Almanya’nın en ünlü viroloğu Christian Drosten ölüm tehditleri alıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgını virologları, epidemiyologları, doktorları ve siyasetçileri ışıltılı ekranlara taşıdı. Virologların araştırmaları, epidemiyologların analizleri ve doktorların fedakârlıkları gündemde. Fakat toplumun bir kısmı bu kişilere inanmıyor ve güvenmiyor. Dünyaca tanınan virologlar ve siyasetçiler, salgında hakaret ve tehditlere maruz kalıyor. 

Berlin’deki Charitê Hastanesi’nde çalışan Alman virolog Christian Drosten, 26 Mayıs Salı günü bir tehdit postası aldı. Postada “Bunu iç, bağışıklık kazanacaksın” yazan bir kağıt ve pozitif sonuçlanan bir koronavirüs testi vardı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Milletvekili Karl Lauterbach da aynı gün aynı postayı aldı. 

Lauterbach tehdit postasını paylaştığı tweetinde şöyle yazdı: “Bazılarımız ölüm tehditlerinden her türlü hakarete kadar, birçok şeye maruz kalıyor. Bu nedenle, biraz karakteri kalmış olan herkes internetteki virolog, epidemiyolog ve siyasetçilere karşı nefreti bırakmalı. Bu durum sağı solu belli olmayan kişileri teşvik ediyor. Ailelerimizi düşünün.” 

“Bu önlemler gerçekten gerekir miydi?”

Son günlerde Alman basının gündemine oturan bir olay var. Bild gazetesi virologları, özellikle ülkenin en iyi virologlarından olan Christian Drosten’i hedef alıyor. Bild, virologların araştırmaları sonucunda kanun koyucuların birtakım önlemleri yürürlüğe sokmalarından duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getiriyor: “Onların sözleri kanun oldu: Korona krizinden beri virologlar politikayı belirliyor. İkazlarına hükümet ve eyaletler itaat eder, talep ettikleri şeyler kısa süre içinde tüm cumhuriyette uygulanır oldu.”

Almanya’da koronavirüs kaynaklı ölüm rakamlarının yüksek olmaması ve hasta sayısının da erken alınan önlemler neticesinde kontrol altına alınması olumlu bir netice iken Bild gazetesinin şef editörü Julian Reichelt “Uzmanlar her türlü önleme rağmen yine sağlık sistemimizin çöküşünün kaçınılmaz olduğu uyarısında bulundular. Şu an hastane koridorlarında ölüm sessizliği (koronavirüs kaynaklı hasta ve ölüm sayısı az olduğu için sessizliğin hâkim olduğunu kastediyor) ve işsizlik korkusu hâkim” diyor. Bu tür ifadeler doğal olarak “Bu önlemler gerçekten gerekir miydi?” gibi sorulara kapı açıyor. 

The Guardian gazetesine verdiği bir röportajda Drosten, “Almanya’da insanlar hastanelerin aşırı dolmadığı görüyorlar ve işletmelerinin neden kapatılması gerektiğini anlamıyorlar. Sadece burada yaşananlara odaklanıyorlar. Örneğin İspanya veya New York’ta olanları görmüyorlar. […] Birçok Alman için ben ekonomiyi çökerten kötü karakterim. Ölüm tehditleri alıyorum” demişti.  

Protestolar devam ediyor

Almanya’nın farklı eyaletlerinde koronavirüs salgını yüzünden getirilen kısıtlamalar protesto ediliyor. Özellikle seyahat kısıtlamaları ve maske takma zorunluluğunun eleştirildiği protestolarda, polis ile protestocular arasında zaman zaman gergin anlar yaşanıyor. Hamburg şehrinde yapılan protestoya polis tazyikli suyla müdahale etti.

Salgına karşı alınan önlemlerin temel hak ve özgürlükleri kısıtladığı gerekçesiyle sokaklara dökülen protestocular, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin organize ettiği protestolar ile karıştırılmak istemiyor. Alman Die Welt gazetesine konuşan bir protestocu “Nazi ve yandaşlarıyla beraber temel haklar ve demokrasi için harekete geçilemeyeceğinin farkındayız” diyor. 

Önlemler İspanya’da da protesto ediliyor. Aşırı sağcı popülist parti VOX’un protesto çağrısı üzerine başkent Madrid’de halk araçlarıyla sokaklara döküldü ve koronavirüs kısıtlamalarını protesto etti. 

Gazeteciler tehlikede

Bu süreçte medya çalışanları da protestocuların saldırısına uğrayabiliyor. Alman ZDF, WDR ve ARD gibi haber ajanslarının muhabirleri, protestolar sırasında saldırıya uğradı. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün Almanya temsilcisi Christian Mihr, gazetecilerin saldırılardan dolayı endişeli olduğunu söyledi. Mihr, gazetecilerin artık protestoları haber yapmamasından da çekindiklerini belirtti.

Çin, İran, Türkiye ve Mısır gibi ülkelerde gazeteciler koronavirüs hakkında yaptıkları haberler nedeniyle gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. RSF Almanya Temsilcisi Mihr, koronavirüs salgını gibi bir krizde ifade özgürlüğünün vazgeçilmez olduğunu söyledi ve “Çok fazla hükümet koronavirüs krizine sansür, gözetim, baskı ve dezenformasyon gibi otoriter reflekslerle karşılık veriyor. Bu durumda bağımsız raporlamayı kısıtlayan herkes sadece belirsizliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda insanları gerçek risklere de maruz bırakıyor” diye konuştu. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus