Güney Afrika koronavirüsle mücadelede, yirmi yıl önce AIDS karşısındaki hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gazeteci Carien du Plessis, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentinde yaşıyor. Plessis, Güney Afrika’nın bundan yirmi yıl önce AIDS kriziyle karşı karşıya kaldığında almakta geç kaldığı önlemleri koronavirüs salgını sürecinde çok daha erken aşamada uygulamaya başladığına dikkat çekiyor. Plessis’in Güney Afrika’da AIDS ve koronavirüs krizi karşısında atılan adımları kıyasladığı, aradan geçen yirmi yılda alınan derslere dikkat çektiği analizi, İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlandı. Yazının çevirisini sizinle paylaşıyoruz. 

Nelson Mandela, bundan yirmi yıl önce, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biriyle mücadele edebilmek için uluslararası işbirliği çağrısında bulundu. AIDS hastalığına neden olan HIV ölümlere neden oluyor, mevcut sağlık sistemleri bunu kaldıramıyordu. Virüs, Güney Afrika’da bir gün içinde bin kişinin canını aldığında tehdidin boyutunun çok ciddi olduğu anlaşılmalıydı.

Ancak Mandela’nın ardından devlet başkanı olarak göreve gelen Thabo Mbeki, durumun ciddiyetini kavramamakta ısrar etti. Mandela, AIDS hastalığının Güney Afrika için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu ısrarla anlatmaya çalıştığı konferanslar düzenledi. Dönemin Sağlık Bakanı Manto Tshabalala-Msimang ise bu konferanslar sırasında bilim insanlarını hükümetin tutumuna karşı çıktıkları için azarladı. 

Salim Abdul Kerim, o dönem azarlanan bilim insanlarından biri. Şimdi ise Abdul Kerim, Güney Afrika’nın koronavirüs danışma kurulunu yönetiyor ve ülkenin koronavirüsle mücadele etmek adına attığı adımlar Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından takdir ediliyor. Eski Sağlık Bakanı Tshabalala-Msimang ise karaciğerindeki sağlık sorunları nedeniyle 2009’da hayatını kaybetti ve ardında miras olarak AIDS’ten kaynaklanan 300 bin ölüm bıraktı. 

20 yıl önce 20 yıl sonra

Güney Afrika’nın koronavirüs salgınına karşı tutumu, yirmi yıl önce AIDS salgınına verdiği yanıtla taban tabana zıt. Nisan ayına gelindiğinde, Güney Afrika’da sokağa çıkma yasağı iki haftadır sürüyordu. Bilim insanı Salim Abdul Kerim, iki saat boyunca canlı yayında insanlara neden evlerinde kalmaları gerektiğini ve toplu etkinliklerin, alkol ve tütün ürünlerinin satışının neden yasaklandığını açıkladı. 

Abdul Kerim, “İktidarın koronavirüs salgınını ciddiye alan tutumundan etkilendim. İkna edilmeleri gerekmiyordu, itiraz etmediler ve ertelemediler” diye konuştu. 59 yaşındaki bilim insanı, dünyanın en saygın bilim kurullarından Royal Society’nin bir üyesi olmaya hak kazandı. Kariyeri süresince layık görüldüğü ödüllerin birçoğunu, kendisi gibi AIDS konusunda önemli araştırmalara imza atan eşi Quarraisha Abdul Kerim ile paylaştı. 

Salim Abdul Kerim’in HIV’in yayılmasını önlemek ve neden olduğu AIDS hastalığını tedavi etmek adına katkıları, bilim dünyasında çığır açtı. Ancak koronavirüs sözkonusu olduğunda Abdul Kerim, virüs hakkında hastalıkla başa çıkmaya yetecek kadar bilgi sahibi olmadığımızı, henüz çok az şey bildiğimizi düşünüyor. Abdul Kerim, konu ile ilgili açıklama yaparken, “Kusursuz bir yol izlediğimizi savunmuyorum. Bu tür bir hastalıkla mücadele etmeye çalışırken hiç hata yapmıyorsanız, bu aslında hiç ilerleme kaydetmediğiniz anlamına gelir” diye konuştu. 

Güney Afrika’nın mevcut Sağlık Bakanı Zweli Mkhize, aynı zamanda Abdul Kerim’in Natal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden sınıf arkadaşı. Abdul Kerim’in hükümetin koronavirüs danışma kuruluna başkanlık etmesi de Mkhize’nin fikriydi. Bugün Mkhize koronavirüsle mücadele adına attığı emin adımlarla övgü topluyor. Ancak bundan yirmi yıl önce AIDS ile mücadele adına izlediği yol inişli çıkışlıydı denebilir. Mkhize, 1994-2004 yılları arasında KwaZulu-Natal kentinde sağlıktan sorumlu yürütme konseyi üyesi olarak görev yaptı. Bu dönemde bebeklerine AIDS bulaşmasını önlemek için hamile kadınların HIV’e karşı etkili bir ilacı kullanması gerektiğini belirten mahkeme kararına itiraz etti, çünkü önce klinik deneylerin tamamlanmasını istiyordu. Ancak hükümetin henüz izin vermediği bir dönemde, yönetiminden sorumlu olduğu bölgede AIDS ilaçlarının satılmasına izin veren de yine Mkhize idi.

Güney Afrika Sağlık Bakanı Zweli Mkhize

2017 cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen kısa bir süre önce Mkhize, dönemin Cumhurbaşkanı Mbeki’yi istifaya davet etti. Mkhize’ye göre AIDS ile mücadelede yanlış adımlar atarak, Güney Afrika’yı da bu yanlışın içine sürükleyen kişi Mbeki idi. 

Koronavirüsle mücadelede öne çıkan diğer isimler

Mkhize’nin de bir parçası olduğu kabinenin üyeleri, AIDS ile mücadele döneminde olduğu gibi bugün de Güney Afrika’nın koronavirüsle mücadele adına atması gereken adımlardan sorumlu. Örneğin Nkoszana Dlamini-Zuma, Mandela hükümetinde 1994-1999 yılları arasında sağlık bakanı olarak görev yaptı. Bir yandan AIDS salgınıyla mücadele ederken diğer yandan Güney Afrika’nın sağlık sisteminde reform yapmakla görevlendirildi. Dlamini-Zuma, ülkede AIDS’in yayılmasını önlemek için atılan ilk adımların öncüsü olarak kabul edildi. Ancak daha sonra AIDS tedavisinde etkili olabileceği iddia edilen Virodene isimli zehirleyici etkileri olabilecek ilaç tedavisine destek vermesi, itibarını zedeledi. 

Ancak daha sonra Dlamini-Zuma, Afrika Birliği’nde komisyon başkanı olarak seçildi. 2014 yılındaki ebola salgınının ardından, Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin kurulmasında önemli rol oynadı. İtibarını yeniden kazanmasını sağlayan bu merkez ayrıca bugün Afrika kıtasının koronavirüsle mücadelesinde önemli bir rol oynuyor. Dlamini-Zuma ayrıca, yakın zamanda Güney Afrika’da hükümetin koronavirüs salgını nedeniyle alınan önlemleri nasıl hafifleteceğini detaylı bir şekilde açıklayarak halkın takdirini topladı. 

Güney Afrika’nın koronavirüs kriziyle mücadelesinin önemli figürlerinden biri de aktivist Mark Heywood. Heywood, Maverick Citizen adlı sosyal adalet ve sivil toplum örgütleri odaklı haberleri haftalık olarak paylaştığı bir internet sitesini yönetiyor. Heywood ayrıca, AIDS’e karşı etkili ilaçların uygun fiyata satılması ve herkesin ulaşabileceği hale gelmesi için verilen mücadelenin öncülerinden biri. Son günlerde ise koronavirüsle mücadele sürecinde kurulan en büyük sivil toplum örgütlerinden biri olan C19 People’s Coalition’ın Güney Afrika’daki yerel birimine tavsiyeleriyle katkı sağlıyor.

AIDS sürecini yaşamış bir aktivist olarak Mark Heywood, işbirliğinin önemini kavradığını belirtiyor. Hastalığı deneyimleyenler, sağlık çalışanları, sendikalar, medya ve hükümet arasındaki diyaloğun önemine dikkat çekiyor ve “Koronavirüs bireyleri etkilediği kadar toplumu da etkiliyor. Sadece bireylere yönelik müdahalelerle yetinemeyiz. Hastalığı sosyal bir olgu olarak görüp, toplumsal bir mesele olarak ele almalıyız” diyor. 

Heywood, AIDS tedavisinde kullanılan ilaçlarda olduğu gibi, koronavirüse karşı etkili aşı ya da ilaç tedavilerine ulaşmanın da zor olacağını ve toplumdaki eşitsizlikleri daha da görünür hale getireceğini düşünüyor. “Koronavirüse karşı etkili bir aşı bulunduğu zaman, milyarlarca insan bu aşıyı talep edecek. Bu aşının patentini alan özel şirketin fikri mülkiyeti haline gelmeyeceğinden nasıl emin olabiliriz? Gelişmekte olan ülkelerin aşıya ulaşmak için bekleyenler arasında son sıralarda olmayacağından nasıl emin olabiliriz?” diye soruyor.

“Siyasi figürler bu kez daha başarılı adımlar atıyor”

Mia Malan, Bhekisisa Sağlık Gazeteciliği Merkezi’nde genel yayın yönetmeni olarak görev yapıyor. Malan, daha önce Güney Afrika Radyo ve Televizyon Kurumu’nda çalışıyordu ve AIDS ile mücadele hakkında geniş kapsamlı haberler hazırladı. Malan’a göre, AIDS ve koronavirüs salgın süreçleri kıyaslandığında siyasi figürler bu kez daha başarılı adımlar atıyor. Ancak hükümetin HIV’e karşı çok daha erken ve etkili yanıt vermekte başarısız olması, bugün koronavirüsle mücadeleyi de önemli ölçüde etkiliyor. AIDS ile mücadelede geç kalınması, Güney Afrika’da birçok insanı zayıf bağışıklık sistemiyle baş başa bıraktı. Böylece, ülkedeki birçok insanın vücudu koronavirüs tehdidine açık hale gelmiş oldu. 

Gazeteci Malan, “AIDS salgınının ardından çıkarılan en önemli ders, erken müdahalenin önemini kavramak oldu. Güney Afrika hükümeti HIV’e karşı mücadele için ilk adımları atmakta çok geç kaldı” diye konuştu. Güney Afrika sınırlarını kapatma ve ülke genelinde en az beş hafta boyunca katı bir şekilde karantina uygulamaya karar verdiğinde henüz 550 koronavirüs vakası tespit edilmişti. 

Malan’a göre, toplum ile iletişim halinde olmak ve açık, anlaşılır bir dil kullanarak insanları süreç hakkında bilgilendirmek Güney Afrika hükümetinin başarılı bir diğer uygulamasıydı. Bu süreçte medya ile yürütülen işbirliği sayesinde bilgi kirliliği ve salgın hakkında yanlış bilginin yayılmasının önüne geçildi. Malan, “AIDS ile mücadele sürecinde hükümet, aktivistleri ve gazetecileri kendisine düşman olarak görüyordu. Bugün ise sağlık bakanlığı medyaya koronavirüsle mücadele sürecini yönetmek adına kurdukları işbirliği için teşekkür ediyor. Bu hükümetin attığı hiçbir adımı eleştirmediğimiz anlamına gelmiyor. Ancak bu mücadelede aynı tarafta olduğumuz anlamına geliyor” diyor. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus