Dünyadan göze çarpan koronavirüs haberleri: Yeni bir araştırma izolasyon sürecinin beş güne indirilmesini öneriyor, sağlık personeli sıkıntısı yaşayan Balkanlar’da salgının etkisi artıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İngiltere’de, kasım ayının başından beri uygulanan önlemlerle birlikte ülke genelindeki vaka sayısı neredeyse üçte bir oranında azaldı. Salgın Balkan ülkelerinde etkisini artırıyor. ABD’de Şükran Günü tatilinin ardından koronavirüs vakalarının artmasından endişe duyuluyor. ABD’nin New York kentinde ilkokullar yeniden açılıyor. Yeni bir araştırma, izolasyon süresinin kısaltılmasını gündeme getirdi: “Koronavirüsün en bulaşıcı olduğu dönem belirtilerin görülmesinden iki gün öncesi ile hastalığın ilk beş günü”. Dünyadan göze çarpan koronavirüs haberlerini Medyascope sizin için derledi.

İngiltere’de kasım ayı başından beri uygulanan karantina önlemleri işe yarıyor

İngiltere’de kasım ayının başından beri uygulanan karantina önlemlerinden sonra, ay sonu itibarıyla yeni vaka sayılarında yüzde 30 oranında düşüş görüldü. Ülkede 26 Ekim ve 2 Kasım tarihleri arasında her 10 bin kişiden 132’sinin enfekte olduğu tespit edilirken 13-24 Kasım tarihleri arasında bu sayı 96’ya düştü. Virüsün bulaşma seviyesini gösteren ve birin üzerine çıktığında virüsün yayılma hızının ivme kazandığına işaret eden R sayısı da kasım ayının sonu itibarıyla 0,88 olarak tespit edildi.

Öte yandan ülkede salgının ikinci dalgasından en kötü şekilde etkilenen kuzey bölgeleri Yorkshire ve Humber’daki vaka sayılarının yarı yarıya azaldığı belirtildi.

İngiltere hükümeti tarafından desteklenen “React” başlıklı kitlesel araştırmalar sonucunda elde edilen bu bulgular, hem 5 Kasım tarihinde uygulanmaya başlanan ülke çapındaki kısıtlamaların hem de daha öncesinde başlatılan ve kademeli olarak artırılan kısıtlamaların virüsün bulaşma hızını azalttığına işaret ediyor.

Imperial College London ve Ipsos MORI Araştırma Şirketi tarafından yürütülen React adlı çalışma sayesinde, veriler ülkede salgının başlangıcından bu yana düzenli aralıklarla derleniyor ve rapor haline getiriliyor. Imperial College’da virüsün yayılma hızını gerçek zamanlı olarak tespit etmeyi amaçlayan ekibin sorumlularından Profesör Paul Elliot “Elde ettiğimiz güçlü veriler, gerek ülke çapında gerek daha önce bölgesel olarak uygulanan önlemlerle birlikte İngiltere’de salgından en kötü etkilenen bölgelerde dahi virüsün kontrol altına alınmaya başladığını gösteriyor ve virüsle mücadelede bize cesaret veriyor” dedi

Birleşik Krallık, salgından en ağır etkilenen Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor. 30 Kasım Pazartesi günü itibarıyla Birleşik Krallık’ta koronavirüse yakalanan yaklaşık 1 milyon 620 bin insanın 58 binden fazlası hayatını kaybetti.

Koronavirüs salgınının Balkanlar’daki etkisi yıkıcı ve yıpratıcı olmaya devam ediyor 

Avrupa’nın en fakir bölgelerinden biri olan Balkanlar’da hızla artan virüs vakalarıyla mücadele haftalardır devam ediyor. Balkan ülkelerinde virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı yalnızca geçen ay içinde ikiye katlanarak neredeyse 10 bine ulaşırken hastanelerde yeterli sayıda yetişmiş sağlık çalışanı ve yatak olmayışı, bölgedeki doktorlara 1990’lardaki savaş yıllarını hatırlatan günler yaşatıyor. 

İlk vakaların görüldüğü bahar aylarından bu yana virüsü bir şekilde kontrol altında tutmaya çalışan Balkanlar’da sağlık çalışanları, salgının ikinci dalgasıyla birlikte hayatlarının en zor sınavını veriyor. Salgından ağır etkilenen Bosna Hersek’te görev yapan bir doktor, hayatları pamuk ipliğine bağlı çok sayıda hastanın bakımını üstlenmenin ne kadar zor olduğunu anlattı. İsminin açıklanmaması koşuluyla Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan doktor, “Bugünkü durum bana savaş yıllarını hatırlatıyor. Korkarım, kış mevsimiyle birlikte durum daha da kötüye gidecek. Üç doktorun işini yapabilirim ama beş doktorunkini yapmakta zorlanıyorum” dedi. Bosna Hersek, bugüne kadar kaydedilen yaklaşık 88 bin vaka ve iki bin 500’den fazla ölümle bölgede virüsün en ağır seyrettiği ülkelerden biri konumunda.

Umut vaat eeden genç doktorların ve sağlık çalışanlarının yurtdışında daha iyi koşullarda öğrenim görmek ve daha iyi ücretler karşılığında çalışmak için ülkelerini terk ettiği Balkanlar’da koronavirüs salgını, uzun zamandır yetersiz mali kaynak ve beyin göçünden mustarip sağlık sisteminin çöküşünü gözler önüne seriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, salgının başlangıcından önce de Balkanlar’daki doktor ve sağlık personeli sayısı oldukça yetersizdi. 

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da koronavirüs şüphesiyle gittikleri hastane bahçesinde muayene olmak için bekleyen hastalar. / Fotoğraf: AFP

Sayıları yetersiz olan sağlık çalışanlarının da koronavirüse yakalanma oranlarının arttığı Balkanlar’da, hastanelerdeki yoğunluk daha da başa çıkılamaz hale geliyor. Yalnızca Sırbistan’da virüse yakalandığı için kendini tecrit altına almak zorunda kalan sağlık çalışanlarının sayısı iki bini aşarken ülkenin başkenti Belgrad’da ise yoğun bakım üniteleri dahil hasta yataklarındaki doluluk oranı hastane kapasitelerini zorluyor. 

Sırbistan Doktorlar Sendikası Başkanı Rade Panic, yerel televizyon kanalı N1’e verdiği demeçte, “Mesleki kariyerim boyunca hiç böylesini deneyimlemedim” diye konuşurken yoğun bakım hastalarıyla dolduğunu belirttiği bir hastanede çalışan bir anestezi uzmanı “Genç yaşta olduğunu düşündüğümüz hastalara ayıracak yerim yoktu. Onları nakledebileceğimiz alternatif bir hastane de yoktu” dedi. 

Bosna Hersek, Makedonya ve Karadağ, Avrupa’da kişi başına düşen ölüm oranları kıyaslandığında kıtanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor. Sırbistan’da iki yeni hastanenin inşaatına en kısa sürede başlanması planlanırken Kosova, başkenti Priştine’nin merkezindeki bazı eski otel binalarını hasta koğuşları haline getirmeye hazırlanıyor. Priştine’deki hastanelerde artan doluluk oranları nedeniyle bazı hastalar ilaçlarıyla birlikte evlerine gönderiliyor.

ABD’de Şükran Günü tatilinin ardından koronavirüs vakalarının artmasından endişe duyuluyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) üst düzey federal sağlık yetkilileri, 29 Kasım Pazar günü yaptıkları açıklamalarda Şükran Günü tatilinde seyahat etmeyi tercih edenler nedeniyle ülke genelindeki vaka ve hastaneye yatan hasta sayısında bir artış gözlenebileceğini ve bunun sağlık çalışanları ve hastaneler üzerindeki baskıyı artırabileceğini belirtti. Uzmanlar, tatil sonrası bu süreçte maske kullanımının ve fiziksel mesafe kurallarına uymanın virüsün yayılmasını engellemeye, en azından kontrol altında tutmaya yardımcı olacağını da ekledi. 

Beyaz Saray’ın koronavirüsle mücadele stratejisini yöneten Dr. Deborah L. Birx, vatandaşlara maske kullanımının zorunlu olmadığı eyaletlerde bile maske kullanarak ve fiziksel mesafe kurallarına uyarak kendilerini korumalarını tavsiye etti. Dr. Brix, “Şükran Günü tatilinde seyahat ettiyseniz, koronavirüse yakalandığınızı varsayarak buna göre hareket etmelisiniz. Önümüzdeki hafta içinde mutlaka test yaptırmalısınız. 65 yaş üzerinde olan ya da kronik bir hastalığı olan aile bireylerinizle temasa geçmemeye dikkat etmelisiniz” dedi. 

Beyaz Saray’ın koronavirüsle mücadele ekibinin başında olan Bulaşıcı Hastalıklar Uzmanı Dr. Anthony S. Fauci ise Şükran Günü tatili süresince virüsün yayılmasıyla oluşabilecek yeni enfeksiyon kümelerinin ortaya çıkmasının Noel tatili öncesine kadar uzayabileceğini söyledi. “Zaten içinde bulunduğumuz bu dalgalanmaya vaka sayısında yeni bir artış, yeni bir dalgalanma eklenebilir” diye konuşan Fauci, koronavirüsün testlerde ortaya çıkmasının enfeksiyonun bulaşmasının ardından geçen iki hafta içinde de gerçekleşebileceğini ve tatilden döndükten sonra kendini gayet iyi hisseden, iki hafta süresince hiçbir belirti hissetmeyen kişilerin de taşıyıcı olabileceği konusunda vatandaşları uyardı. 

ABD’nin New York kentinde ilkokullar yeniden açılıyor 

ABD’nin New York kentinde salgını önlemleri kapsamında kapatılan ilkokullar, 7 Aralık’tan itibaren açılıyor. 29 Kasım Pazar günü konuyla ilgili açıklama yapan New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, okulların açılmasıyla birlikte özel gereksinimli öğrencilere birebir öğretim olanaklarının sağlanacağını duyurdu. 

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan de Blasio, “Okulların ne kadar güvenli olabileceğine dair pek çok kanıt bulunduğu için okulları açmakta tereddüt etmiyoruz. Okula dönen öğrenciler her hafta koronavirüs testine tabi tutulacak” dedi.

Daha önce New York’taki okulların bir kısmı haftanın bazı günlerinde internet üzerinden, diğer günlerinde ise yüz yüze öğrenim imkânı sunuyordu. Başkan de Blasio sanal öğretim yerine okulda ve fiziksel mesafe kurallarına dikkat edilerek öğrenim görmenin çocuklar için daha faydalı olacağını söyledi. 

New York’ta ilkokuk çocuklarına yüz yüze öğretime geçilmesini destekleyen velilerin sayısı oldukça fazla.

New York Valisi Andrew Cuomo da kentteki ilkokul öğrencilerinin yeniden yüz yüze öğrenim görmeye başlamasıyla ilgili kararı desteklediğini belirterek “Hemen hemen her uzmanın belirttiği gibi okulların, özellikle de ilkokulların güvenli ve mümkün olduğu sürece açık tutulması gerekiyor” diye konuştu.  

Yeni bir araştırma, daha kısa bir izolasyon sürecinin daha uygun olacağını ortaya koyuyor

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), bünyesinde koronavirüs tespit edilen kişilerin hastalığın başlangıcından itibaren en az 10 gün boyunca kendilerini tecrit altına almalarını öneriyor.

ABD’li bazı federal yetkililer ise bu sürenin kısaltılabileceğini düşünüyor. CDC’nin de önümüzdeki hafta itibarıyla tecrit süresiyle ilgili yeni yönergeler yayımlayabileceği belirtilirken Fransa, eylül ayında koronavirüs test sonucu pozitif çıkan bireyler için zorunlu tecrit süresini 14 günden yedi güne düşürmüş, Almanya’da ise bu sürenin beş güne düşürülmesi gündeme gelmişti..

İskoçya’daki St. Andrews Üniversitesi’nden Bulaşıcı Hastalıklar Uzmanı Dr. Müge Çevik, sonuçları Lancet Microbe dergisinde yayımlanan ve koronavirüsün en bulaşıcı olduğu evrenin semptomların ortaya çıkışının iki gün öncesi ile hastalığın ilk beş günü olarak tespit edildiği araştırmayı yürüten ekibin lideri. Çevik, dünya çapında beş günlük bir izolasyon süresinin çok daha uygulanabilir olacağını düşünüyor. 

Dr. Müge Çevik

Birleşik Krallık’ta yakın zamanda yapılan araştırma, beş kişiden yalnızca birinin koronavirüs belirtileri gösterdikten sonra 10 gün boyunca başarılı bir şekilde kendini tecrit altına alabildiğini gösterdi. Dr. Çevik, “Daha fazla test yapsak bile insanların kendilerini tecrit altına aldıklarından emin olamazsak virüsün yayılmasını kontrol altına alabileceğimizi sanmıyorum” dedi.  

Dr. Çevik ve ekip arkadaşları, koronavirüsün insan vücuduna bulaştıktan sonraki hareketini izlemek ve bu hareketi diğer koronavirüs tipleriyle kıyaslamak amacıyla, 2003 yılının başından Haziran 2020’ye kadar geçen süreçte koronavirüse yakalanan hastalarla ilgili yaklaşık 1.500 farklı çalışmayı mercek altına aldı. 

Araştırma sonucuna göre, koronavirüs kendisine bulaştığı halde hiçbir belirti göstermeyen bireylerin vücudundaki virüs miktarı, virüse karşı belirti gösteren bireylerin vücudundaki virüs miktarına denk. Ancak virüsün belirti göstermeyen bireylerin vücudunu daha çabuk terk ediyor. 

Dr. Çevik ve ekibi, analizlerin sonucunda virüsün en bulaşıcı olduğu dönemi, belirtilerin görülmeye başlamasından iki gün öncesi ile hastalığın ilk beş günü olarak tespit etti. Yine araştırmaya göre, virüsün bazı genetik parçacık ya da kalıntıları hastaların burunlarında veya boğazlarında ortalama 17 gün boyunca kalabilir. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus