Türkiye’de şarap ve şarapçılık politikalarına kısa bir bakış – Medyascope interaktif

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Şarap doğduğu topraklarda ihmal ediliyor

Türkiye’de şarap, alkollü içki tanımlaması dışında tutulması gereken kültürel bir öğe, tarih yazımının değişmez bir parçası çünkü Orta Anadolu şarabın anavatanı. Kazılarda çıkarılan, İyonya döneminden kaldığı tahmin edilen binlerce kadeh, amfora ve testiler, Hitit krallarını tanrılara içki sunarken gösteren duvar resimleri, üzerinde üzüm salkımı bulunan Kilikya sikkeleri şarabın ve bağcılığın bu topraklarda ne denli köklü olduğunu gösteriyor.

Böylesine önemli bir kültür mirası ve ekonomik bir değer için devletin bir politika geliştirmemesi, muhafazakâr hükümet anlayışının şarabı kendi değerleriyle taban tabana zıt “keyif verici madde” sınıfında görmesi üreticileri de tüketicileri de doğrudan etkiliyor.

Alkol eşittir yasaklar

AKP’nin iktidarında şarap dışında da Türkiye’de alkol meselesi sıkça tartışılıyor. Kamusal alanlarda ve pazarlamadaki kısıtlamalara ek olarak, yılda iki kez yapılan zamlar ve alkolün yüzde 18’lik Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) tabi olması ana gündem maddeleri.

Örneğin, yılbaşı sepetlerinde 2014’ten beri alkollü içki bulundurulamıyor. Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu’nun (TAPDK) 5 Kasım 2015’te Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren 21 Ekim 2015 tarihli ve 9968 Sayılı Kararı ile yılbaşı sepetlerinde tütün ürünleri ve alkollü içki bulundurulması yasaklanmıştı. Yine 2014 yılı itibarıyla topluma açık ortamlarda, ibadethane, okul, yurt gibi yerlere 100 metreden az mesafede alkol satılamıyır.

6487 sayılı torba yasa ile 24 Mayıs 2013’te alkole reklam ve promosyon yasağı getirildi. 11 Haziran 2013’te yürürlüğe giren yasa ile 22:00 – 06:00 saatleri arasında perakende alkollü içki satışı yasaklandı. Daha sonra kapsamı genişletilen yasa ayrıca, televizyon, dizi, film ve müzik kliplerinde de alkol görüntüsünü yasakladı. Alkol firmaları müzik festivallerinden ve bira firmaları basketbol kulüplerinden isim sponsorluğunu çekmek zorunda kaldı.                                                          

Mehmet Yalçın’ın şarap ve alkollü içecekler dergisi “Gusto”, Kavaklıdere’nin “Karaf” dergisi yasaklarla birlikte yayın hayatlarına son verdi. 

Şarap da tüm bu tartışmalar arasında kamuoyuna şöyle veda etti:

Asmanın gen merkezi

Şarabı üretmek ne kadar ve ne şekilde tüketildiğiyle alakalı. Ancak konunun temeli ve başat aktörü üzüm, yani bağcılık. Türkiye, bağcılık için yerkürenin en elverişli iklim kuşağında, 36-42 derece paralelleri üzerinde yer alıyor. Buna ‘asmanın gen merkezi’ deniyor.

Uluslararası Gıda Örgütü’nün (FAO) 2010 verilerine göre Türkiye bağ alanları bakımından, dünyada Fransa, İtalya ve İspanya’dan sonra dördüncü sırada yer alıyor. Büyük miktarda üzüm üreten bir ülke olmasına rağmen, Türkiye’nin üzümlerinin sadece yüzde 2,5- 3’lük kısmı şarapçılık için işleniyor.

Türkiye şarap üretimi ve pazarlamasında dünya ortalamasının oldukça gerisinde. Sektörün gelişimini sınırlayan faktörlerin başında ÖTV uygulamaları, kayıtdışı üretim ve alkole bakış açısı geliyor. Yani sorun bağcılıkta değil.

FAO’nun 2013 verilerine göre dünyada 27,42 milyon ton şarap üretiliyor.

Alkolizm?

Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin “Alkol, Bağımlılık ve Özendirici Eylemler” raporuna göre, Türkiye’de 4 milyon alkolik ve 13 milyon alkole meyilli kişi bulunuyor. 

Ancak şarabın bu verideki rolü tartışmalı çünkü Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2014 verilerine göre, Türkiye’de bir yılda kişi başına düşen şarap tüketimi, 0,13 litre. 

Uluslararası Şarap Organizasyonu (OIV) verisine göre, 2012 yılında en fazla kişi başı şarap tüketimine sahip ülke Lüksemburg. Kişi başına şarap tüketiminin 61 kilogram olduğu Lüksemburg’u sırasıyla Portekiz, Fransa, İtalya ve Hırvatistan izliyor.

Yurtiçinde fahiş, yurtdışında görünmez: Türkiye’nin şarapları nerede? 

Türkiye’de bağcılık ürünlerinin yıllık üretiminin yaklaşık olarak yüzde 75’i yurtiçinde tüketiliyor. Ancak bu durum, Türkiye bağcılığının içe dönük bir yapıya sahip olduğunu göstermiyor. Bunu büyük şarap devlerinin ihracat yüzdelerini ele alarak inceleyebiliriz:

Kavaklıdere – yüzde 20

Turasan – yüzde 76

Pamukkale – yüzde 25

Öte yandan Türkiye’deki şarap devlerinden bahsetmek gerekiyor. Adına aşina olduğumuz altı köklü firma ihracat ile ayakta duruyor. 

1929’da kurulan Kavaklıdere yılda 19,6 milyon litre,

1926’da kurulan Doluca yılda 14 milyon litre,

1962’de kurulan Pamukkale yılda 5 milyon litre, 

1943’de kurulan Turasan yılda 2 milyon litre,

1960’da kurulan Vinkara yılda 1 milyon litre.

1960 yılında kurulan Sevilen, yılda 14 milyon litre şarap üretiyor. Peki ama bu denli büyük oranlar nerede?

Alkolün son yıllarda bu kadar pahalanmasının yasal dayanağı 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 12. maddesinin 3. fıkrasına dayanıyor. 31 Mayıs 2012 tarihinde bu maddeye getirilen düzenlemeye göre alkoldeki maktu vergi tutarına, ocak ve temmuz aylarında enflasyon oranında zam geliyor. Bu hem tüketiciyi hem de üreticiyi doğrudan etkiliyor. Örneğin, 4 Temmuz 2020’de bu zam, kanunda öngörülen altı aylık Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) oranı göz önünde bulundurularak yüzde 6,89 oldu.

Şarap aslında her yerde! 

Türkiye’nin kendi bağ bölgeleri bulunuyor

Her ne kadar hangi bölgede ne kadar üzüm üretildiği önemli bir istatistik olsa da aynı zamanda Türkiye’nin kendi bağ bölgeleri bulunuyor. Bölgelerle ilgili önemli bir ayrıntı ise hasat zamanları. Hasatlar ağustos sonlarında daha sıcak olan batıdan başlıyor, daha sonra doğuya doğru kayıyor ve kasım ayı başlarına kadar devam ediyor.

Türkiye’de başlıca beş ana bağ bölgesi bulunuyor.

1- Trakya Bölgesi: Bölgenin en yoğun bağları Şarköy, Mürefte, Hoşköy, Uzunköprü, Edirne ve Kırklareli’ndedir. Bu bölgede Cabernet Sauvignon, Chardonnay ve Sauvignon Blanc gibi uluslararası sepajlar yetiştirilir.

2- Ege Bölgesi: Kuzeyde Truva ve Bozcaada en bağlık bölgeler. Bu noktalarda Karasakız üzümü yetişir. Manisa bölgesinde sıklıkla adına rastlanan Sultaniye üzümü, İzmir’in Çeşme ve Seferihisar ilçelerinde Misket, Chardonnay ve Cabernet Sauvignon üzümleri ön plandadır. Denizli’nin yüksek rakımlı Güney ilçesi ise dünyada “Türkiye’nin Napa Vadisi” olarak bilinir.

3- Karadeniz Bölgesi: Dünya standartlarında beyaz şaraplara uygun üzüm bu bölgede yetişir. Gürcistan’a kadar uzanan hat yoğun yağış alır ve bölgenin bir numaralı üzümü Narince’dir.

4- Orta Anadolu Bölgesi: Kırmızı şaraplık üzümler için odaklanılması gereken hattır. Yaz-kış ve gündüz-gece ısı farklılıkları üzüm yetişmesini değişik şekillerde etkiler. Ünlü Kalecik Karası değişimin ürünüdür. Kırıkkale civarında Hasandede üzümü, volkanik toprağı ile ünlü Kapadokya’da ise Emir üzümü yetişir.

5- Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Bu bölgede de yaz-kış, gece-gündüz ısı farkları üzüm çeşitliliğinde başat aktördür. Mezopotamya bölgesi kırmızı şaraplık üzümler için idealdir. Diyarbakır’da Boğazkere, Elazığ’da Öküzgözü yetişir.

İklim ve toprak uygunken ”bezdiren” vergiler ve masraflar

Yeniden kaynağa, yani bağlara dönersek… 

Yoksa sorun tesis sayısında mı?

Yeteri kadar ürün piyasaya sunulmuyor mu?

Sonuç yerine

Şarapçılık hem dünyada hem de Türkiye’de göz ardı edilemeyecek bir kültürel öğe ve ekonomik kaynak. Ancak bu sektör Türkiye’de sadece “vergilendirme” aracı ve “alkolizm” eksenlerinde ele alınıyor. Bu da neredeyse cumhuriyetle yaşıt, köklü şarap firmalarının ihracata yönelmesine, ufak ölçekli, sayısı dahi kesin olarak bilinmeyen girişimlerin daha yolun başında yok olmasına neden oluyor. Bahsedilen ihracat da hâlâ Türkiye’den çıkan şarabın dünya piyasasında başat aktörlerden olması için yeterli bir oran değil. Firmaların kendi girişimleri dışında hem pazarlama hem de kaynak sağlama açısından devlet desteği görmesi şart ancak mevcut devlet perspektifi bu noktalardan hayli uzakta.

Bir not olarak, 2018 verilerine göre Türkiye’nin şarap ihracatının yüzde 44’ünün Kuzey Kıbrıs’a ve kalanını da Belçika, İngiltere ve Almanya’ya yapıldığını söylemek gerekiyor. Yani Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler İngiltere ve Almanya, bu topraklarda keşfettikleri şarabı talep etmekten çekinmiyor.

Sonuçta, alkollü içki üreten de tüketen de satan da ağır vergilerle ve yapıcılıktan çok uzak bir tutumla “cezalandırılıyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus