Suudi Arabistan, nükleer yakıt üretmek için yeterli uranyuma sahip olabilir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İngiliz The Guardian’ın ulaştığı Çinli jeologların gizli raporuna göre, Suudi Arabistan nükleer yakıtın “yerli üretimi” için yeterli uranyum rezervlerine sahip olabilir. Çinliler’in raporu, Suudi Arabistan’ın olası nükleer silah programlarıyla ilgili endişeleri de artırıyor.

Suudi Jeolojik Araştırma Kurumu’nun işbirliğiyle Pekin Uranyum Jeolojisi Araştırma Enstitüsü (BRIUG) ve Çin Ulusal Nükleer Şirketi (CNNC) tarafından Suudi Arabistan yönetimi için hazırlanan raporlar, Riyad yönetiminin nükleer enerji işbirliği anlaşmasının bir parçası olarak uranyum rezervlerinin bulunduğu yerleri hızlı bir şekilde haritalandırdığını ortaya koydu. Raporda ayrıca, jeologların ülkedeki üç büyük yataktan 90 bin tondan fazla uranyum üretebilecek rezervleri belirlemek için tüm yıl yaptıkları çalışmalar da anlatıldı.

The Guardian, haber kaynaklarının raporun gerçekliğini bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtirken Exeter Üniversitesi Camborne Maden Okulu Başkanı Prof. Kip Jeffrey, rapor için “Bunun gerçekliğini bilmemizin bir yolu yok ancak bahsi geçen uranyum yataklarından bazıları gerçekten uygun haldeyse gerçek miktarlar muhtemelen bir elektrik santralinin veya birkaç santralin ihtiyaç duyacağı miktardan fazla olacaktır” diye konuştu.

Suudi Arabistan yönetiminin mevcut uranyum rezervlerini doğrulamak ve çıkarma maliyetlerini hesaplamak için daha fazla araştırma yapılması gerekeceği ifade edilirken Riyad yönetimi, uranyumu kendi topraklarında ve kendi teknolojisiyle çıkarmayı hedefliyor. Suudi Arabistan yönetiminden üst düzey bir yetkili bunu, 2017’de bir enerji programı için nükleer yakıt üretiminde “kendi kendine yeterlilik” yönünde atılmış bir adım olarak nitelendirdi. 

Carnegie Uluslararası Barışa Destek Kurumu Nükleer Politika Programı’ndan araştırmacı Mark Hibbs, Riyad yönetiminin uranyumu kendi kaynaklarıyla işleme planı hakkında şöyle konuştu: “Eğer nükleer silah geliştirmeyi düşünüyorsanız bunu yerli bir program içerisinde yapmanız daha iyi. Bazı durumlarda, uranyumun yabancı kaynaklar tarafından kullanımında bazı barışçıl kullanım taahhütleri gerektirir. Bu nedenle uranyum yerli ise bu kısıtlama hakkında endişelenmenize gerek yok.” Hibbs, buna karşılık Batılı ülkelerin ve Çin’in Suudi Arabistan’a nükleer program konusunda yardım etmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı.

Veliaht Prens Muhammed bin Salman ve Donald Trump.

Suudi Arabistan Krallığı’nın nükleer silah girişimleri, özellikle Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın 2018 yılında sarfettiği “Bölgesel rakibimiz İran nükleer bomba geliştirirse en kısa zamanda aynı yolu izleyeceğiz” sözlerinden bu yana, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve müttefikleri arasında artan bir endişe haline geldi. Uluslararası alanda en büyük endişe, Riyad yönetiminin “şeffaflık ilkesinden” kaynaklanıyor

ABD’nin bu konudaki başka bir endişesi ise Çin’in de 2017 yılında uranyum yatakları olduğu belirlenen dokuz farklı alanda çalışmalara başlaması olmuştu. Çin’in uranyum çalışmaları geçen yılın sonunda tamamlanmıştı.

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Çalışmaları Merkezi’ndeki (CNS) analistlere göre, Çin ve Suudi jeologlar tarafından “umut verici” olarak tanımlanan alanlardaki uydu görüntülerinde madenciliğin başladığına dair ise henüz herhangi bir işaret yok.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus