Sedat Pişirici ile Ekonomi Tıkırında (79): “Madalyonun iki yüzü”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 79. programında Sedat Pişirici, resmi ekonomik verilerin ve açıklamaların gayriresmi anlamlarını yorumladı.

Yayına hazırlayan: Cemre Su Arvas

İyi günler, iyi haftalar. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bugün, Temmuz 2020 konut satış istatistiklerini yayınladı. Konut satışları patlamış, Temmuz 2019’da satılan 102 bin 236 konuta oranla yüzde 124,3 artarak 229 bin 357 olmuş. Bunların 130 bin 721’i ipotekli, yani kredili satış. 67 bin 937’si ilk defa satılıyor, yani sıfır. 161 bin 420’si ise ikinci el.

Bu başarı karşısında Hazine ve Maliye Bakanı durur mu, patlatmış tiviti: “250 alt sektörü harekete geçiren inşaat sektörü hareketlenmeye devam ediyor. Konut satışları temmuzda tüm zamanların en iyi rakamlarına ulaşarak tarihi rekor kırdı. Vatandaşlarımızın ev sahibi olması noktasında kamu bankalarımızın payı büyük. Bankalarımıza teşekkür ediyorum.”

Doğrudur. Bu satışlar, kamu bankalarının haziran ayı başında başlattığı, dağıttığı düşük faizli uzun vadeli kredi kaynaklıdır. Varsa bir rekor, sahibi, kamu bankalarındaki mevduatın sahipleridir. Onların parası düşük faizli, uzun vadeli kredi olarak dağıtılmıştır. O krediler ile alınan konutların fiyatları, ekonominin çarkları dönsün diye ne kadar indirilmiştir, doğrusu bundan da kimsenin haberi yoktur. 

Ziraat Bankası, Halkbank ve VakıfBank, Türkiye’nin normale döndüğü ilan edilen 1 Haziran 2020 sonrası, sıfır ve ikinci el konut alımlarında, düşük faiz oranı ve 12 aya kadar ödemesiz, 15 yıla kadar vadeli kredi imkanı sunulacağını açıklamıştı. 15 yıla kadar vadelerde, birinci el/sıfır konutlar için aylık yüzde 0,64, ikinci el konutlar için aylık yüzde 0,74 faiz oranı ile finansman imkanı sunmuşlardı. Krediyi alan konuta yatırmış netekim.

Gelgelelim, Temmuz 2019-Temmuz 2020 karşılaştırıldığında, yüzde 124,3 oranında arttığı görülen konut satışlarında, her iki yılın ocak-temmuz dönemi karşılaştırıldığında ise Ocak-Temmuz 2020 dönemindeki 854 bin 126 konut satışı ile bir önceki yılın aynı dönemine göre ancak yüzde 40 oranında bir artış gözleniyor.

Verilere Temmuz 2019 itibari ile bakıldığında ise durum aslında pek de iç açıcı değil. TÜİK’in Temmuz 2019’a ilişkin konut satış verilerine göre, o ayda konut satışları, Temmuz 2018’e göre yüzde 17,5 oranında azalarak 102 bin 236 olmuş. 

Madalyonun iki yüzü var. Artık siz hangi yüzüne bakarsanız…

Alın size iki yüzlü bir madalyon daha. Geçen hafta pazartesi akşamı AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 

sözü faizlere getirip, “Kur saldırılarının etkisiyle yüzde 24’e çıkan Merkez Bankası politika faizi yüzde 8,25 seviyesine indi. Aynı şekilde yüzde 35’lere çıkan piyasa faizleri yüzde 8 bandına kadar geriledi. Hamdolsun, daha da inşallah düşecek” dedi.

Ertesi sabah ise Merkez Bankası kısa bir açıklama ile likidite yönetimi çerçevesinde 12 Ağustos 2020 tarihinden geçerli olmak üzere piyasa yapıcı bankalara açık piyasa işlemleri çerçevesinde tanınan likidite imkân limitlerinin sıfırlandığını duyurdu. Bunun anlamı ne? Türk Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin (TÜSİAD) Başekonomisti Zümrüt İmamoğlu, Merkez Bankası düzenlemesini, kişisel sosyal medya hesabından şöyle değerlendirdi: 

“Faiz gecelik oran olan yüzde 9,75’e çekiliyor. 8,25 olan politika faizine göre 150 baz puan faiz artışı. Ortalama fonlama maliyeti ise 7,50 civarındaydı. 225 baz puan artış. Yeter mi yetmez mi, dolaylı mı doğrudan mı olmalı tartışmasına girmeyeceğim. En azından hatalı politikadan vaz geçildi.”

Sizin anlayacağınız, Erdoğan’ın “Düşecek” dediğinin ertesi günü Merkez Bankası faizleri yükseltti. Hatta Merkez Bankası eğer ihtiyaç duyarsa, bankaları faiz koridorunun en üst sınırı olan yüzde 11,25 ile geç likidite penceresine de yönlendirebilecek. Yani faiz, yüzde 11,25’e kadar çıkabilecek. Ama Erdoğan’a bakacak olursanız faiz 8,25 ve daha da düşecek. 20 Ağustos Perşembe günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun faiz toplantısı var. Hatalı politikadan vazgeçilip geçilmediğini asıl o zaman göreceğiz.

Bir önemli ayrıntı daha. Erdoğan, Ankara’da cumhurbaşkanlığındaki kabine toplantısı sonrasında yaptığı konuşma sırasında, 7 Ağustos’ta İstanbul’da, cuma namazı çıkışında, Ayasofya önündeki konuşması sırasında yaptığı bir hatayı da düzeltti. Ayasofya önünde “Döviz rezervine bakıyorsunuz 27,5 milyar dolardı göreve geldiğimizde, şu anda ise 105 milyar dolar Merkez Bankası’nın döviz rezervi” diyen Erdoğan, kabine toplantısından sonra ise “Merkez Bankası döviz rezervinin 28 milyar dolardan 90 milyar doların üzerine çıktığını, bu rakamın bir ara da 135 milyar dolara kadar yükseldiğini” söyledi. Madalyonun yüzleri işte…

TÜİK geçen hafta sanayi üretimi, ciro ve perakende satış verilerini de açıkladı. Sanayi üretimi Haziran 2020’de aylık yüzde 17,6, yıllık binde 1 oranında artmış. Aylık artış, imalat sanayiinde yüzde 19, madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 7,8, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektöründe yüzde 6,7. Yıllıkta ise madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 8, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 6,4 azalırken, imalat sanayii sektörü endeksi yüzde 1 artmış.

Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Veriler yılın ikinci çeyreği açısından incelendiğinde ise 

sanayi üretiminin 2019 yılının ikinci çeyreğine göre yüzde 16,9 oranında azaldığı görülüyor.

Cirolara bakalım. Haziranda toplam ciro, aylık yüzde 19,5, yıllık yüzde 10,4 artmış. Ne şahane değil mi? 

Toplam cironun alt detaylarına bakıldığında, Haziran 2020’de aylık sanayi sektörü ciro endeksinin yüzde 19, inşaat ciro endeksinin yüzde 10,3, ticaret ciro endeksinin yüzde 22,6, hizmet ciro endeksinin yüzde 14,1 arttığı, hizmet ciro endeksi kırılımında ise konaklama ve yiyecek endeksinin yüzde 52,1 oranında yükseldiği görülüyor. Muhteşem değil mi?

Ama bir de madalyonun öteki yüzü var. Ciro artışı demek, zam demek. Bu cirolar, zam sayesinde artmış. Hani biraz önce dedim ya, “İnşaat sektöründe ekonominin çarklarının dönmesi için, hazır krediler de alınmışken, konut fiyatları acaba arttı mı artmadı mı, onu bilemiyoruz”. İstatistik diyor ki inşaat sektöründe, haziran ayında ciro endeksi yüzde 10 artmış, yani konut satışlarında fiyatlar en az yüzde 10 zam görmüş.

Haziran 2020’de perakende satış hacmi de aylık yüzde 16,5 artmış ama yıllık yüzde 0,8 azalmış. Aylık ölçek, aylık ölçekte gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 1,9, gıda dışı satışlar yüzde 24,8, otomotiv yakıtı satışları yüzde 23,4 artarken, yıllık ölçekte gıda dışı satışlar yüzde 2,8 ve otomotiv yakıtı satışları yüzde 0,9 azalırken gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 3 artmış.

Perakende satış hacmi, belirli bir dönemde satılan ürünlerin toplam birim sayısı ya da sağladığı toplam tutar demek. Yani perakende bir canlanma var. Var ama bir de madalyonun öteki yüzü var. Perakende satış hacmi aylık yüzde 16,5 artar, yıllık yüzde 0,8 azalırken perakendede cirolar aylık yüzde 20,6, yıllık yüzde 9,3 artmış. Perakendeye de zam yağmış.

Dedim ya madalyonun iki yüzü var diye… İktidar sözcülerinin her “ekonomi şahlanıyor”, “ekonomi şahlanacak” açıklamasının ardından ekonominin gerçeği de kendini şakk diye gösteriyor. Faizler düşecek denirken bir de bakmışsınız örtülü şekilde yükseliyor! Konut satışları patladı denirken veriler bir balona da işaret ediyor. Her başarı öyküsünün ardından, madalyonun öteki yüzünden gerçeğin yakıcı ışığı yansıyor. 

Nasıl mı? Mesela Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan bugün, teknoloji ürünlerinin ikinci el satışı için bir düzenleme yapacaklarını duyurdu. Tüketicilerin bütçelerine daha uygun bedelle, güvenli bir şekilde ikinci el cihaz almalarını sağlamayı amaçlıyorlarmış. Tüketici artık sıfır cep telefonu alamıyor demek ki. Tıpkı sıfır otomobil, sıfır konut alamadıkları gibi. Ama seviye cep telefonuna kadar düşmüş halde ve Ticaret Bakanlığımız geçenlerde otomobil piyasasında, bugün teknolojik ürünler piyasasında, artık “ikinci el”i düzenleme derdinde. Çünkü artık işler iyi gitmiyor, çünkü artık bütçe yama tutmuyor.

Yine bugün, Hazine ve Maliye Bakanlığı, merkezi yönetim bütçe dengesinin temmuzda 29,7 milyar lira açık verdiğini duyurdu. Böylece 7 aylık bütçe açığı 139,1 milyar liraya ulaştı. Merkezi yönetim dediği hükümet. Hükümetin evde yaptığı hesap çarşıya uymuyor.

Madalyonun bir de diğer yüzü var. Faize karşı olan bu hükümetin temmuz ayı itibarıyla 116 milyar 225 milyon lira olan bütçe giderlerinin, 8 milyar 456 milyon lirası faize gitmiş. Diyebilirsiniz ki “Ama koronavirüs salgını var, bu beklenen bir şey değildi, bütçe dengelerini sarstı”. Bakın Türk Ticaret Kanunu’nun 18, maddesi, “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerekir” diyor. Nedir basiret? Bir “sağduyu”, iki “öngörü”. 

Türkiye cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine, memleketin bir şirket gibi hızla karar alınıp hızla uygulanarak yönetilebilmesi için geçmemiş miydi? O zaman yönetici olanların da basiretli bir iş adamı olması gerekiyor. Ama madalyonun öteki yüzü hep basiretsizleri gösteriyor.

İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus