Denge ve Denetleme Ağı, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi raporunu açıkladı: “Cumhurbaşkanının kararname yetkisi TBMM’nin kanun yapma yetkisinin önüne geçiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ilgili tartışmalar devam ederken muhalefetten güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş çağrısı yükseliyor. Sistem tartışmaları sürerken sivil toplum platformu Denge ve Denetleme Ağı (DDA), “2021’e girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Yasama ve Yürütme” başlıklı bir rapor yayımladı. Raporun amacının, anayasa referandumu sonrasında yasama ve yürütme organlarında meydana gelen değişiklikleri yorumlamak olduğu belirtildi.

16 Nisan 2017’de yapılan anayasa referandumu ile Türkiye’de başkanlık sistemine geçildi. Bu hükümet sistemi, yasama ve yürütme organlarının kesin bir biçimde birbirlerinden ayrıldığı, denge-fren mekanizmaları ile birbirlerini dengeledikleri ve denetledikleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tipi başkanlık sisteminden, kuvvetler ayrılığının işleyişi noktasında ayrılıyor. Resmi olarak “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” olarak isimlendirilen bu hükümet sistemine “Türk tipi başkanlık sistemi” de deniyor.

Raporda, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte çeşitli alanlarda yasama ve yürütme kuvvetleri arasındaki ayrılığı ve yasama organının yetkilerini etkileyecek düzenlemeler yapıldığı ortaya konuldu. Anayasal değişiklikler, Meclis İçtüzüğü’nün yeni hükümet sistemiyle uyumlu hale getirilmesi çerçevesinde yapılan değişiklikler, siyasi partiler arası ilişkileri etkileyen “ittifak yasası” bu kapsamda değerlendirildi.

Raporda belirtildiği üzere, başkanlık sistemlerinin demokratik uygulamalarında yasama ve yürütme arasındaki sert kuvvetler ayrılığı ve yürütmenin denge-fren mekanizmalarıyla yasama tarafından denetlenmesi kritik öneme sahip. Yasama ve yürütme arasındaki denge-fren mekanizmalarının yürütme lehine işlediği, yasama organının doğrudan ya da dolaylı olarak yürütme gücünün denetimi altına girdiği başkanlık sistemlerine ise “hiper-başkanlık”, “süper başkanlık” ya da “başkancı başkanlık” isimleri verildi.

Yasama ve yürütme arasındaki kuvvetler ayrılığı yürütme lehine bozuldu

Rapora göre cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki uygulamalara bakıldığında demokratik başkanlık sistemlerinde meşruiyetini ayrı yerlerden alan iki kuvvet olarak yasama ve yürütme arasında tanımlanan sert kuvvetler ayrılığı ve yasamanın yürütme üzerindeki denge ve denetleme işlevleri yürütme lehine zayıfladı.

Demokratik başkanlık sistemlerinde yasama ve yürütmenin birbirlerini düşürme yetkisi yokken, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yürütmeye kendi seçimi de dahil olmak üzere seçimlerin yenilenmesini talep etme üzerinden yasamayı düşürme hakkı veriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de beşte üç çoğunlukla bu hakka sahip. Raporda vurgulandığı üzere, buradaki düzenlemede yasama ve yürütme arasında birbirlerini düşürme anlamında eşit bir hak var gibi görünse de mecliste beşte üç çoğunluğu sağlamanın zorluğu bu hakkın yürütme lehine olduğunu gösteriyor.

Yasama erkine yürütme tarafından hazırlanan bütçeyi onaylanma hakkı verilmesi, yasamanın yürütme üzerindeki denge ve denetlenme işlevinin önemli bir göstergesi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yasamaya verilen bu yetki de yürütme lehine bozuluyor. Buna göre yasama organı yürütmenin sunduğu bütçeyi onaylamazsa yürütmenin çeşitli değişikliklerle bir önceki bütçeyi kullanma hakkı mevcut.

Rapora göre cumhurbaşkanının, cumhurbaşkanı yardımcılarını ve bakanları TBMM denetimi olmaksızın belirlemesi de yasama ve yürütme arasındaki kuvvetler ayrılığının yürütme lehine bozulduğu bir diğer uygulama.

Yürütmeyi denetlemekle sorumlu Devlet Denetleme Kurumu’nun başkanını da cumhurbaşkanı atıyor

Raporda, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde cumhurbaşkanının atama ve görevden alma yetkisinin yasama ve yürütme arasındaki dengeyi yürütme lehine bozduğu ifade edilirken yürütmeyi denetlemekle sorumlu Devlet Denetleme Kurumu’nun başkanının cumhurbaşkanı tarafından atandığı vurgulandı.

Yürütmenin başının bir siyasi parti ile ilişkisi, demokratik başkanlık sistemlerinde olmazsa olmaz dengeyi sarsıyor

Raporda belirtildiği üzere, yasa yapma yetkisi yalnızca TBMM’de olmakla birlikte seçim sistemi ve partiler kanunu meclisin niteliğini ve yasa yapma yetkisini aktif bir biçimde kullanıp kullanamayacağını belirliyor. Ayrıca parti içi demokrasinin durumu, siyasi partilerin aday belirleme süreçleri, parti-seçmen ilişkisi de yasama yetkisinin kullanılması noktasında belirleyici diğer etmenler.

“Yeni sistem, cumhurbaşkanın partisiyle ilişkisinin devamına izin vermesiyle demokratik başkanlık sistemlerinden ayrışıyor”

Rapora göre, yeni sistemde yasama ve yürütme erkleri arasındaki denge ve denetlemenin işlerliği noktasında cumhurbaşkanının siyasi parti lideri olarak görevine devam edebilmesi, seçim sistemi ve siyasi partiler kanununda yapılan değişiklikle seçim öncesinde siyasi partilerin ittifaklar kurabilmesinin düzenlenmesi sistemin niteliğini belirleyici parametreler.

Türkiye’de siyasi partiler güçlü örgütlere sahip ama kurumsallaşma seviyesi düşük, parti içi demokrasi zayıf

Endekste 0 seviyesi siyasi parti liderlerinin seçimlerde adayları tek başına belirlediği seviyeyi gösterirken 4 seviyesi ise bütün kayıtlı seçmenlerin önseçim yoluyla belirlendiği seviyeyi işaret ediyor.

Siyasi partiler içerisinde parti liderlerinin örgütleri üzerindeki etkileri değişmekle birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) bakıldığında güçlü bir merkeziyetçilik göze çarpıyor.

Endekste 0 siyasi parti örgütünün işleyişinde parti liderinin istek ve önceliklerinin etkisiz olduğu seviyeyi gösterirken 4 seviyesi ise siyasi parti örgütünün tümüyle parti liderinin kişisel istek ve önceliklerine tabi olduğu seviyeyi işaret ediyor.

“Türkiye başkanın partisi aracılığıyla hem yürütmeyi hem yasamayı kontrol ettiği hiper-başkanlık sistemine dönüşüyor”

Parti içi demokrasinin zayıflığı açısından düşünüldüğünde yürütmenin başı olan cumhurbaşkanının lideri olduğu partinin yasama organında çoğunlukta olması durumunda yürütmenin yasama organı üzerinde etkili olabileceği yorumu yapılabilir. Buna paralel bir diğer alan da siyasi partilerin seçmenleriyle kurdukları ilişki. Raporda parti içi demokrasinin gelişmediği siyasi partilerin kendi seçmenleriyle de çoğunlukla parti liderleri üzerinden ilişki kurdukları belirtiliyor. Ayrıca, cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin aynı gün yapılması da yürütmenin yasama üzerindeki baskı ihtimalini artırıyor.

“Seçim sistemi ve siyasi partiler kanunu, kuvvetler ayrılığının niteliğini etkiler

Rapordaki analize göre, 2017 Anayasa referandumu sonrasında seçim sistemi ve siyasi partiler ile ilgili yapılan değişiklikler parti içi demokrasinin güçlenmesi, milletvekilleri ile vatandaşlar arasındaki ilişkinin geliştirilmesi ve yasama organının etkin denetim ve yasa yapma yetkisini kuvvetlendirici değil. Anayasa referandumundan bugüne partilerin seçim öncesinde ittifaklar kurabilmelerini sağlayan ve seçimlerin işleyişine dair değişiklikler yapıldı.

Uluslararası kuruluşlar Türkiye için yasama ve yürütme birliği ve otoriterleşme riskine vurgu yapıyor

Rapora göre, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından her yıl yayımlanan ülke raporlarına bakıldığında cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yasama organının etkin yasama ve yürütme organı üzerinde denetim yapmasının koşullarının sağlanmadığı ortaya çıkıyor. Venedik Komisyonu da denge ve denetleme açısından bakıldığında cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yasama ve yürütme arasındaki sert kuvvetler ayrılığından uzaklaşıldığını belirtiyor.

Kuvvetler ayrılığını ölçen Bretelsmann Dönüşüm Endeksi’nde (Bretelsmann Transformation IndexBTI) de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte yasama ve yürütme erkleri arasındaki ayrılığın bozulduğuna vurgu yapılıyor.

Endekste 10 denge ve denetlemenin kurulduğu güçler ayrılığının bulunduğu seviyeyi gösterirken 1 ise kuvvetler ayrılığının bulunmadığı seviyeye işaret ediyor.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle TBMM işlevsiz ve etkisiz hale geldi

BTI endeksine göre yürütmenin hesap verebilirliği azaldı. Rapora göre ise bu, yasamanın denetim yetkisinin azalması anlamına geliyor.

Endekste 10 seviyesi siyasilerin hesap verebilirliğinin sağlandığı seviyeye işaret ederken 1 seviyesi kanun dışı uygulamaların yasal bir yargısal bir denetime tabi olmadığı seviyeyi gösteriyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus