Gazeteci ve yazar Belma Akçura ile söyleşi: “Batı’da yıkılan heykeller bize resmi tarihin sorgulandığını söylüyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Minneapolis kentinde siyah ABD vatandaşı George Floyd’un polis tarafından öldürülmesi sonrası başlayan protestolar, dünyanın pek çok farklı bölgesine yayıldı. ABD’de ve Avrupa’da, sömürgecilik dönemlerinde aktif rol oynamış bazı isimlerin heykellerine zarar verilmesi veya heykellerin kaldırılmasıyla, protestolar bambaşka bir boyuta taşındı. 

Özellikle ABD, İngiltere ve Belçika’daki heykellere yönelik başlayan şiddette, en önemli noktalardan biri İngiltere’nin Bristol kentiydi. Göstericiler 17. yüzyılın köle tacirlerinden Edward Colston’ın Bristol’daki heykelini yerinden söküp denize attı. Bunun yanında İngiltere’de eski Başbakan Winston Churchill dahil olmak üzere birçok ismin heykeline saldırılar düzenlendi ve bazı heykeller de yerel yönetimler tarafından kaldırılmaya başlandı. Öte yandan Belçika’da “sömürgeci kral” olarak bilinen 2. Leopold’un heykellerine yönelik saldırılarda Leopold’un heykelleri tahrip edildi ve kaldırıldı. ABD’nin Virginia eyaletinde ise İtalyan kaşif Kristof Kolomb’un bir heykeli göstericiler tarafından yıkıldıktan sonra göle atıldı. Bunun yanında Konfederason Başkanı Jefferson Davis gibi bazı önemli isimlerin heykelleri zarar görmemeleri için depolara kaldırıldı.

Yakın zamanda heykeller üzerine “Kaldırın Şu Heykelleri Buradan” adlı bir kitap çıkaran gazeteci ve yazar Belma Akçura ile Batı ülkelerinde heykellerle yapılan saldırıları, dünyada yıkılan heykellerden çarpıcı örnekleri, Türkiye’nin heykellerle ilişkisini ve kadın heykellerini konuştuk.

Heykellerin tarih ve geçmişle hesaplaşmanın bir simgesi olduğunu söyleyen Akçura, son dönemde Batı ülkelerinde yıkılan heykellerin ırkçılık protestolarıyla ilişkili olduğunu ancak heykel yıkmanın yalnızca ırkçılığa karşı ortaya çıkmadığını ve yeni gözlemlenen bir eylem türü olmadığını söyledi.

Bağdat’taki Saddam Hüseyin heykeli örneğinden yola çıkarak heykellerin siyasi rejimleri temsil edebildiğini gördüğümüzü söyleyen Akçura’ya göre, heykellere yönelik saldırıların farklı ve daha büyük perspektifler yönünden ele alınması gerekiyor.

“Kaldırın Şu Heykelleri Buradan” adlı kitabı hakkında da bilgi veren Akçura, kitabını yok edilen, kırılan veya parçalanan heykeller üzerinden oluşturduğunu ve dünyanın pek çok farklı noktasında farklı nedenlerle zarar gören heykellerin hikayelerini anlattığını söyledi.

Türkiye’deki heykeller hakkında da konuşan Akçura, Türkiye’de heykellerle ilgili ortada olan bir sorunun, heykellerin kime ait olduğunun tespit edilememesi olduğunu ve Türkiye’deki heykel tartışmalarının genellikle Atatürk heykelleri üzerinden yürüdüğünü belirtti.

Son olarak kadın heykellerine değinen Akçura, tarih boyunca kadın heykellerine gereken önemin verilmediğini söyleyerek heykelleştirilen kadınların genellikle isimsiz kadınlar olduğunun altını çizdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus