HDP’den gözaltı açıklaması: “Bu bir siyasi intikam operasyonu, iktidar bizimle rekabet etmek yerine bizi susturmaya çalışıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Kobani olayları” soruşturması kapsamında 25 Eylül günü 82 şüpheli hakkında gözaltı kararı alınırken 20 kişi gözaltına alınmıştı. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği bugün (28 Eylül) öğle saatlerinde aldığı kararla emniyetteki 20 kişinin gözaltı süresini dört gün daha uzattı. Konuyla ilgili olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) grup başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) basın açıklaması yaptı.

“Operasyonun amacı HDP’yi tasfiye etmektir”

HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Saruhan Oluç, yargının hükümetin tahakkümü altında olduğunu ve bu soruşturmanın siyasi olduğunu vurguladı: “Artık her şey sarayın kararlarıyla, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) adalet komisyonlarına dönüşmüş olan mahkemeler yardımıyla gerçekleşiyor. Bu operasyon kesinlikle hukuki değil, siyasidir. Bu siyasi kararın hedefi AKP ve MHP ittifakının demokrasi mücadelesinde büyük bir tehlike olarak gördükleri HDP’yi, bütün kuruluşları ve bileşenleriyle demokratik siyasetten tasfiye etme amacıdır. Bu iktidar tasfiyecidir. Siyasi olarak rakibi olan HDP’yi, siyasi olarak yenemediği için yargıyı kullanarak HDP’yi tasfiye etmeye çalışmaktadır. Bu bir siyasi intikam operasyonudur.”

“7 Haziran’ın intikamı alınıyor”

İktidarın 7 Haziran 2015’teki genel seçim sonuçlarının intikamını bu şekilde almaya devam ettiği söyleyen Oluç sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Gözaltında bulunan bütün Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi arkadaşlarımız 2015’te çeşitli illerde savcılara gidip ifadelerini verdiler. Beş yıl boyunca yedekte tutulan bu soruşturma şimdi birdenbire gündeme getirildi ve aslında o zaman ifadesini vermiş olan arkadaşlarımız bugün hukuksuz şekilde gözaltında bulunmaya devam ediyor. Bugün gözaltında bulunan bütün üyelerimiz 7 Haziran’daki seçiminin yürütücüleridir. 7 Haziran 2015’te bu toplum büyük bir deli gömleğini yırttı attı bir kenara ve büyük bir umutsuzluğu toprağa gömdü. AKP’nin seçim yoluyla da tek başına hükümet kuramayacak duruma gelebileceğini bütün toplum gördü. Bu nedenle de bu operasyon siyasi intikam operasyonudur. O günün intikamı bugün alınıyor.”

“Bizi dinlemeyen iktidar bugün NATO’yu ve ABD’yi dinlemek zorunda kaldı”

Oluç, hükümetin hem iç politikada hem de dış politikada girdiği krizin de bu soruşturmanın yeniden başlatılmasında etkili olduğunu savundu. Oluç şöyle konuştu: “İç politikada iktidar, ekonomik ve sosyal alanda büyük bir fiyasko ile karşı karşıyadır. İşsizlik cumhuriyet tarihinin rekoru düzeyindedir. Halk bunun farkında. İşsizlik, hayat pahalılığı, tek adam yönetimi, yürütmenin yargıyı tahakküm ve baskı altına almış olması ve yasamayı bir noter gibi kullanmaya başlaması ortadadır. Dış politikada da bu iktidar fiyasko üzerine fiyasko yaşamaktadır. HDP olarak Doğu Akdeniz ve Ege meselelerinde meclis tatile girmeden önce getirilen önerilerde çatışma yerine müzakere, diplomasi ve barış yoluyla sorunlarımız çözülmeli dedik. O gün bizi dinlemeyenler bugün NATO’yu, ABD’yi, Almanya’yı ve Fransa’yı dinlemek zorunda kaldılar ve biz haklı çıktık.”

“Siyaseten yenemediklerini yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışıyorlar”

Oluç sözlerine şöyle devam etti: “Siyaseten yenemediklerini yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışıyorlar. Hedef HDP’siz bir Türkiye ve siyasettir. Ama HDP en az 6 milyon seçmeni olan bir partidir. Aileleriyle birlikte 20 milyon insanı temsil etmektedir. Türkiye’nin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üçüncü büyük partisidir. Böyle operasyonlarla HDP’yi etkisiz hale getirip tasfiye edemezsiniz. HDP’ye oy vermiş milyonlarca insanı ne yapacaksınız?”

“Bu aynı zamanda seçimlerde yüzde 50+1’i elde etme operasyonudur”

“HDP’nin halkla ilişkisinden, demokrasi, hukuk, eşitlik ve barış mücadelesindeki gücünden korktukları için bu operasyonları yapıyorlar. Bu aynı zamanda bir dahaki seçimlerde yüzde 50+1’i elde etme operasyonudur.”

“Dolmabahçe Mutabakatı imzalanırken orada bulunan hükümet yetkilileri susamaz”

Saruhan Oluç, konuşmasında 28 Şubat 2015’teki Dolmabahçe Mutabakatı’nı da hatırlattı: 

“28 Şubat 2015’teki Dolmabahçe fotoğrafındakiler AKP yöneticileridir. 6-8 Ekim’deki ‘Kobani protestolarından’ beş ay sonra Dolmabahçe’de mutabakat metni okundu. Bu toplantıya katılmış olan Yalçın Akdoğan, Efkan Ala ve Mahir Ünal, susamazsınız. Toplantıda bulunan İdris Baluken şu an cezaevinde. Sırrı Süreyya Önder gözaltında. Pervin Buldan hakkında da fezleke hazırlandığı iddiası ortaya atıldı.”

“HDP’ye sahip çıkmak barış mücadelesine sahip çıkmak demektir”

Oluç sözlerini, “Bunların hepsini soracağız. Bir her şeyin açığa çıkmasını istiyoruz. Bugün HDP’ye sahip çıkmak demek HDP’nin bütün politikalarını benimsemek demek değildir. HDP’ye sahip çıkmak barış mücadelesine sahip çıkmak demektir. Bu nedenle yoğun bir dayanışma ve destek aldık. Hem Meclis içindeki hem Meclis dışındaki siyasi partilere, bütün sivil toplum kuruluşlarına, derneklere ve bizimle dayanışma içinde olan herkese yürekten teşekkür ediyoruz” diyerek bitirdi.

“İktidar bizimle rekabet etmek yerine bizi susturmaya çalışıyor”

Açıklamaya, OIuç’un ardından HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş devam etti: “AKP ve küçük ortağına söylüyorum. Bu operasyon HDP’nin bütün seçilmişlerine yönelen bir operasyondur. HDP’nin karar organı 29 kişiden oluşmuyor. HDP’nin karar organı halktır. Bize oy verenler aynı zamanda karar organlarımıza katılmaktadır. Siz 29 kişiye operasyon yaparak HDP’nin sesini kısamazsınız. Siz bununla rıza üretemezsiniz. Yüzde 50+1’i almazsınız. Karşımızda o kadar siyasi etikten ve ahlaktan yoksun bir iktidar aygıtı var ki bizimle rekabet etmiyor, siyasi bir yarışa girmiyor. Siyasetin konuşulacağı yer sandıktır. Bizi tasfiye edemediği için elindeki yargı aparatıyla bizi susturmaya çalışıyor.”

“’Kobani olaylarının sorumlusu biz değiliz”

Beştaş, Kobani protestoları sırasında yaşananlar için iktidarın gerekli soruşturmayı yapmadığını savunarak, “Kobani meselesinde hesap verecek olan biz değiliz. Hesap verecek olan Dolmabahçe Mutabakatı’nda resmi olan kendi yöneticileridir. İktidardaki parti bu kadar insanın katledilmesine neden göz yumdu? Sokağa çıkma yasağı ilan ettiği halde neden insanların bu şekilde canice öldürülmesini engelleyemedi? Öldürüldükten sonra neden failleri, katilleri yargı önüne çıkartmadı? Bu işin sorumlusu biz değil yürütmedir” dedi.

“Kobani, AKP’nin elinde bir maymuncuğa dönüştü”

Bu soruşturmayı iktidarın istediği gibi yönlendirdiğini savunan Beştaş sözlerini şöye sürdürdü: “Kobani, AKP’nin elinde bir maymuncuğa dönüştü. Bir sene sonra başladı operasyonlar. O dönem Kobani halkıyla dayanışma gösteren 70 ülke vardı. Bütün dünya IŞİD’e karşı Kobani halkının yanındaydı. Kürtler’e yönelik saldırılar karşısında Türkiye neden o protestolara yol açan duruma engel olmadı? Bugün öldürülen kişilerin ailelerinin beklentilerini yapmayan iktidar HDP’yi günah keçisi ilan ediyor. HDP’nin tek bir tweet’i vardır o da demokratik protesto hakkıdır. Bütün dünya Kobani’de yaşayan Kürt, Arap, Ermeni halkının yanında IŞİD’in karşısında yer almıştır. Türkiye’de de tüm demokrasi güçleri IŞİD’e karşı saf tutmuştur ve bu maymuncuk bu kez kapıyı açmayacak.”

“HDP’siz bir Türkiye yaratmayı başaramayacaksınız”

Beştaş sözlerini şöyle sonlandırdı: “Hukuk başlangıcı dersinde bile ‘Bir suçtan dolayı iki kez soruşturma yapılmaz’ diye kural vardır. Bunlar hiçbir kural tanımıyor. Soruşturmayı kim yönetiyor? Ankara Cumhuriyet Başsavcısı. Geçen hafta sarayda balayına gitmeden hediyesini alan başsavcı gidip, operasyonu başlattı. Operasyonu başsavcı mı başlattı yoksa AKP merkezi mi başlattı? Bu hukuk operasyonu değildir. HDP’yi tasfiye etme operasyonudur. Gözaltındakilere tek bir soru sorulmadı. Gözaltında tutulmaları topluma bir gözdağıdır. Dün akşam Ayhan Bilgen, Can Memiş ve İsmail Şengül bir gıda zehirlenmesi sebebiyle hastaneye kaldırıldı. Gözaltı süresini uzatmak ve insanları tek bir soru sormadan orada tutmak bir işkencedir. Derhal arkadaşlarımızı serbest bırakın. HDP’siz bir Türkiye yaratmayı başaramayacaksınız.”

Gözaltında bulunan isimlerden Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Can Memiş ve HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı İsmail Şengül dün akşam saatlerinde gıda zehirlenmesi şikâyetiyle hastaneye götürülmüştü.

“Bilgen yeniden emniyete götürüldü”

Ayhan Bilgen’in avukatı Atiye Arıkan konuyla ilgili Medyascope’a şöyle konuştu: “Ayhan Bilgen gıda zehirlenmesi geçirdiği için dün akşam saatlerinde hastaneye götürüldü. Serum verildi ve tedavisi yapıldı. Akşam kendisiyle görüştüm, daha iyi görünüyordu. Gece yarısından sonra yeniden emniyete götürüldü. Sabah gözaltındaki diğer kişilerle birlikte adliyeye geldik. Sulh Ceza Hâkimliği’nin gözaltı süresini dört gün daha uzatmasıyla birlikte yeniden emniyete döndü.”

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede: “Gözaltı süresi bir kez daha uzatılabilir”

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede gözaltı süresinin yeniden uzatılmasını Medyascope’a değerlendirdi. Ümit Dede şunları söyledi: “Gözaltında bulunan üyelerimiz hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Tek soru bile sorulmadı. Normalde gözaltı süresinin uzatılma nedeni işlemlerin yetişmemesidir. Burada böyle bir durum sözkonusu değil. Bu süre bittikten sonra gözaltı süresi yine dört gün daha uzatılabilir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus