Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: “Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da vaka artışı var, sekiz ilde antikor testlerine başlandı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yaptı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kısmi vaka artışı var

Bakan Koca, bir gazetecinin Diyarbakır’da ve ülke genelinde vaka artışı olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi: “İstanbul, İzmir gibi illerimizde vaka sayılarının daha azaldığını, hastane yükünün de azalmaya doğru gittiğini, bu illerimizin daha kontrollü olduğunu rahat söyleyebilirim. Ama her geçen gün, özellikle bayram sonrası, 1 Haziran sonrası dahil olmak üzere, Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da giderek kısmi bir artışın olduğunu söyleyebiliriz. Bu, hareketliliğin, ama özellikle maske, mesafe ve el hijyeni noktasında hassasiyet göstermememizin bir sonucu. Bu anlamda Diyarbakır da son 3-4 gündür bir yükseliş içinde. 100 vakaya kadar çıkan bir artışı görüyoruz. Burada da genel bir artıştan öte daha çok kültürel, sosyal, nişan ve benzeri etkinlikler sonrası artışın daha fazla olduğunu görüyoruz. Buralarda özellikle filyasyon çalışmalarımızı yoğunlaştırmış durumdayız (…) Ankara için benzer şekilde, son 2-3 günde bir yükseliş sözkonusuydu. Bugün itibarıyla Ankara da düşüşe geçmiş oldu. Benzer şekilde Konyamızda bir fabrika ve iki yerleşim yerinde yapılan tarama sonrası bir yükselişin olduğunu gördük. Bugün itibarıyla Konya’da da bir düşüşün olduğunu söyleyebilirim. Özetle bundan sonraki süreçte özellikle toplu alanlarda, sosyal, kültürel ve benzeri durumlarda mutlaka maske, mesafe kuralına ve el hijyeni kurallarına mutlak surette dikkat etmemiz gerektiğinin tekrar altını çizmek istiyorum. Bu döneme kontrollü sosyal hayat dedik, evet. Bundan sonraki süreçte bu serbestlikle birlikte bu kontroller yapılmaz, tedbirlere uyulmazsa daha üzücü sonuçlar karşımıza çıkabilir. O durumda başa dönme riski taşıyabiliriz. Bu anlamda herkesin üzerine düşen sorumluluğu mutlaka yerine getirmesi gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum.”

“Sekiz ilde antikor testine başlandı, sürü bağışıklığının mümkün olup olmadığını göreceğiz

Bakan Koca, toplum bağışıklığını ölçecek antikor testleri ile ilgili şu detayları paylaştı: “153 bin kişiye test yapacağız. TÜİK ile birlikte örneklem yöntemiyle aileler tespit edildi, kimlere bu testlerin yapılacağı şu an belli. Burada yapılmak istenen sadece PCR testi değil, aynı zamanda kan alınarak antikor düzeyine de bakılması. Yani bu hastalığı daha önce geçirip geçirmediğini de bileceğiz. Ve bu bütün Türkiye için planlandı. Şu an sekiz ilde başlandı, yarın beş ilimiz daha ilave olmuş olacak, ayın 15’inde bütün Türkiye’de, 81 ilde devam ediyor olacak. Zannediyorum iki hafta içerisinde bitmiş olur. Bu çalışmayla toplumdaki bağışıklık durumumuzun düzeyini bölge bölge de, il il de bilmiş olacağız. En yoğun görülen İstanbul diğer illerden farklı mı değil mi bunu görmüş olacağız. Sürü bağışıklığı denen durum ne kadar gerçekçi bir durum, bunu göreceğiz. Yüzde 60-65’le sürü bağışıklığı olabileceğini biliyoruz. 60-65’lere ulaşmak ne kadar gerçekçi, 1’lerde miyiz, 2’lerde miyiz, kaçlardayız bunu görmüş olacağız. Ben öyle çok yüksek bağışıklık oranımızın olduğunu düşünmüyorum. Sonuçlar çıkınca bunu bilim insanlarımızla, Bilim Kurulumuzla daha net görmüş oluruz.”

Yurtdışından gelenlerde bulguya rastlarsak tedavilerini planlayacağız

Fahrettin Koca yurtdışından Türkiye’ye seyahat edecek kişilerle ilgili hangi önlemlerin alınacağı sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Dünyada özellikle normalleşme döneminde uçuşlarla ilgili tartışmalar olduğunu biliyorsunuz. Dünya Sağlık Örgütü dahil olmak üzere Avrupa ülkeleri bu süreçte havalimanlarında test yapılmasını önermedi. Biz Türkiye’de turizmin yoğun olduğu bölgelerde, oteller dahil olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yoğun çalışarak, oralardaki yerleşim yerlerini sertifikalandırarak nasıl hareket edilmesi gerektiğini, çalışanların çalışma şekilleri dahil olmak üzere bütün detayları belirlemiş olduk. Biz Avrupa’dan farklı olarak yurtdışından gelen bütün vatandaşları sağlık taramasından geçirmek istiyoruz. Dolayısıyla bütün vatandaşlarımızın ateşlerine de bakılmış olacak. Ama biz herhangi bir semptomu olup olmadığını da bilmek istiyoruz. Eğer hastalık bulgusu varsa, ateş yüksekliği sözkonusu ise, en ufak bir şüphemiz olması durumunda gerektiğinde hastanede tedavisini planlıyor olacağız.”

“Toplum Bilimleri Kurulu salgının psikolojik ve sosyolojik boyutunu inceleyecek”

Sağlık Bakanı, iki gün önce ilk toplantısına başkanlık ettiği Toplum Bilimleri Kurulu ile ilgili şu bilgileri verdi: “Kurul özellikle ikinci dönem, normalleşme, yeni dönem, kontrollü sosyal hayat olarak adlandırdığımız bu dönem için çok büyük bir fonksiyon icra edecek. Bilim Kurulumuz daha çok tıbbi boyutuyla büyük fonksiyon gördü, görmeye devam ediyor, edecek. Ama bundan sonraki süreç özellikle salgının -ki uzun süre içeride kalmış 20 yaş altı, 65 yaş üstü dahil olmak üzere- psikolojik ve sosyolojik etkilerini de konuşacağımız bir dönem olacak. Dolayısıyla bunu primer anlamda psikolog, psikiyatr, sosyolog, ilahiyatçı dahil olmak üzere birçok kimseden oluşan, sosyolojik ve psikoloijk yönlerini irdeleyebileceğimiz bir dönem olarak görüyoruz ve bu kuruldan da bunları bekliyoruz. Ayrıca bu dönemde iletişim dilinin de nasıl olması gerektiği önemli. Bu çerçevede de Toplum Bilimleri Kurulumuzdan beklentilerimiz var. Önümüzdeki günler, haftalarda bu konuda daha net, doyurucu, yapılanları aktarma noktasında bir çaba içinde olmuş olacağız.”

“65 yaş üzerinde hastalığa yakalanma oranı yüzde 50 oranında azaldı”

Bakan Koca, 65 yaş üzerine getirilen sokağa çıkma yasağının büyük faydasını gördüklerini belirtti: “Bugüne kadar sokağa kısıtlı şekilde çıkabilen 65 yaş üstü büyüklerimiz artık haftanın her günü sabah 10.00’la akşam 20.00 arasında dışarı çıkabilecektir. Bu grubun bugüne kadar evde kalmasının sebebi koronavirüse karşı ciddi bir dezavantaja sahip olmalarıdır. Dolayısıyla kısıtın neredeyse tümden kalkmış olmasının anlamı, dezavantajın ortadan kalkması değildir. 65 yaş üstü büyüklerimize sokağa çıkma yasağı konmadan önce vakaların yüzde 15,7’si bu yaş grubundandı. Yasaktan sonra bu oran yüzde 7,5’e düştü. Bu dönem içinde bu yaş grubunda hastalığa yakalanma oranı yaklaşık yüzde 50 oranında azalmıştır.”

Bir gazeteci Koca’ya, 5 Haziran’da yaptığı “Ölümlerin yüzde 93’ü 65 yaş üstü vatandaşlarımızdır” açıklamasını hatırlatarak, bu önlemlere rağmen bu oranın neden bu kadar yüksek olduğunu sordu. Bakan şöyle yanıt verdi: “1 Nisan öncesi toplam vakanın içindeki 65 yaş üstü oranı yüzde 15,7 idi. Kısıtlama sonrası ise yüzde 7,5’e düştü. Yani yarı yarıya azalmış oldu. Aynı şekilde 15,7 gibi devam ediyor olmuş olsaydı bu durumda bu sayı iki katına kadar hayatını kaybeden vatandaşımızın olmasıyla sonuçlanabilirdi. Oran yine yüksek olurdu, sayı 5 binlere yakın değil, 8, 9, belki 10 binlere yakın olurdu. O nedenle Türkiye olarak 65 yaş üstü kısıtlamadan son derece büyük fayda gördüğümüzü özellikle söylemek istiyorum.”

Bir başka gazeteci ise 65 yaş üstünün sokağa çıkmada neden saat sınırlamasına tabi olduğunu sordu. Koca bu soruyu şöyle yanıtladı: “Aslında 10 saat gibi bir zaman diliminin tamamını büyüklerimizin dışarıda kullanmaları gerekmiyor. Kiminin güneşi daha uygun olduğu zaman dilimlerinde kullanması, kiminin işlerini gerektiğinde takip etmesi açısından günün belli saatlerini kullanabilmesi çerçevesinde bu zaman dilimi biraz geniş tutuldu. Yani mümkün mertebe büyüklerimizin kendi sağlıkları için ve ihtiyaçlarını gidermek anlamında zorunlu zaman dilimlerini dışarıda geçirmelerini, diğer zaman dilimlerini mümkün mertebe evde geçirmelerini aslında istiyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus