandığını dile getirdiği ve eleştirdiği yazısı, İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlandı. Yazının çevirisini sizinle paylaşıyoruz.

Winston Churchill bir keresinde “İyi bir krizin boşa gitmesine asla izin vermeyin!” demişti. Gayet tabii, krizler acımasız hükümetlere asıl amaçlarını gizleme fırsatı sunar. 

Hindistan’ın faşist hükümetinin koronavirüs salgınının ortasında başkent Yeni Delhi’deki parlamento kompleksinin bir kısmını oluşturan ve Central Vista adıyla anılan kısmı yeniden tasarlama meselesini gündeme getirmesinin arkasında da derin bir amaç gizleniyor. 

Hindistan Yüksek Mahkemesi, bu aptalca tasarıyı kamuoyuna danışılmadan ve gerekli sürenin dolmasını beklemeden onaylamak için baskı altına alındı. Central Vista olarak anılan alan, Hindistan parlamento kompleksinin mimarlarından, İngiliz Edwin Lutyens’in tasarımı. Lutyens bunun dışında yine parlamento kompleksi içinde yer alan, 1912-1931 yılları arasında inşa edilen Janpath’ı (Halkın Yolu) da tasarladı. Mimar Lutyens tarafından tasarlanan binalar, geniş avlularıyla gösterişli bir biçimde dizilmiş, sömürgeci Britanya’nın son dönemlerinde, imparatorluğun eski gücünü yansıtmaya çalışmaktadır.

Parlamento kompleksindeki binalar, Hindistan’ın Babür imparatorları tarafından Delhi’nin öte yakasındaki Kızıl Kale gibi tarihi yapıların inşasında kullanılan kırmızı kum kullanılarak inşa edildi. Lutyens ve proje üzerinde çalışan diğer mimarlar, Hindu tapınakları, Babür kaleleri, büyük Budist yapıları dahil Hindistan’a özgü pek çok mimari tarzdan esinlendi. Amaçları görkem, ihtişam ve göze hitap eden bir sonuç elde etmekti. Lutyens Central Vista’yı tasarlarken Yunan mimarisinden ilham ald. Böylece parlamento, törensel bir geçidi tamamlar gibi tamamlanan yolun sonunda, devletin gücünü simgeleyen bir tapınak gibi konumlandı. Bu tasarımın Lutyens’in şaheseri olduğu su götürmez bir gerçek. Sevseniz de nefret de etseniz bu tasarım, hükümetin gücü ile halkın sözde iradesini simgeleyen bir başyapıt. Bana soracak olursanız, dünya üzerindeki en gösterişli hükümet binalarından biri.

Modi ve faşist hükümeti, mimar Bimal Patel’i Lutyens’in başyapıtını yeniden tasarlamak üzere görevlendirdi. Bu, Lutyens’in tasarımının önemi hiç düşünülmeden, hiç kimseye danışımadan atılmış bir adım. Patel’in böylesine önemli bir görev için seçilmesi sırasında en azından gerekli yasal sürecin işlemesi ve itiraz süresinin sonuna gelinmesi beklenmeliydi. Mimar Patel bu görevi üstlenecek yeteneğe sahip değil. Patel daha önce Sabarmati Nehri’nin kıyısını betonlaştırarak, nehrin içinden geçtiği Ahmedabad şehrini mahvetti. Kendisi aynı zamanda Varanasi’nin mahvolmasında da kenti inşa ettiği yollarla betona boğarak, kentin tarihine ve sakinlerine zerre saygı göstermeyerek rol oynadı. Bütün bunlar, Hindistan Halk Partisi’nin iktidarda bulunduğu ve Narendra Modi’nin başbakanlık görevini yürüttüğü süre içinde gerçekleşti.

Mimari, etkili bir propaganda aracı olabilir. Dünyanın dört bir yerinde, devletlerin başkentleri, tarih boyunca elde ettikleri zaferleri gururla gözler önüne seren binalarla süslü. 

Son dönemden birkaç örnek görmek için Avrupa’da Fransa’ya bakabiliriz. Başkent Paris’teki Pompidou Merkezi’nden Quai Branly Jacques Chirac Müzesi’ne kadar ülkenin geçmiş cumhurbaşkanlarının adını yaşatan ve onların hem siyasi hem kültürel varlıklarını vurgulayan binalar mimarinin sembolik gücünü vurgular.

Çin, 2008 yılında olimpiyatların gerçekleştirileceği stadyumu tasarlaması için İsviçreli mimarlık firması Herzog & de Meuron ile anlaştı. Olimpiyat binası, Çin’in insan hakları ihlallerini gizlemeye yetecek kadar görkemliydi. Mimar Zaha Hadid, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de görülmeye değer bir müze inşa etmeye ikna edildi. Amaç bir kez daha faşist bir rejimi, gösterişli binaların ardına gizlemekti. Bu liste böyle uzayıp gider.

Modi’nin asıl hedefi, Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin önemli figürlerinden, ülkenin ilk başbakanı Cevahirlal Nehru’nun bıraktığı seküler Hindistan mirasının mahvolmasıdır. 1950 yılında Nehru, mimar Le Corbusier’i Hindistan’ın Pencap ve Haryana eyaletlerinin başkenti Çandigar’ı yeniden inşa etmek üzere görevlendirdi. Bu gelişme, Hindistan’ın koloni geçmişinin ve Hindistan ile Pakistan’ın birbirinden ayrılmasının ardından ülkenin yaralarını saran, modernleşme yolunda attığı önemli bir adım olarak görülmüştü. Bugün Modi, Nehru’nun itibarını zedelemek için her fırsatı değerlendiriyor. Modi, Hindu bir mimar tarafından tasarlanan yeni bir parlamentonun, kendisini “Hindu hâkimiyetinde bir Hindistan” hedefini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştırırken, Nehru’nun seküler Hindistan’ından uzaklaşmak anlamına geldiğini çok iyi biliyor.

Belki gerçekten de Hindistan’ın 1 milyar 400 milyonluk nüfusunun tamamını temsil edecek yeni bir parlamento binasına ihtiyacımız var. Ancak kimseye danışmadan dilediğini yapmaya çalışan hükümetin tavrı utanç verici. Bu görevin Mimar Patel’e verilmesi ise bugün Hindistan’da çalışan mimarların yeteneklerinin aşağılanması anlamına geliyor. Yeni Delhi’nin çözülmesi gereken birçok sorunu var. Belki de dünya üzerindeki en kirli kentlerden biri. Hindistan’da siyasi gücün merkezi olan bu kentin tasarımının gözden geçirilmesi, Yeni Delhi’nin mimarinin gücüyle modern Hindistan’ın başkenti olarak yeniden düşünülmesi için bir fırsat sunabilir. Lutyens’in Yeni Delhi’sinin yıkımı ise tamamen yanlış yönlendirilmiş ve Modi’nin siyasi faşizminden kaynaklanan bir hamle. Bu hamle binaların yeniden tasarlanmasıyla ilgili değil. Bu, Modi’nin kendisini gücün merkezinde konumlandırması ve ardında miras olarak Hindu hâkimiyeti altında bir Hindistan bırakma çabasıyla ilgili. 

Mimarinin taşta gizli bir güç olduğunu unutmamalıyız. Sözkonusu yalnızca taştan binalar değil, inşa ettiklerimiz aynı zamanda ruhlarımızı besleyen yapılar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus