Ankara Gündemi (49) – Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş: “Halkın iktidarın arkasından tümüyle çekildiği bu günlerde muhalefet erken seçimi zorlamalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara Gündemi programında Batu Bozkürk, bu hafta Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ı konuk etti. Programda Twitter’ın “Aktroll” hesaplarını kapatması, OdaTV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız’ın tutuklanması, HDP’nin 15 Haziran’da başlatacağı “Demokrasi Yürüyüşü” ve TİP’in erken seçim çağrısı konuşuldu.

“Önümüzdeki günlerde Meclis’in gündemine sosyal medya gelebilir”

Erkan Baş, Twitter’ın AKP ile bağlantılı olduğunu söylediği 7 bin 340 hesabı kapatmasıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Bu, iktidarın acziyetini gösteriyor. Herkes biliyor ki Türkiye’de genel olarak medya üzerinde büyük bir iktidar tahakkümü, ablukası var. Bu durumda insanlar gerçekler için sosyal medyaya yöneldi. Sıradan vatandaşın haber alma kaynağı haline geldi sosyal medya. Dolayısıyla sosyal medya büyük bir hedef haline geldi. Hâlâ da öyle. Ortaya çıkan tablonun çok ötesinde bir örgütlenmenin olduğunu düşünüyorum. ‘Mesele bitti, trollerden temizlendi sosyal medya’ diyebileceğimiz bir tabloyla karşı karşıya değiliz. Hem genel olarak toplumsal algıyı oluşturma doğrultusunda hem de siyasal hesaplaşma aracı olarak iktidar sosyal medyayı kullanmaya devam edecek. Ama gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu var.”

Baş ayrıca, AKP’nin sosyal medyayla ilgili bir yasayı önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) getirebileceğini belirtti: “İktidarın uzunca bir süredir parlamentoda sosyal medyayı denetim altına almaya dönük birtakım girişimleri vardı. Buna ilişkin yasal hazırlıklar yaptıklarını biliyoruz. Önümüzdeki günlerde bunun daha hızlı bir şekilde gündeme gelmesi benim için sürpriz olmaz.”

“Müyesser Yıldız 15 Temmuz’u iktidar medyasından farklı bir şekilde anlatmıştı”

Baş, OdaTV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız’ın siyasal ve askeri casusluk soruşturması kapsamında tutuklanmasıyla ilgili ise şunları söyledi: “Bu ülkede iktidar tarafından hukukun bir sopa olarak kullanıldığını hiç unutmamak gerekiyor. Türkiye’de bağımsız yargıdan söz etmek mümkün değil. Dolayısıyla bu tür davaların tümü iktidar merkezli kurguların sonucu. Bunları topyekûn reddetmek gerekiyor. Hukuksuz buluyorum. Gazetecilere yönelik ve halkın haber alma hakkına yönelik bir baskı. Müyesser Yıldız, 15 Temmuz darbe girişiminin iktidarın yansıttığı boyutları dışında başka boyutları da olabileceğine dair haberler yaptı. 15 Temmuz’la ilgili bütün yargılamalara giderek, AKP medyasının verdiklerinin dışında birtakım bilgilerin de kamuoyu tarafından bilinmesini sağladığı için de iktidarı rahatsız ettiğini düşünüyorum.”

“HDP’nin yürüyüşünün bir kısmında yer alacağım”

Erkan Baş üç milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesi ve bunun ardından HDP’nin önümüzdeki pazartesi günü “Demokrasi Yürüyüşü” başlatacağını duyurması ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Üç milletvekili arkadaşımızın üçüne de uygulanan bu yaptırımın hukuk dışı, anayasaya aykırı, daha önemlisi ahlak ve vicdan kıstaslarıyla ele aldığımızda da kabul edilemez olduğunu söylüyorum ve hiçbir ayrım gözetmiyorum. Hukuki bir adım yok. İktidarın her yeri dizayn etme hamlelerini tamamlayıcı bir adım var. Bir bütünlük var burada ve ısrarla altını çizmek istiyorum: Bekçi kanunu baskıyı mahalleye indirme kanunu. Baroların susturulmasına dair bir girişimin hazırlıkları devam ediyor, önümüzdeki günlerde yeni yasa tartışması önümüze getirilecek. Sosyal medyayı sınırlandırma meselesi, siyasi partiler-seçim kanununa yönelik düzenlemeler bunun bir adımı. Toplamda baktığımızda iktidar kendisi dışında en küçük bir sesin bile yükselmesine izin vermeyen bir yaklaşım içinde. Bütün kamuoyunun bunu görmesi lazım. Başarılı olamayacakları kanaatindeyim ve burada HDP meselesi özel bir yer tutuyor: HDP’yi kriminalize ederek, düşmanlaştırarak, bunun üzerinden Türkiye’de şoven, milliyetçi, ırkçı yükselişi amaçlayan ve iktidarını milliyetçi hamaset üzerinde ayakta tutmaya çalışan bir yaklaşım var. Tarihte otoriter, faşizan, faşist iktidarların çok tipik bir hamlesidir bu. Milliyetçiliği, ırkçılığı, dinciliği yükselterek hem içeride hem dışarıda birlik ve beraberliği bozucu aktörler tanımlarlar. Burada muhalefeti bölme taktiğini bozmamız gerekiyor. Ahlaken, insan olarak, HDP’ye yönelik bu kadar sistematik baskının karşısında sessiz kalmak kabul edilebilir bir şey değil. HDP nezdinde halkın iradesine dönük bir saldırı var. Yüzde 10 oy almış bir partiden söz ediyoruz. Belediyelerinin üçte ikisine kayyum atanmış. Seçilmiş milletvekillerinin hukuksuz bir şekilde vekillikleri düşürülmüş. Önemli sayıda seçilmiş milletvekili, belediye başkanı cezaevinde olan bir parti var. Dolayısıyla sadece HDP’liler açısından değil, Türkiye’de demokrasiye, özgürlüğe, eşitliğe, barışa, kardeşliğe ihtiyaç duyan herkes açısından HDP’ye dönük bu saldırılar karşısında HDP’yle danışmayı bir görev olarak görüyorum, bir parti ayrımı yapmadan. (Yürüyüşle ilgili) Arkadaşlarla görüşüyoruz, planlanırsa ben de belli bir bölümünde yanlarında olmak istiyorum kişisel olarak da, partimiz de olabildiğince bu süreci destekleyecek.”

“Kurtuluş Türk ve Kürt emekçilerinin bir arada mücadelesiyle gerçekleşebilir”

Baş açıklamalarıa şöyle devam etti: “Kritik mesele şu, bizim görebildiğimiz kadarıyla Türkiye’de bir kurtuluş olacaksa bu ancak ve ancak Türk ve Kürt emekçilerinin, yoksullarının bir arada mücadelesiyle gerçekleşebilecek. Bu birliği bölüp parçaladığınız, düşmanlık tohumları ektiğiniz zaman Türkiye’yi sadece bugün kötü bir noktaya taşımakla kalmıyorsunuz, Türkiye’nin geleceğini yok edersiniz. Bu sürecin Türk ve Kürt halklarının, emekçilerinin, yoksullarının kaderinin ortak olduğunu gösteren bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan Türkiye’nin hem batısında hem doğusunda iktidarın baskılarına karşı bir ortak mücadelenin büyütülmesini önemli bir sorumululuk olarak görüyorum. Bu oyunu bozmamız lazım.”

“AKP Cumhur İttifakı’nın iktidarda kalmasını sağlayacak seçim sistemini arıyor”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş geçen günlerde yaptığı erken seçim çağrısının nedenlerini de şöyle açıkladı: “AKP şunu düşünüyor: AKP-MHP blokunun iktidarda kalmasını sağlayacak seçim sistemi nedir? Bir taraftan toplumsal alanda bunu dizayn ediyor: Milletvekillerini düşürerek, belediyelere kayyum atayarak, insanlar üzerindeki baskıyı şiddeti artırarak. Ama bunu yaparken tabanının erimesini engelleyemiyor. Oy kaybettiğini, destek kaybettiğini görüyor. Ne yapıyor? ‘Seçim sistemini öyle bir dizayn edeyim ki oy sayım azalsa bile parlamentodaki sandalye sayım artsın.’ Kanuna şöyle yazsalar hepimiz rahatlayacağız: ‘Seçim AKP’nin kazanabileceği şekilde yapılır.’ Aradıkları şey bu. Baraj, demokratik bir siyasi partiler kanunu, eşit seçimler tartışılmıyor. Bugünkü seçim kanunu 12 Eylül faşist generallerinin getirip önümüze koyduğu kanunlar. Bunlarla ilgili demokratikleşmeye yönelik en küçük bir tartışma yok. Tartışma ne? AKP-MHP nasıl iktidarda kalır, muhalifler nasıl zayıflatılır. Bizim gibi partiler için bunları nasıl parlamento dışına iteriz. Ben şuna çağrı yaptım: Biz Türkiye’nin muhalefet güçleri olarak iktidarın çizdiği çerçevede, belirlediği kurallar içinde bu oyunu oynamak zorunda değiliz. Siz seçim sistemini istediğiniz gibi kuracaksınız. Uygun zamanı kendiniz saptayacaksınız. Diyeceksiniz ki ‘Hadi seçime gidelim.’ Muhalefet de bu oyunun bir parçası haline getirilecek. Ondan sonra o oyun içerisinde üzerimize düşen rolü oynayacağız. Bu kabul edilebilir bir şey değil. İsyan ettiğimiz şey bu.”

“Muhalefet halkın iktidarın arkasından tümüyle çekildiği bu evreyi erken seçim çağrısıyla değerlendirmeli”

Erkan Baş sözlerini şöyle tamamladı: “AKP son derece bilimsel çalışmalarla, anketlerle, kamuoyunu yönlendirerek ve yönlendirmelerini test ederek ilerliyor. Kendi kazanabileceği an neyse o anda seçim yapmayı tercih ediyor. Şimdi bugün gerçekleşecek bir genel seçimde AKP-MHP bloku büyük bir yenilgi alacak. Bugün Türkiye’de niye seçim olmuyor sorusunun cevabı budur. Çünkü bugün seçim olsa Tayyip Erdoğan dönemi bitiyor. Böyle bir tabloda AKP tabii ki seçime gitmek istemeyecek. Muhalefetin görevi ne o zaman? Halkın iktidarın arkasından tümüyle çekildiği bu evreyi değerlendirmesi gerekir. Bir an önce Türkiye’nin yeni bir sayfayı açması gerekir. Bunun yolu sokaktaki muhalefeti güçlendirmektir, toplumsal muhalefetin harekete geçmesidir, yollarından bir tanesi doğal olarak erken genel seçimin gerçekleştirilmesi ve Tayyip Erdoğan’ın iktidarına son verilmesidir. Bir muhalefet partisi bunu talep etmiyorsa varlığını sorgulamalıdır çok açık söylüyorum. Türkiye AKP’ye, Recep Tayyip Erdoğan’a, saray iktidarına mahkum değildir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus