Cumartesi Anneleri 810. haftada, 1993’te gözaltında kaybedilen Abdulmecit Baskın için adalet istedi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 111. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 810. haftanın açıklamasının moderatörlüğünü Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arıcan üstlendi. Açıklamayı, gözaltında kaybedilen Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım okudu. Açıklamada, 2 Kasım 1993’te Ankara’da gözaltına alınıp kaybedilen Abdulmecit Baskın için adalet istendi. 

Gözaltında kaybedilen Abdulmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın, “Babam katledildiğinde henüz dört yaşındaydım. Hak arama mücadelem çok erken yaşlarda başladı. Tarihe not düşmek isterim: Her ne kadar geçen 27 yılda yöntemler ‘Beyaz Toroslar’dan ‘Sikorsky’lere (helikopter) evrilmiş olsa da bu hukuk tanımaz zihniyetle savaşım çok daha güçlü olacaktır. Başka bir çocuğun annesiz babasız büyümemesi için, adil bir dünya bırakmak da bizlerin borcu olsun” dedi. 

Baskın’ın kızı Melek Baskın, “Bugün karanlık eller babamı bizden koparalı 27 yıl oldu. 27 yıl boyunca faillerin yakalanması ve yargılanması için çaba gösterdik fakat tüm çabalarımıza rağmen maalesef babamın failleri sokaklarda gezmeye devam ediyor” diye konuştu.  

Açıklamayı okuyan Leyla Yıldırım ise şunları kaydetti: “810 haftadır ısrarla gözaltında kaybetme suçları devletin sağladığı yetkiler ve olanaklar kullanılarak işlendi diyoruz. Dolayısıyla gözaltında kaybetmelerden sadece bizzat suçu işleyenler değil, devlet de sorumludur. Bu nedenle kaybetme davalarında adaletin ve gerçek bir yüzleşmenin sağlanması ancak kendini yargılayacak bir devlet iradesi ile mümkün olabilir. Böyle bir irade olmadan, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı mümkün olamayacağından gözaltında kaybetmeler gibi siyasi davalarda, adaletin gerçekleşmesini sağlayacak bir yargı pratiği ortaya konamaz.” 

Yıldırım, Abdülmecit Baskın’ın gözaltında kaybedilmesi ve dava sürecini şu cümlelerle anlattı: “41 yaşında, üç çocuk babası olan Abdulmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürü’ydü. 2 Kasım 1993 tarihinde işyerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekât polisleri tarafından gözaltına alındı. 4 Ekim 1993 tarihinde, sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni bir çiftçi tarafından Gölbaşı mevkinde bulundu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi. Dosya sürüncemede bırakıldı. Olaydan 18 yıl sonra, 26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle, Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekât polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Soruşturma sonrası 2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde içlerinde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu 19 kişi hakkında “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan dava açıldı. Mahkemede dönemin üst düzey kamu görevlileri sözkonusu öldürmelerin devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini beyan ederek detaylı açıklamalarda bulundu. Ayrıca suçların, kimlerin talimatı ile kimler tarafından ve nasıl işlendiği detayları ile kayıtlara geçti. Ancak kamuoyunda Ankara JİTEM davası olarak bilinen dava, 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraat etmesiyle sonuçlandı.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus