Cumartesi Anneleri 817. haftasında, 40 yıl önce gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu: “‘Adalet reformu’ diyerek toplumu ve bizleri oyalamaktan vazgeçip Hayrettin Eren’in akıbetini ortaya çıkarın”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 118. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Dev-Genç’li Hayrettin Eren’in akıbetini soran Cumartesi Anneleri, “Toplumun ve bizim adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın” dedi.

817. haftanın açıklamasının moderatörlüğünü 1995 yılında gözaltında kaybedilen ve cansız bedeni İstanbul’daki Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak üstlendi. Açıklamayı, Hayrettin Eren’in yeğeni Işık Su Eren okudu.

Sosyalist kimliğiyle tanınan Dev-Genç’li Hayrettin Eren, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, 21 Kasım 1980 tarihinde otomobilinden gözaltına alındı. Birlikte gözaltına alındığı tanıklar ifadelerinde, götürüldükleri İstanbul Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde işkence gördüklerini ve Hayrettin Eren’in kaybedildiğini söyledi. Eren’in ailesi de emniyet müdürlüğünün bahçesinde kendilerine ait otomobili görmesine rağmen yetkililer aileye, “Gözaltında öyle biri yok” dedi.

21 Kasım 1980’den beri oğlunun akıbetini soran anne Elmas Eren, oğlunun akıbetini öğrenemeden iki yıl önce vefat etti. Hafızalarda Elmas Eren’in “Çiçeklerle donatacağım mezar arayışındayım” sözleri kaldı.

“Birbirimize yaslanarak devletin kaybettiği sevdiklerimiz için adalet arıyoruz”

Cumartesi Anneleri’nin 817. haftasında konuşan Hayrettin Eren’in ablası Cemile Eren, kardeşinin güzel bir dünya kurmak istediğini ve devletin bunu suç saydığını söyledi. Faruk Eren de 40 yıldır ağabeyi için adalet aradıklarını vurguladı. İkbal Eren ise “Sırtımızı kimseye dayamadık, sadece birbirimize yaslanarak devletin kaybettiği sevdiklerimiz için adalet istiyoruz. Bir kardeş olarak ağabeyime ne yaptığınızı öğrenmeye hakkım var. Failleri cezasızlık zırhıyla korumaktan vazgeçin” diye konuştu.

Ailenin avukatı Eren Keskin, “Hayrettin Eren ile birlikte gözaltına alınan Ahmet Öztürk’ün yazdığı dilekçelerde aynı operasyonla gözaltına alındığı çok açık ama devlet yargısı bunu kabul etmedi. Bugüne kadar Hayrettin Eren ile ilgili yaptığımız başvurular sonuçsuz kaldı” dedi.

Basın açıklamasını okuyan Hayrettin Eren’in yeğeni Işık Su Eren, yetkililere şöyle seslendi: “Hayrettin Eren’i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı. Ancak buna rağmen gözaltına alındığı inkâr edildi. Sıkıyönetim savcılığına yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Aradan geçen 40 yılda hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Dosyayı canlandırmak için Hayrettin Eren’in gözaltında kaybedilişinin 40. yılında devleti yönetenlere sesleniyoruz: ‘Demokrasi – Adalet Reformu’ diyerek toplumu ve bizleri oyalamaktan vazgeçin. Önce adalet arayışını suç sayan zihniyetinizi değiştirin. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinizi yerine getirin. Cezasızlığa son vererek, adaleti sağlayacak bütünlüklü politikaları hayata geçirin. Toplumun ve bizim adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın. Hayrettin Eren’in akıbetini açığa çıkarma ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama görevinizi yerine getirin.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus