CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, çıplak aramaya ilişkin Meclis’te araştırma komisyonu kurulması önerisini yineledi: “Çıplak arama işkencedir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun “Uşak Cezaevi’nde kadınlara çıplak arama yapıldı” açıklamasının ardından günlerdir çıplak arama tartışmaları sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, 2020’deki insan hakkı ihlallerine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çıplak aramayla ilgili araştırma komisyonu kurulması önerisini yineledi. Gülizar Biçer Karaca, “Kuralım komisyonu, gerçekler ortaya çıksın. Bu ülkede kutuplaşma son bulsun, ihlallerin yerini evrensel insan hakları, ilke ve değerlerin hâkim olduğu demokrasi kültürü alsın” dedi.

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, partisinin genel merkezinde, 2020’de yaşanan insan hakkı ihlallerine ilişkin açıklama yaptı. Hak ihlallerinin yoğun biçimde yaşandığını belirten Biçer Karaca, “Bu ihlalleri önlemek ya da ihlali ortadan kaldırmak adına saray iktidarı hiçbir politika üretmedi, bilakis salgın nedeniyle daha da artan bu ihlaller görmezden gelindi, Türkiye yok sayma politikalarına sahne oldu. İnsan hakları ihlallerini izlemek, incelemek, önlemek ve sonuçlarını ortadan kaldırmakla görevli olan kurumlar da saray iktidarı ile aynı politikaları sürdürdü” diye konuştu.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında 20 Temmuz’da ilan edilen olağanüstü hali (OHAL) sivil darbe olarak değerlendiren Biçer Karaca, “Sivil darbenin ardından görevlerinden ihraç edilenlerin görevlerine iade edilip edilmeme kararını vermek üzere OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur. Göreve iade talebi ile komisyona başvuran, yıllardır komisyon kararı bekleten vatandaşlar uğradıkları hak ihlallerini partimize iletmektedir” dedi. 

Gülizar Biçer Karaca, kendisine iletilen talepleri konuşmak için 8 Ekim 2020 tarihinde OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu başkanı ile bir saat görüştüğünü hatırlattı. Biçer Karaca bu görüşmede komisyon başkanına, barış bildirisine imza atan Barış İçin Akademisyenler’in, KESK’e bağlı sendikalara üye olup ihraç edilen ve haklarında ihraç edilme gerekçeleriyle ilgili kovuşturma, soruşturma ya da dava açılmayan kamu görevlilerinin, haklarında beraat ya da takipsizlik kararı verilen kamu görevlilerinin durumunu anlattığını aktardı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), imzacı akademisyenler hakkında Temmuz 2019’da ifade özgürlüğünün ihlaline ilişkin karar vermişti. Bu karara rağmen aradan geçen bir buçuk yılda neden hâlâ dosyalarının karara bağlanmadığını sorduğunu belirten Biçer Karaca, kendisine verilen yanıtı şöyle açıkladı: “Barış Akademisyenleri hakkında verilen AYM kararının, 16 bin başvuru dosyasında öncelik yaratmayacağı, AYM kararının komisyonun karar verme sürecini ve kararlarını etkilemeyeceğini açıkça ifade etmiştir. AYM kararının derhal uygulanması zorunluluğunu yok saymakta oldukları açıktır. Başkan, ‘OHAL İnceleme Komisyonu’nun kuruluş kanunu gereği yargı kararları bizleri bağlamaz, komisyon idari karar verir, mahkemelerden daha geniş kapsamlı soruşturma yapma haklarımız var ve bu hakkı da sonuna kadar kullanacağız!’ demiştir.”

Verilen yanıtın ne hukuk ile ne de yargı bağımsızlığı ile bağdaşmasının mümkün olmadığını belirten Biçer Karaca, “Komisyon başkanının tüm göreve iade talepleri ile ilgili olarak, ‘Haklarında hiçbir delil bulunmaz ise kurumun görüşü istenilecek ve o görüş esas kabul edilerek iade edilip edilmeme kararı verilecektir’ açıklaması ise komisyon kararlarında neyin-kimlerin etkili olduğu, hukuk karşısında haklarının iadesine karar verilen, yargı karşısında aklanan vatandaşların kurum görüşü ile mahkûm edileceklerinin açıkça itirafıdır” dedi.

“Bu anlayışa dur demek iktidarın görevidir”

Türkiye İnsan Hakları ve Eşit Kurumu’nun (TİHEK) da insan hakları ilkelerinin gereğini yerine getirmediğini belirten Biçer Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cezaevlerinde hak ihlallerinin koronavirüs salgınında artmasına rağmen, TİHEK uluslararası yükümlülükten doğan görevi gereği cezaevlerinde inceleme yapmış mıdır? Koca bir hayır! TİHEK Mart 2020’den bu yana cezaevlerinde hiçbir inceleme yapmamış, gelen başvuruların neredeyse tamamına yerinde incelemeye gerek duymaksızın dayanaktan yoksun kararı vermiştir. Ekim ayında basına yansıyan haberlere göre kurul, 15 cezaevi başvurusundan sadece biri hakkında ihlal kararı vermiş. Bu ihlal kararında da kurul üyesi bir kişi karşı oyunda ‘İhlal kararı vermek güzide kurumlarımıza haksızlık olur’ ifadeleri yer almış. Oysa TİHEK, inceleme ve yaptırım yetkisi olan bir kurum. 2020 yılında sadece 21 başvuruyu karara bağlayan kuruma bugüne kadar binlerce kişi cezaevlerinde yaşanan kötü muamele ve ayrımcılık nedeniyle başvuruda bulunmasına rağmen neden harekete geçmiyor? Yasal görevlerini yerine getirmeyen, özgürlükten mahrum bırakılanların hak ihlallerini yerinde incelemeyen, hak ihlali kararı vermeyi güzide kurumlara haksızlık olarak değerlendiren bu anlayışa dur demek iktidarın görevidir.”

“Çıplak arama işkencedir”

Biçer Karaca, çıplak arama ve cezaevlerinde artan hak ihlalleri ile ilgili olarak da şunları söyledi: “Açık ve net ifade ediyoruz ki çıplak arama işkencedir. İnsan hakları ihlalidir. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in ‘Ben Türkiye’de çıplak arama olduğuna asla inanmıyorum, yok böyle bir şey’ açıklaması üzerine sosyal medya ağlarında özellikle kadınlar açık kimlikleri ile kamera karşısına geçerek, boğazları düğüm düğüm yutkunarak yaşadıklarını bir kez daha anlatmaya çalıştılar. ‘İkincil travma’ dediğimiz şey aslında tam olarak bu. ‘Kadının beyanı esas alınmalı’ dediğimiz tam olarak bu. Bir iddia varsa araştırılmalı, sorumlular bulunup cezalandırılmalıdır. Suç ile işkence ile mücadele böyle mümkündür. İnanıp inanmama lüksüne göre değil. Gezi’deki sembol isimlerden Mücella Yapıcı 60 yaşında… 60 yaşında bir kadınının yaşadıklarını Özlem Zengin’e ispatlama mükellefiyeti mi var? Ne münasebet! Değerli gazeteci Müyesser Yıldız yazdı, bekledim bekledim ve yazdım diyerek paylaştı. ‘Çıplak aramanın tanığıyım!’ dedi. 2016 yılında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü, TBMM’deki komisyonda ‘Çıplak arama var’ diyor. İşte tutanaklar burada. Tüzük ve yönetmelik çıplak aramanın nasıl yapılacağını ayrıntıları ile anlatıyor. Ve çıkıp AKP Grup Başkanvekili, parti yetkilileri ‘yok’ diyebiliyor. Kadınlara inanmıyorsunuz, yazanlara, anlatanlara, konuşanlara, mektuplara inanmıyorsunuz? Kendi genel müdürlüğünüze, kendi bakanlığınıza da mı inanmıyorsunuz? Peki, haberiniz yok mu yönetmelik ve tüzükten?”

“Biz bunun için mücadele etmeye varız, hazırız”

Soruşturmalarla gerçeğin üstünün örtülmeyeceğini söyleyen Biçer Karaca, “İnsan hakları ihlali olan çıplak aramanın olmadığına milleti ikna edemezsiniz. Çıplak arama konusunda TBMM’de Meclis araştırma komisyonu kurulması için önerge sundum. Kuralım komisyonu, gerçekler ortaya çıksın. Bu ülkede kutuplaşma son bulsun, ihlallerin yerini evrensel insan hakları, ilke ve değerlerin hâkim olduğu demokrasi kültürü alsın… Biz bunun için mücadele etmeye varız, hazırız” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus