CHP İstanbul İl Örgütü, 39 ilçede İstanbul Sözleşmesi’ni anlatmak için sahaya iniyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP İstanbul İl Örgütü, İstanbul’un 39 ilçesinde “İstanbul Sözleşmesi Uygulansın, Kadınlar Yaşasın” adıyla kampanya başlattı. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, yaptığı açıklamada “Neredeyse her gün bir kadın cinayetinin işlendiği günlerden geçiyoruz. İstanbul’un 39 ilçesinde kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ana kademe yöneticilerimiz ile hep birlikte salgın koşullarına dikkat ederek sahada sokakta tüm vatandaşlarımıza İstanbul Sözleşmesi’ni anlatacağız” dedi.

CHP İstanbul İl Örgütü, kampanya kapsamında İstanbul’da yüzlerce noktada stantlar kuracak. CHP’li gençler “İstanbul Sözleşmesi Nedir? Bana Sor?” yazılı tişörtler giyerek otobüs duraklarında, meydanlarda isteyenleri bilgilendirecek. Partili kadınlar da semt pazarlarının önlerinde broşür dağıtacak.

Broşürlerde İstanbul Sözleşmesi’nin tanımı, amaçları, ne işe yarayacağı, nasıl uygulanması gerektiği, sözleşme hakkında doğru bilinen yanlışlar, kadına yönelik şiddet türleri, Türkiye’de kadınların sosyoekonomik durumu ve kadına yönelik şiddet olaylarına ilişkin istatistiki bilgilere yer veriliyor. Ayrıca CHP’nin 39 ilçe merkezi ile birlikte İstanbul İl Başkanlığı binasına da İstanbul Sözleşmesi’nin amaçlarının yazdığı pankartlar asıldı.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, kampanyayla ilgili Beyoğlu Şişhane Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamada şöyle konuştu: “İstanbul İl Örgütü olarak, kadınıyla genciyle en yaş almışıyla milletvekillerimizle tüm yöneticilerimizle hep birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin ne olduğunu, ne olmadığını, ne işe yaradığını ve toplumun ne kazanacağını vatandaşa anlatmak gibi önemli bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğu yerine getirmek için pandemi gerçekliğiyle birlikte hem toplumu hem kendimizi koruyarak İstanbul’da bütünleşik bir kampanya çalışması yaptık. İstanbul Örgütü olarak pandemi koşullarında bu çalışmayı nasıl gerçekleştireceğimize dair eğitim toplantıları hazırladık. Bugün bu çalışmamızın startını veriyoruz. İstanbul’un 39 ilçesinde kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ana kademe yöneticilerimiz ile hep birlikte salgın koşullarına dikkat ederek sahada sokakta tüm vatandaşlarımıza İstanbul Sözleşmesi’ni anlatacağız.”

Son 18 yılda en az 7 bin 600 kadının öldürüldüğünü, 2019’da öldürülen kadın sayısının en az 474, 2020’de öldürülen kadın sayısının en az 164 olduğunu söyleyen Kaftancıoğlu,  İstanbul Sözleşmesi’nin önemini şöyle anlattı: “İstanbul Sözleşmesi; şiddeti kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin bir sonucu olarak görüyor ve eşitliği sağlayacak politikaların geliştirilmesi için yol gösteriyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlara her türlü şiddetten korumak, kadınlara yönelik şiddeti önlemek, kadınlara şiddet uygulayan erkeklerin adil yargılanmasını ve caydırıcı bir şekilde cezalandırılmasını sağlamak, kadınları evde ve sosyal hayatın her alanında güçlendirmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini; kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmasını sağlamak, şiddete maruz bırakılan tüm kadınların haklarını etkin bir şekilde korumak, kadınlara destek mekanizmaları oluşturmak gibi başlıca amaçları var.”

Kaftancıoğlu’ndan iddialara yanıt

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili birtakım yalanların bilinçli olarak ortaya atıldığını söyleyen Kaftancıoğlu, sözleşmeye dair eleştirilere de yanıt verdi:

“’Sözleşme toplumu cinsiyetsizleştiriyor’ diyorlar. Hayır; sözleşme toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden doğan sorunlara çözüm getirilmesini hedefliyor. Cinsiyetsizleştirme değil, hiç kimsenin cinsiyeti dolayısıyla şiddete maruz kalmayacağı bir toplum öngörüyor. Toplumun büyük bir kısmının sözleşmeden rahatsız olduğunu ve iptal edilmesini istediğini söylüyorlar. Gerçek şu ki aslında son bir ay içinde yapılan araştırmalara göre Türkiye’de halkın yüzde 63’ü sözleşmeyi destekliyor. Yine deniliyor ki: sözleşme erkekleri mağdur ediyor. Sözleşme nedeniyle erkekler mağdur olmuyor; şiddet uygulayan erkeklerin adil yargılanması ve caydırıcı bir şekilde cezalandırılması öngörülüyor. Alışılageldik yalanlardan biri de sözleşmenin aile yapısını bozduğu ve yuva yıktığı. Sözleşme, kadınları erkeklerin şiddetinden korumak amacıyla hazırlandı. Aile yapısı bozulmuyor; şiddet gören kadınların hakları korunuyor; şiddet uygulayanların yargılanması sağlanıyor. Sözleşme ile erkeklerin kadının beyanıyla ve delilsiz olarak cezalandırıldığını söylüyorlar. Oysa İstanbul Sözleşmesi’nde kadının beyanıyla yalnızca acil koruma tedbirlerinin uygulanması isteniyor. Şiddet uyguladığı iddia edilen erkek, bağımsız mahkemelerde yargılandıktan sonra suçlu olduğu kanıtlanırsa cezalandırılıyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus